Böyle Buyurdu Zerdüşt Prova Notları
Böyle Buyurdu Zerdüşt Prova Notları

İKSV tarafından verilen Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülüyle üreteceğimiz ve Ekim ayında sahnelenmeye başlaması planlanan Friedrich Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” yapıtının provaları başladı.

Provanın ilk gününde herkes içinde tatlı bir heyecanla buluştu. Tekstler geldi ve masa üzerindeki yerlerini aldılar.

Önce oyunu duymak adına ilk okuma gerçekleşti. Yer yer kesilerek akla takılan sorular soruldu Müge hepsine tek tek cevap vererek merakları giderdi.

Okuma devam etti, Müge aralara girerek aklındaki atmosferi, oyunculuğu ve bakış açısını dile getirdi.

Provanın ilk bölümünde oyunun müziklerini yapacak olan Cem Yarkın bizimle beraberdi.  Kendi düşüncelerini aktardı. Tekst de daha önce bölümlenmiş müziklerin biçimi üzerine konuşuldu.

Daha sonra kısa bir ara verildi ama bu arada da oyun konuşulmaya devam etti.

Prova tekrar başladı…

Bu sefer Nietzsche’nin bakış açısı üzerine uzun uzun konuşuldu, hayatına dair önemli olaylar üzerine duruldu. Müge’nin Nietzsche üzerine aldığı el yazısı notlar okundu. Üst insan nedir tartışıldı…

Bu fikir alışverişleri zamanın hayli hızlı ilerlemesini sağladı ve provamız yarın kaldığı yerden devam etmek üzere son buldu.

Not: El yazısıyla alınan notları okumada bir hayli zorlandık.

Arayış

Bugün tekstleri elimize alıp okumaya başladığımızda oyun karakterini anlamaya çalıştık.

Herkes karakterle ilgili aklına takılanları sordu, Müge karakter analizi için gerekli bilgileri verdi.

Arayış devam ediyordu, bu karakter bunu neden der, nasıl der günümüzde ki karşılığı nedir diye epeyce üzerine fikirler üretildi.

Müge karakter sesleri üzerine biraz çalışalım neler bulabiliriz bakalım dedi. Ne olduysa bu cümleden sonra oldu. Herkes farklı farklı seslerle okumaya başladı. Ses ararken hımlayanlar, nefes alışverişleri, ürküten sesler, korkutan gülüşler, masum tınılar derken ortalık karışık sesler bütünlüğüne kavuştu.

Müge hemen oyuncuları yalnız bırakalım ses aramaya devam etsinler dedi, iyi de etti.

Reji grubu kısa bir kahve molasından sonra sahneye adım attığında herkes kendi karakteri için 4’er tane ses bulmuştu. O gürültüden bu kadar net sesler çıkması şaşırtıcı olduğu kadar sevindiriciydi.

Okumalar devam etti. Okumalar yapılırken oyun bizi bazı yol ayrımlarına sürükledi onları tartıştık. Oyunun günümüzde ki karşılığıyla ilgili Nevzat bir kaç örnek vererek anlaşılması konusunda güzel bir yol açtı.

Nietzsche’nin bakışı, felsefesini kurarken hangi durakları önemsediği notlar üzerinden yeniden tartışmalar da yapıldı.

Müge’nin de prova sonunda dediği gibi arayışımız devam edecekti ta ki tam bulana kadar.

Oyuncular umarım evde ses çalışırken sorun yasamazlar. Anlayışlı komşuları olup olmadığını anlamaları için iyi bir fırsat olsa gerek…

Rollerle buluşma

Bugün 3. Provamız için toplandık. Bugün de heyecanlı bir bekleyiş vardı sebebi ise rollerin dağıtılacağı bir provaya olmasıydı.

Prova, metni deşifre etmeyle başladı. Fikirler sağlam bir zemine oturmaya başlamıştı. Metin üzerine konuştukça varılmak istenen yere, doğru adımlarla ilerleniyordu. Her fikir, bakış açısı aslında yapbozun bir parçası gibiydi. Müge bu yapbozu birleştirip aklındaki tabloyu bize anlattı.

Ara verildikten sonra oyuncularla karakter sesleri deşifresi yapıldı. Bu süreç sonunda rol dağıtımı gerçekleşti. Artık masa başı çalışmamız giderek netleşmeye başlamıştı.

Müge ilerleyen provalarda karakterlere, hareketlerle de şekil vereceğinden bahsetti.

Bakalım yarın hareketler içerisinden neler çıkıp karakterlere şekil verecek.

Bu arada Emel’in getirdiği Yumiyumlarla hepimiz çocukluğumuza döndük.

Ayağa Kalkış

Bugün beden ve doğaçlama çalışmalarına başlandı. Oldukça yorucu geçen bu süreçte, doğaçlamalar ile bedende karakter arandı.

Bu arayış içerisinde Müge’nin verdiği Duygu yönlendirmeleriyle tüm ekibi etkisi altına alan doğaçlamaları şahit olundu.

Ara verildiğinde ise hala doğaçlamanın etkisi altında kalan ekip adeta başka bir ruh haline büründü. Doğaçlamalar bedenen yorucu geçtiği kadar mental olarak da oldukça sarsıcıydı.

Bugün ki fiziksel doğaçlamalar da anladık ki Selver üç kadının ağırlığını taşıyabilecek güçteymiş.

Doğaçlamalardan yola çıkarak Müge kafasındaki gestusları oyunculara aktardı.

Arayış hala devam ediyordu. Yarın da bulmak için çok çaba sarf edileceği kesin…

İlk Adım

Esra’nın önderliğinde toplanan ekip, dün de olduğu gibi beden ısınma çalışmasını yaptı. Ekip artık doğaçlamaya uygun bir ruh hali ve bedene sahipti.

Müge tıpkı yeni doğan bir insanı inşa eder gibi düşündüğü karakterleri biçimlendiren doğaçlamalar verdi. Bunun akabinde oldukça orjinal hareket bütünlüğü görülmeye başlandı. Müge’nin verdiği hareket doğaçlamaları müziğin eşliğinde oyuncuları başka bir atmosfere taşıyıp, sınırlar zorlandı. Doğaçlamalarda Nevzat’ın ikna kabiliyeti de oldukça etkiliydi. Ezgi’nin tüm direnişine rağmen 🙂

Bu doğaçlamalardan çıkan bazı hareketleri Müge parlatarak karakterlerin fiziksel formlarını oluşturdu.

Artık fiziksel yapıda ilk adımlar atılmaya başlanmıştı. Önlerindeki uzun yolu nasıl yürüyeceğini anlamış bir ekip daha güvenli adımlar atmak için bir diğer provayı beklemeye başladı.

Duvara Karşı

Bugün toplandığımızda ilk iş yine bedenleri ısıtıp doğaçlamaya hazır olmaktı. Herkes ısındıktan sonra doğaçlama çalışmalarına başladık.

Önce ki provaları hatırlayarak ilerlendi. Üstüne düşünüldü ve önce ki doğaçlamaları geliştirmek, karakterlerin beden hareketlerini netleştirme adına çalışmalar yapıldı. Bugün ki doğaçlamalarda Müge, oyun karakterlerinin davranışları, günümüz insanı ve sapkın bedenler üzerine çıkarımlar yaparak farklı bir bakış açısı yaratmak nasıl sağlanır üzerine gitti. Biriktirdiğimiz kimi sonuçları sesleri de katarak yol aldık.

Sıra doğaçlamalarda yorgun düşen bedenlerde diri kalan ses tellerini çalıştırmaya gelmişti. Alışılmışın dışına çıkarak, seste ve bedende nasıl zorluklar yaratırız sürecini araştırdık.

Herkes duvara dönüp duvara karşı konuşmaya, duvarlara hayat vermeye başladı. Duvar bu durumda ne hissetti bilemiyoruz. 🙂

Heykeltıraş ve Hareket Tiyatrosu üzerine çalışmaları olan Leyla Okan’da bugün çalışmamızda bizimle birlikteydi. Bazı hareket çalışmalarından yaptığımız doğaçlamalar üzerinden kendi deneyimlerini bizimle paylaştı. Akıl açıcı bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Bireysel çalışmaların akabinde birlikte hareket etmek üzerine kolektif doğaçlamalarla herkes karşısındakinin bedeni tanıdı, ağırlıkları keşfetti. Kimi zaman iki bedende tek bir kişi gibi nasıl hareket edilir denendi. Bu doğaçlamalarda beden kontrolü üzerine gelişim kaydedildi. Birde cansız bedenin ağırlığını hafifleten sanal iple tanıştık. 🙂

*Üst üste oyunlar ve turne, tiyatroyu yoğun bir hafta bekliyor. 27 Mayıs’a kadar küçük bir aranın ardından çalışmalara devam edeceğiz.

Son Yazılar