Böyle Buyurdu Zerdüşt Prova Notları
Böyle Buyurdu Zerdüşt Prova Notları

İKSV tarafından verilen Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülüyle üreteceğimiz ve Ekim ayında sahnelenmeye başlaması planlanan Friedrich Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” yapıtının provaları başladı.

Provanın ilk gününde herkes içinde tatlı bir heyecanla buluştu. Tekstler geldi ve masa üzerindeki yerlerini aldılar.

Önce oyunu duymak adına ilk okuma gerçekleşti. Yer yer kesilerek akla takılan sorular soruldu Müge hepsine tek tek cevap vererek merakları giderdi.

Okuma devam etti, Müge aralara girerek aklındaki atmosferi, oyunculuğu ve bakış açısını dile getirdi.

Provanın ilk bölümünde oyunun müziklerini yapacak olan Cem Yarkın bizimle beraberdi.  Kendi düşüncelerini aktardı. Tekst de daha önce bölümlenmiş müziklerin biçimi üzerine konuşuldu.

Daha sonra kısa bir ara verildi ama bu arada da oyun konuşulmaya devam etti.

Prova tekrar başladı…

Bu sefer Nietzsche’nin bakış açısı üzerine uzun uzun konuşuldu, hayatına dair önemli olaylar üzerine duruldu. Müge’nin Nietzsche üzerine aldığı el yazısı notlar okundu. Üst insan nedir tartışıldı…

Bu fikir alışverişleri zamanın hayli hızlı ilerlemesini sağladı ve provamız yarın kaldığı yerden devam etmek üzere son buldu.

Not: El yazısıyla alınan notları okumada bir hayli zorlandık.

Arayış

Bugün tekstleri elimize alıp okumaya başladığımızda oyun karakterini anlamaya çalıştık.

Herkes karakterle ilgili aklına takılanları sordu, Müge karakter analizi için gerekli bilgileri verdi.

Arayış devam ediyordu, bu karakter bunu neden der, nasıl der günümüzde ki karşılığı nedir diye epeyce üzerine fikirler üretildi.

Müge karakter sesleri üzerine biraz çalışalım neler bulabiliriz bakalım dedi. Ne olduysa bu cümleden sonra oldu. Herkes farklı farklı seslerle okumaya başladı. Ses ararken hımlayanlar, nefes alışverişleri, ürküten sesler, korkutan gülüşler, masum tınılar derken ortalık karışık sesler bütünlüğüne kavuştu.

Müge hemen oyuncuları yalnız bırakalım ses aramaya devam etsinler dedi, iyi de etti.

Reji grubu kısa bir kahve molasından sonra sahneye adım attığında herkes kendi karakteri için 4’er tane ses bulmuştu. O gürültüden bu kadar net sesler çıkması şaşırtıcı olduğu kadar sevindiriciydi.

Okumalar devam etti. Okumalar yapılırken oyun bizi bazı yol ayrımlarına sürükledi onları tartıştık. Oyunun günümüzde ki karşılığıyla ilgili Nevzat bir kaç örnek vererek anlaşılması konusunda güzel bir yol açtı.

Nietzsche’nin bakışı, felsefesini kurarken hangi durakları önemsediği notlar üzerinden yeniden tartışmalar da yapıldı.

Müge’nin de prova sonunda dediği gibi arayışımız devam edecekti ta ki tam bulana kadar.

Oyuncular umarım evde ses çalışırken sorun yasamazlar. Anlayışlı komşuları olup olmadığını anlamaları için iyi bir fırsat olsa gerek…

Rollerle buluşma

Bugün 3. Provamız için toplandık. Bugün de heyecanlı bir bekleyiş vardı sebebi ise rollerin dağıtılacağı bir provaya olmasıydı.

Prova, metni deşifre etmeyle başladı. Fikirler sağlam bir zemine oturmaya başlamıştı. Metin üzerine konuştukça varılmak istenen yere, doğru adımlarla ilerleniyordu. Her fikir, bakış açısı aslında yapbozun bir parçası gibiydi. Müge bu yapbozu birleştirip aklındaki tabloyu bize anlattı.

Ara verildikten sonra oyuncularla karakter sesleri deşifresi yapıldı. Bu süreç sonunda rol dağıtımı gerçekleşti. Artık masa başı çalışmamız giderek netleşmeye başlamıştı.

Müge ilerleyen provalarda karakterlere, hareketlerle de şekil vereceğinden bahsetti.

Bakalım yarın hareketler içerisinden neler çıkıp karakterlere şekil verecek.

Bu arada Emel’in getirdiği Yumiyumlarla hepimiz çocukluğumuza döndük.

Ayağa Kalkış

Bugün beden ve doğaçlama çalışmalarına başlandı. Oldukça yorucu geçen bu süreçte, doğaçlamalar ile bedende karakter arandı.

Bu arayış içerisinde Müge’nin verdiği Duygu yönlendirmeleriyle tüm ekibi etkisi altına alan doğaçlamaları şahit olundu.

Ara verildiğinde ise hala doğaçlamanın etkisi altında kalan ekip adeta başka bir ruh haline büründü. Doğaçlamalar bedenen yorucu geçtiği kadar mental olarak da oldukça sarsıcıydı.

Bugün ki fiziksel doğaçlamalar da anladık ki Selver üç kadının ağırlığını taşıyabilecek güçteymiş.

Doğaçlamalardan yola çıkarak Müge kafasındaki gestusları oyunculara aktardı.

Arayış hala devam ediyordu. Yarın da bulmak için çok çaba sarf edileceği kesin…

İlk Adım

Esra’nın önderliğinde toplanan ekip, dün de olduğu gibi beden ısınma çalışmasını yaptı. Ekip artık doğaçlamaya uygun bir ruh hali ve bedene sahipti.

Müge tıpkı yeni doğan bir insanı inşa eder gibi düşündüğü karakterleri biçimlendiren doğaçlamalar verdi. Bunun akabinde oldukça orjinal hareket bütünlüğü görülmeye başlandı. Müge’nin verdiği hareket doğaçlamaları müziğin eşliğinde oyuncuları başka bir atmosfere taşıyıp, sınırlar zorlandı. Doğaçlamalarda Nevzat’ın ikna kabiliyeti de oldukça etkiliydi. Ezgi’nin tüm direnişine rağmen 🙂

Bu doğaçlamalardan çıkan bazı hareketleri Müge parlatarak karakterlerin fiziksel formlarını oluşturdu.

Artık fiziksel yapıda ilk adımlar atılmaya başlanmıştı. Önlerindeki uzun yolu nasıl yürüyeceğini anlamış bir ekip daha güvenli adımlar atmak için bir diğer provayı beklemeye başladı.

Duvara Karşı

Bugün toplandığımızda ilk iş yine bedenleri ısıtıp doğaçlamaya hazır olmaktı. Herkes ısındıktan sonra doğaçlama çalışmalarına başladık.

Önce ki provaları hatırlayarak ilerlendi. Üstüne düşünüldü ve önce ki doğaçlamaları geliştirmek, karakterlerin beden hareketlerini netleştirme adına çalışmalar yapıldı. Bugün ki doğaçlamalarda Müge, oyun karakterlerinin davranışları, günümüz insanı ve sapkın bedenler üzerine çıkarımlar yaparak farklı bir bakış açısı yaratmak nasıl sağlanır üzerine gitti. Biriktirdiğimiz kimi sonuçları sesleri de katarak yol aldık.

Sıra doğaçlamalarda yorgun düşen bedenlerde diri kalan ses tellerini çalıştırmaya gelmişti. Alışılmışın dışına çıkarak, seste ve bedende nasıl zorluklar yaratırız sürecini araştırdık.

Herkes duvara dönüp duvara karşı konuşmaya, duvarlara hayat vermeye başladı. Duvar bu durumda ne hissetti bilemiyoruz. 🙂

Heykeltıraş ve Hareket Tiyatrosu üzerine çalışmaları olan Leyla Okan’da bugün çalışmamızda bizimle birlikteydi. Bazı hareket çalışmalarından yaptığımız doğaçlamalar üzerinden kendi deneyimlerini bizimle paylaştı. Akıl açıcı bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Bireysel çalışmaların akabinde birlikte hareket etmek üzerine kolektif doğaçlamalarla herkes karşısındakinin bedeni tanıdı, ağırlıkları keşfetti. Kimi zaman iki bedende tek bir kişi gibi nasıl hareket edilir denendi. Bu doğaçlamalarda beden kontrolü üzerine gelişim kaydedildi. Birde cansız bedenin ağırlığını hafifleten sanal iple tanıştık. 🙂

*Üst üste oyunlar ve turne, tiyatroyu yoğun bir hafta bekliyor. 27 Mayıs’a kadar küçük bir aranın ardından çalışmalara devam edeceğiz.

Yaklaşık 1 haftalık aranın ardından ekip olarak tekrar toplandık. Sahneye geçildiğinde gözler Esra’nın üzerindeydi. Esra uzun bir aranın ardından hamlayan vücutları ısındırarak doğaçlamalara uygun bir hale getirdi. Beden tanıma üzerine yarım kalan doğaçlamalar tamamlandı. Bu doğaçlamalardan bizim için değerli olan iki durum oyunda kullanılmak üzere not edildi. Doğaçlamaların bu denli oyuna hizmet etmesi sevindiriciydi.

Başka bir doğaçlamada ise ses, duygu ve beden kombinasyonu çalışılarak söylemin izleyicilere nasıl ulaştırılacağı da araştırıldı.

Bugün oyunda oldukça önemli yeri olan bir aksesuarla doğaçlamalara somutluk katılarak insan – paylaşım – statü üzerine aramalar yapıldı.

Karakterleri anlamada oldukça yorucu, düşündürücü ve keyifli bir provanın ardından günü sonlandırmış olduk. Bir daha ki provada görüşmek üzere.

Düşünceden Bedene

Bugün provada önceki doğaçlamaların ne kadar önem arz ettiğini somut bir şekilde gördük.

Müge verdiği doğaçlamalardan faydalanarak insanların monoton sistem içerisindeki duruşunu ve bu duruştaki rutinini şekillendirdi.

Metnin bize verdiği insan olamama durumunu yansıtan (beden – jest – mimiklerle) hareket bütünlüğü çalışıldı.

Cem Yarkın tarafından bestelenen müzikler dikkatle dinlendi ve hareketlerle uyumu sağlandı.

Sürü olarak kodlanan insan topluluğunun sapkın beden hareketleri hepimizi ürküttüğü gibi oyunun gidişatı hakkında da fikir vermiş oldu.

Müge, Zerdüşt’ ün topluma değişini Nevzat ile konuştuktan sonra, Nevzat Zerdüşt üzerine bulgularını oyuna adapte etti.

Her bir kelimenin, bakışın, hareketin bir hayli önemli olduğu Böyle Buyurdu Zerdüşt için zorlu süreç devam ederken reji notları tutuldu ve yarın ki prova için hazırlıklar başladı.

İyi Bayramlar

Bayramın ilk günü prova olur mu demeyin baya baya oluyor, gayet de güzel oluyor, oldukça da keyifli oluyor. Emel’in getirdiği çikolatalar serotonin hormonlarımıza gayet iyi geldi 🙂 Neden bir daha olmasın? 🙂

Sahneye gelindiğinde bir güzel bayramlaşma seremonisi yaptıktan sonra provaya girmeden önce neler yaptığımızı hatırladık. Müge bugün bizlere sürünün iç hesaplaşmalarıyla ilgili düşüncelerini aktardı.

Ritm çalışmalarıyla provaya daha yoğunlaşmış bir hale geldik. Ardından harekete dayalı provamız başladığında sürü psikolojisi göz önüne alınarak mim tekniğiyle geliştirmeler yapıldı.

Sürü psikolojisinin insanda bıraktığı izler bir bir harekete dökülerek içinde yasadığımız dünyaya göndermeler yapıldı.

Bireyin toplum baskısı altında kendi olamayışı, aslında hepimizin birer robotik yapıda yaşadığımızı anlatmak için bulgular ortaya çıktı.

Nietzsche’nin bakış açısıyla Zerdüşt’ün topluma bakışı işlendi.

Toplumu oluşturan bireylerin bu döngüden çıkmak istedikçe batışı çaresizliği gösterildi. Bencil bünyelerin, beraber yol aldığı kişilere karşı kıskançlığı, hırsı işlendi. Ezgi’nin hırsı herkesi hırslandırdı 🙂

Kısa bir aranın ardından Zerdüşt ve ihtiyar sahnesi çalışıldı. Bu iki kişilik sahnede hangi ifadeler, nasıl söylenmeli ve kullanılan materyallerin neler olacağına karar verildi.

Bu duygu birikimlerini sahnede harekete döktüren Müge’nin amacı anlatım dilini geliştirmek ve kaybedilen insani duyguları hatırlatmaktı. Tabi bu çalışmalar uğrunda oldukça fazla ter döküldü. Bayrama ıslak t-shirt ile giren ekibimiz biraz kurumak için 5 günlük bir tatili hak etmedi değil 😉

Genelden Detaya Yolculuk

Beş günlük tatilin ardından ilk işimiz sahneyi parçalara ayırmak oldu. Sahneye neyin nerede olduğunu belli eden marke çizgileri çekildi, böylece sanal bir dekor oluşturuldu.

Oyunun müziklerini yapan Cem Yarkın provayı başlatan isim oldu. Müge ile kısa bir toplantı yaptıktan sonra oyunda çalıştığımız yerleri izledi ve bazı rötuşlarla ritim konusunda önümüzü aydınlattı.

Kısa bir aranın ardından tekrar prova başladı. Bu kez Müge oyun için düşündüğü detayları oyuncularla paylaştı. Bu detaylar bir hayli oyuna ruh kazandırmıştı.

Hareket düzeninde senkronize hareketler çalışıldı. Ani dönüşler, duruşlar bakışlar derken Selver’in iki parçaya ayrılmasına az kalmıştı. 🙂

Bu zor çalışma bize dünyadaki sistemi anlattığı gibi Zerdüşt’ün sürüye olan temasını da gösteren önemli anları da ortaya çıkarttı.

Provanın devamında Zerdüşt’ün toplumla olan teması işlendi. Nevzat Zerdüşt için form bulguladı ve toplumla arasındaki farkı hem beden hem duygu olarak yansıttı. Tabi ki daha üstüne konulacak çok fikir olan bir süreçteyiz. Ancak güzel olan şu ki provadan mutlu ayrılındı. Galiba en tatmin edici yanı bu olsa gerek.

Bugün ki çalışmamız da, önceki provamızda ki sahneler gözden geçirilerek hatırlandı. Hareket düzenin de kareografinin iyice oturması ve pekişmesi adına ince detaylar üzerinde durularak pekiştirmeler yapıldı.

Hareket düzenin de sağlanan ritim ile metnin bizi götürdüğü yollara bakıp diyaloglar üzerine çalışmalar yapıldı. Oyuncular bir kaç farklı yönelimler göstererek arayışlarına devam etti.

Bulgulanan formlar yavaş yavaş oyuncular tarafından benimsenerek içselleştirilmeye doğru evrildi.

Aranın ardından Nevzat’ın bulguladığı Zerdüşt üzerine çalışıldı ve sürü ile arasında ki dinamikler yavaş yavaş şekillenmeye başlandı.

Bu adımlar daha emekleme aşamasında olsa da Müge’nin çizdiği yolu bitirecek bir görüntüye kavuşması için umut vericiydi.

Bu meşakkatli yolların sonu Babil’in asma bahçelerine çıkacak umuduyla bir daha ki provda buluşulmak üzere ayrılındı. 🙂

5 günlük tatilin ardından tekrar toplanan ekip provaya farklı bir başlangıç için hazırdı. Bu farklılığın sebebi ise aurası ve pozitif enerjisiyle Gülay Ertekin’di.

Gülay Ertekin provamıza gelerek 3 saatlik bir Tai chi öğretisiyle hepimize içgörü ve denge üzerine çalışmalar yaptırdı. Bu çalışmalar insan vücudunun nasıl daha verimli kullanılacağı ve doğru nefesin bize nasıl imkanlar sunduğunu göstermekle beraber denge ve konsantrasyon konusunda zenginlik kazandırdı.

Oyunumuzla paralel bir çalışma sunan Gülay Ertekin bize hem zihin hem beden kontrolü üzerine paha biçilmez püf noktalara değindi. Her ne kadar oyun odaklı bir çalışma desek de anladık ki her insanın bu öğretileri kazanması gerek. Başka bir prova da çalışmalara devam etmek üzere Tai chi çalışmamızı bitirdik ve kısa bir aranın ardından tekrar provaya geçildi.

Ufak bir hatırlama provasından sonra önceden belirlenen hareket düzeninde detaylara inildi. An an değerlendirmeler yapıldı. Her bakış, form ve tonlama üzerine Müge detaylarını oyunculara iletti. Bu bizim için güzel bir ilerleme olmuştu.

Bir yandan da sahne geçişlerinin organik olması ve anlam kazanması adına çalışmalar yapıldı.

Uzun süren bir provayı daha geride bırakmış olduk.

YENİ SAHNEYE İLK BAKIŞ

Ritmi mutlu şarkılar açılarak ısınma hareketleri yapılmaya başlandı. Isınmanın ardından ritmi düşündürücü oyun müziklerine geçildi. Bu iki farklı müzik her ne kadar birbirine zıt olsa da aslında hayatta nasıl yalancı motivasyonlara sahip olduğumuzu gösteren somut bir örnek oldu. 🙂

Provaya, oyunun ilk sahnesinden, çalışılan yerlere kadar akış alınarak başlandı. Bu kısa akış içinde notlar alındı. Sonrasında, form, beden, hareket, ses üzerine detaylara inildi. Bu detaylar sayesinde hareketler hareket gibi değil, yaşamın doğal akışı içindeymiş gibi gözükmeye başladı. Müge’nin de tam istediği buydu.Kafada soru işareti olan sahneler elden geçirildi, içselleştirildi ve bu soru işaretleri cevaplarını buldu. Yaşlı adam sahnesi – Zerdüşt’ün tanrının öldüğünü dosta düşmana haykırdığı sahne yeniden ayrıntılarına bakıldı artık ete kemiğe bürünmeye başladı.

Ara verildi, el emeği sandviçler yenildi ve merakla beklenen daha önce çalışmadığımız yeni sahneye geçildi.Yeni sahnenin hiç zorlanmadan oyuna entegre olması, oyuncuların hızlıca içselleştirmesiyle, sahnenin ilk trafiği kabaca belirlenmiş oldu. Yeni sahnenin bu denli hızlıca ilerlemesinin en önemli sebebi artık oyunun anlaşılması, karakterlerin oyunculara oturmasıydı. Çünkü nasıl bakacağını, nasıl tepki vereceğini bilen bir topluluk vardı artık sahnede.

Elbette bu sahne için de detaylara yolculuğumuz olacak ama iyi başlangıçlar her zaman önemlidir 🙂

Bugün Gülay Ertekin tekrar bizlerle beraberdi. Böyle ara ara provalarımıza gelip bize insan bedeni ve ruhu arasındaki püf noktaları göstererek, yürüdüğümüz yolda ki engelleri aşmamızı sağladı.

Gülay Ertekin Tai Chi tekniklerinde bakma ve görme üzerine bir dizi alıştırma yaptı bizlerle. Gömenin başka bir boyutunu deneyimlemiş olduk.

Yeri geldi tek bir kalemi gözün uzak odağını kullanarak iki kaleme çıkarttık, yani öyle gördük. Bazen yakın odak kullanarak bir nesnenin ne kadar güzel detayları olduğunu fark ettik.

Bazen burnumuzun ucuna sanal bir fırça takıp birbirimizi resmettik. O kadar keyifli oldu ki bitsin istemedik ve çalışmalar boyunca gülüşmeler eksik olmadı. Bu keyifli çalışma ve bize kattıkları için kendisine çok teşekkür ediyoruz.Gülay Ertekin’i yolcu ettikten sonra, normal prova düzenimize dönüp, bir önceki provada yeni başlayıp temellerini attığımız sahneyi geliştirmek için çalışmalar yaptık. Ardından bir başka sahnemiz olan Yaşlı ile Zerdüşt için detaylar arandı.

Bu sahneler hakkında çalışmalar olduktan sonra Müge oyunculara karakterleri üzerine yeni bir şeyler eklemeleri için önermeler verdi.

Yoğun geçen bu çalışmalardan sonra, oyunda gelinen yere kadar kısa bir akış alındı. Bütünlüğü bozan yerler varsa not alındı oyunculara aktarıldı ve ertesi gün devam etmek üzere prova sonlandı. Yarın görüşmek üzere.

Bugün ki prova da hiç hız kesmeden, önce ki provalarda yaptıklarımızı hatırlayarak başladık. Kısa heyecan verici bir akış aldık.

Bu akış sırasında Müge gözlemlediği yerleri not alarak, akış sonun da notları oyunculara aktardı. Amaç detayları kaybetmemekti. Biliyoruz ki bu oyun detaylarla var olan bir oyun. Bütün ekip bunun farkında olduğu için genel kanavanın haricinde oyuna içsellik katma adına kendi karakterleri için arayışlara devam ediyorlar.

Çalışılan yere kadar yapılan akıştan sonra verilen kısa aranın ardından, daha önce sadece okuyup dramaturgi çalışmasını yaptığımız yeni sahneye geçtik.

Bu sahne hepimizin heyecanla beklediği bir sahneydi. Oyuncular dengenin bir hayli önemli olduğu, fiziksel performansın ön plana çıktığı, bu sahne için araştırmalar, denemeler yaptılar.

Ara verdiğimiz zamanlar da dahi Ezgi üstünde yürümesi gereken demir parçası ile çalışmalar yapıp, denge unsuru konusunda ilerleme kaydediyordu, zor bir sahne olacağını biliyoruz.

Bu çalışmaların ardından provamızı bugünlük bitirdik yarın görüşmek üzere.

Bugün prova saatimiz olan 12.00 de toplandık. Esra önderliğinde ısınma haretleri yapıp provaya geçtik.

İlk olarak dün çalışılması için not aldığımız iki sahneyi çalışarak düzeltmeler yapıldı.

Ardından Zerdüşt ve ihtiyar sahnesine baktık. Bu sahne de görmeye başladık ki Nevzat, Zerdüşt karaterini içselleştirmiş ve her provada arayışına devam ederek Zerdüşt gibi zor bir karaktere yaklaşmaya başlamıştı. Her bölümü ayrı zor olan Zerdüşt karakteri için, Nevzat her prova da denemeler yaparak Zerdüşt rolünü şekillendirmeye başladı.

Müge Zerdüşt ile ilgili detayları, sürü ile olan bağını ve durumun analizini Nevzat ile paylaştı. Nevzat’ın adım adım Zerdüşt’e dönüşmesi oyunu istenilen yerlere taşımaya başlamıştı. Bu rol içinde uzun bir yol var diyebiliriz.

Bu sahnelere bakıldıktan sonra tekrar geldiğimiz yere kadar bir akış yaptık. Bu akış bize sahne geçişlerinde ki boşlukları gösterdiği gibi efektlerin düzenlenmesi konusunda da fikir verdi. Bu düzeltmeleri Selcan ile paylaşıp gerekli düzeltmeler yapıldı.Dün başladığımız ip cambazı sahnesi için ilk kanavayı bulup bunu geliştirmek üzere çalışmalar yapıldı. Selver ve Ezgi bir boru üzerinde denge de kalıp fiziksel dengenin yanı sıra, kendi yolunu tercih eden bir adamın öyküsünü ve bu öyküde mutlu sonu engelleyen, sistem de güç sahibi olan Ezgi’nin  karşılaşmasını izliyoruz. Bu sahne de oldukça fazla adranalin olacak gibi.

Yine yorulduk, terledik ve bu provanın da sonuna geldik. 🙂

Bugün dünkü provada söylenenler üzerine düşünen ekip, alacağımız kısa akış provası öncesi fikirlerini Müge ile paylaştı.

Müge oyuncuların araştırmasına, denemesine olanak vererek hem oyuncuların, hem de oyunun şekillenmesinde geniş bir yelpazeden yararlanıyor. Bu durum oyuncuların karakterlerine kattıkları tavırları daha görünür hale getiriyor. Bu sayede oyunun gelişiminin yani sıra oyunculuk için de gelişim süreci desteklenmiş oluyor.

Akışa geçmeden önce sahne ışıkları kapandı, yoğunlaşıldı ve ışıkla beraber kısa, yorucu akışımız başladı.

Bu akışlar bize oyunun görüntüsü hakkında fikir verdiği gibi oyuncuların atmosfere ayak uydurması, konsantrasyon devamlılığı gibi konularda gelişime yardımcı oluyordu.

Akis sırasında göze çarpan yerler not alınarak oyuncularla paylaşılıp sonraki prova için daha net ve temiz bir hale getiriliyordu.

Bu çalışmaların ardından özel olarak bakılması gereken yerlere bakılıyor, oyuna entegre edilmesi için tekrar tekrar çalışılıyordu.

Bugün provaya geldiğimiz bölüme kadar tekrarla başladı. Oyunun henüz başları da olsa, kısa akışlar sayesinde organik durmayan yerler üzerine eğilerek oyuna hizmet etmeyen durumlar düzeltildi.

Daha organik sahne geçişleri ve oyunculuk üzerine akışta dikkat çeken yerler üzerine çalışmalar yapıldı.

Yeni eklenen sahne henüz emekle aşamasında olduğu için bu sahneye özel bir çalışma yapıldı.

Bu çalışmada materyal kullanımı üzerine duruldu. Oyunda kullanılan materyaller oyunun bir parçası olduğu için oyuncuların kendi karakterlerini içselleştirdiği gibi bu parçaları da içselleştirmeleri için çalışmalar yapıldı.

Özellikle fiziksel olarak denge unsurunun ön plana çıktığı ip cambazı sahnesinde bedensel performans üzerine çalışıldı.

Müge Sahneyi Anlatıyor

Bu çalışmanın akabinde, Zerdüşt’ün tekli sahnelerine bakıldı. Reji üzerine çalışmalar yapılarak bu sahne hakkında iyileştirmeler gerçekleştirildi.

Kısa bir aranın ardından toplu sahnelerde olan senkronizasyon durumları gözden geçirilerek hareket başlangıçlarına Q’lar eklendi, böylece toplu sahneler daha net ve temiz hale getirilmiş oldu.

İki günlük tatil öncesi bir hayli verimli geçen provamızı bitirdik. Cumartesi günü görüşmek üzere diyoruz.

İki günlük tatilin ardından tekrar toplanan ekip provaya hazırdı.

Öncelikle Müge bu iki günlük aradan sonra kısa bir hatırlatma olarak son yaptığımız provada ki durumu değerlendirdi. Bunun akabinde provaya başlandı.

Prova akış şeklinde başladı ve kesilerek devam etti. Bu kesilmelerde Müge yönelim detayları üzerinde durdu.

Oyunda sürü toplumuna farklı bir boyut kazandıran Zerdüşt karakteri incelendi. Sürü ile Zerdüşt’ün sahneleri gözden geçirilerek grift bir yapıya dönüşmesi için çalışmalar yapıldı.

Zerdüşt ve sürünün farklı boyutları belirginleştirilerek, Nietzsche’nin üst insan kavramı belirginleştirildi.

Zor bir metin, zor bir işti Zerdüşt anlatmak.

Zerdüşt’ün toplum (sürü) ile arasında ki farkı verilirken bir yandan da insanda bulunan en temel özellikleri de aynı nokta da birleştirmek gerekliydi. Aydınlanmayı anlatmak zordu üstelik bunu görmek istemeyen bir topluma.

Oyunun dengesini bu bağlamda kurmaya çalışan Müge, sık sık alt metin örnekleri vererek oyuncuların heybelerini doldurmaya, karakterlerini içselleştirmeye yardımcı oluyordu.

Felsefesi olan bir oyunda önce o felsefeyi benimsetmekti amaç. Çünkü bu felsefe benimsenip oyun karakteri gibi düşününce oyun kendiliğinden doğruyu bulabiliyordu.

Dün yapılan çalışmaların ardından bugün öncelikle yeni eklenen detayları görmek adına akış yapıldı.

Akış sonrası gördük ki oyuncular hareket ve durum bağlamında gelişmeler göstermişti. Prova bunun için vardı zaten. Gelişim göstermek ve üzerine koyarak ilerlemek.

Müge yeni bir sahneye geçmek yerine bu güne kadar çalışılan yerlerin tekrar edilmesi üzerine bir prova düzeni oluşturmuştu.

Bu tekrar provaları aslında, tekrar etmek değil, rol, hareket, oyun ve karakter içselleşmesi için yapılan bir çalışmaydı.

Oyun doğru başlarsa doğru gidecek ve doğru oturtulan karakterler yeni sahne geldiğinde kendi yönelimlerini hemen çıkartacaklardı.

Akis sonrasında notlar alındı ufak ayrıntılar üzerine bile uzun uzun konuşuldu. Bu ufak dediğimiz ayrıntılar oyunun anlaşılabilirliğini arttıran, tat veren ve sağlam adım atmayı sağlayan detaylardı. Tüm ekip bunun farkında ve bilincinde dikkatle dinleyip bu detayları oyunda kullanıyordu.

Daha sonrasında oyunda önemli bir yere sahip olan hareket düzeni hakkında çalışma yapıldı. Bu çalışmalar hareket trafiğindeki marke problemlerini çözdü. Akabinde senkron hareketlerde ki uyum üzerine konuşuldu ve saliselerin önemli olduğu senkronizasyonlar gayet iyi gözüktü.

Moraller yüksek bir şekilde yarın görüşmek üzere dedik.

Not: Yarın sürprizlere açık bir gün olacak. 🙂

Yeni ayın ilk günü ekip olarak toplandık. Normal prova düzenimizi aldık. Prova öncesi ısınma hareketi yapıldı.

Sahne provası için antredeki yerlerimizi aldık. Işıkları alındı oyun müziklerini verdik, sanki gerçekten oyuna başlarcasına provaya start verdik. Hiç kesmemeye özen gösterdik reji izledi notlar aldı, oyuncular oynadı keyif verdi, misafir gelen arkadaşlar dikkatle oyuna kaptırdı kendilerini. Bu şekilde çalışılan yere kadar olan bölümün akışını tamamladık.

Sonra sahne ortasında bir daire oluşturup oturduk reji notlarını okumaya başladık, göze çarpan yerler oyuncularla paylaşılmaya başlandı.

Tam bu sıra da dışardan sesler geldi, birden atmosfer değişti bunun sebebi ise üstünde mumlar olan bir pastaydı. Gülüşmeler, alkışlarla beraber tebrikler edildi.

Evet bugün Müge ve Selcan’ın doğum günüydü. En güzel prova aralarından birini vermiş olduk. İyi ki doğdular. 🙂Pastalar yenirken prova notlarına geri döndük ve kaldığımız yerden devam ettik. Tatlı yedik tatlı konuştuk denebilir.

Daha sonra çalışılması gereken iki sahne üzerine çalışmalar yaptık. Özellikle ip cambazı sahnesi üzerinde oldukça durduk ve sonrasında keyifli gecen provayı bitirdik yarın görüşmek üzere. 🙂

Bugün provaya ilk sahneden itibaren birinci akış alınarak başlandı.  Bu akış içinde notlar alındı, müzik ve ışık düzenlemeleri yapıldı.

İhtiyar ve Zerdüşt sahnesinde detaylar tekrar gözden geçirildi, önemli noktalar vurgulandı.

Ceket sahnesi canlandırıldı ve bu sahne üzerine akış sonunda konuşmak üzere notlar alındı.

İp cambazı sahnesindeki eksiklikler ve önemli detaylar yakalanarak tartışıldı ve sahnenin taşıdığı anlam üzerine konuşuldu.

Birinci akışın sonunda oyuncular ve Müge arasında not alınan kısımlar için fikir alış-verişi yapıldı. Sahnelerin bütünlüğünün sağlanması için oyuncular fikir alış-verişine devam ettiler. Daha sonra ara verildi.

Aradan sonra ikinci akışa başlandı ve neredeyse kesintisiz bir şekilde devam etti. Bu esnada Öykü provanın kaydını almakla meşguldü. Kayıt sırasında bazı küçük aksaklıklar olsa da bu oyuncularımızın çalışma azmine engel olamadı.

Kayıtla birlikte ikinci akış bittikten sonra giriş sahnesinden gelinen kısma kadar harcanan süreye bakıldı ve bu konu hakkında düzenlemeler konuşuldu. En sonunda Müge tekrar detayların üzerinden geçti ve böylece bugünkü provamız sona erdi. Ekipçe eğlenceli fotoğraflar çekildi.

Böyle Buyurdu Zerdüşt oyunumuzun birinci etap provaları bugün sona erdi. Şimdi bir tatil ve ezber arası. Bu arada dekor yapımları sürecek. 27 Temmuz’da yeniden provalar başlayacak, o zamana kadar herkese iyi tatiller.

Son Yazılar