Böyle Buyurdu Zerdüşt Prova Notları
Böyle Buyurdu Zerdüşt Prova Notları

İKSV tarafından verilen Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülüyle üreteceğimiz ve Ekim ayında sahnelenmeye başlaması planlanan Friedrich Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” yapıtının provaları başladı.

Provanın ilk gününde herkes içinde tatlı bir heyecanla buluştu. Tekstler geldi ve masa üzerindeki yerlerini aldılar.

Önce oyunu duymak adına ilk okuma gerçekleşti. Yer yer kesilerek akla takılan sorular soruldu Müge hepsine tek tek cevap vererek merakları giderdi.

Okuma devam etti, Müge aralara girerek aklındaki atmosferi, oyunculuğu ve bakış açısını dile getirdi.

Provanın ilk bölümünde oyunun müziklerini yapacak olan Cem Yarkın bizimle beraberdi.  Kendi düşüncelerini aktardı. Tekst de daha önce bölümlenmiş müziklerin biçimi üzerine konuşuldu.

Daha sonra kısa bir ara verildi ama bu arada da oyun konuşulmaya devam etti.

Prova tekrar başladı…

Bu sefer Nietzsche’nin bakış açısı üzerine uzun uzun konuşuldu, hayatına dair önemli olaylar üzerine duruldu. Müge’nin Nietzsche üzerine aldığı el yazısı notlar okundu. Üst insan nedir tartışıldı…

Bu fikir alışverişleri zamanın hayli hızlı ilerlemesini sağladı ve provamız yarın kaldığı yerden devam etmek üzere son buldu.

Not: El yazısıyla alınan notları okumada bir hayli zorlandık.

Arayış

Bugün tekstleri elimize alıp okumaya başladığımızda oyun karakterini anlamaya çalıştık.

Herkes karakterle ilgili aklına takılanları sordu, Müge karakter analizi için gerekli bilgileri verdi.

Arayış devam ediyordu, bu karakter bunu neden der, nasıl der günümüzde ki karşılığı nedir diye epeyce üzerine fikirler üretildi.

Müge karakter sesleri üzerine biraz çalışalım neler bulabiliriz bakalım dedi. Ne olduysa bu cümleden sonra oldu. Herkes farklı farklı seslerle okumaya başladı. Ses ararken hımlayanlar, nefes alışverişleri, ürküten sesler, korkutan gülüşler, masum tınılar derken ortalık karışık sesler bütünlüğüne kavuştu.

Müge hemen oyuncuları yalnız bırakalım ses aramaya devam etsinler dedi, iyi de etti.

Reji grubu kısa bir kahve molasından sonra sahneye adım attığında herkes kendi karakteri için 4’er tane ses bulmuştu. O gürültüden bu kadar net sesler çıkması şaşırtıcı olduğu kadar sevindiriciydi.

Okumalar devam etti. Okumalar yapılırken oyun bizi bazı yol ayrımlarına sürükledi onları tartıştık. Oyunun günümüzde ki karşılığıyla ilgili Nevzat bir kaç örnek vererek anlaşılması konusunda güzel bir yol açtı.

Nietzsche’nin bakışı, felsefesini kurarken hangi durakları önemsediği notlar üzerinden yeniden tartışmalar da yapıldı.

Müge’nin de prova sonunda dediği gibi arayışımız devam edecekti ta ki tam bulana kadar.

Oyuncular umarım evde ses çalışırken sorun yasamazlar. Anlayışlı komşuları olup olmadığını anlamaları için iyi bir fırsat olsa gerek…

Rollerle buluşma

Bugün 3. Provamız için toplandık. Bugün de heyecanlı bir bekleyiş vardı sebebi ise rollerin dağıtılacağı bir provaya olmasıydı.

Prova, metni deşifre etmeyle başladı. Fikirler sağlam bir zemine oturmaya başlamıştı. Metin üzerine konuştukça varılmak istenen yere, doğru adımlarla ilerleniyordu. Her fikir, bakış açısı aslında yapbozun bir parçası gibiydi. Müge bu yapbozu birleştirip aklındaki tabloyu bize anlattı.

Ara verildikten sonra oyuncularla karakter sesleri deşifresi yapıldı. Bu süreç sonunda rol dağıtımı gerçekleşti. Artık masa başı çalışmamız giderek netleşmeye başlamıştı.

Müge ilerleyen provalarda karakterlere, hareketlerle de şekil vereceğinden bahsetti.

Bakalım yarın hareketler içerisinden neler çıkıp karakterlere şekil verecek.

Bu arada Emel’in getirdiği Yumiyumlarla hepimiz çocukluğumuza döndük.

Ayağa Kalkış

Bugün beden ve doğaçlama çalışmalarına başlandı. Oldukça yorucu geçen bu süreçte, doğaçlamalar ile bedende karakter arandı.

Bu arayış içerisinde Müge’nin verdiği Duygu yönlendirmeleriyle tüm ekibi etkisi altına alan doğaçlamaları şahit olundu.

Ara verildiğinde ise hala doğaçlamanın etkisi altında kalan ekip adeta başka bir ruh haline büründü. Doğaçlamalar bedenen yorucu geçtiği kadar mental olarak da oldukça sarsıcıydı.

Bugün ki fiziksel doğaçlamalar da anladık ki Selver üç kadının ağırlığını taşıyabilecek güçteymiş.

Doğaçlamalardan yola çıkarak Müge kafasındaki gestusları oyunculara aktardı.

Arayış hala devam ediyordu. Yarın da bulmak için çok çaba sarf edileceği kesin…

İlk Adım

Esra’nın önderliğinde toplanan ekip, dün de olduğu gibi beden ısınma çalışmasını yaptı. Ekip artık doğaçlamaya uygun bir ruh hali ve bedene sahipti.

Müge tıpkı yeni doğan bir insanı inşa eder gibi düşündüğü karakterleri biçimlendiren doğaçlamalar verdi. Bunun akabinde oldukça orjinal hareket bütünlüğü görülmeye başlandı. Müge’nin verdiği hareket doğaçlamaları müziğin eşliğinde oyuncuları başka bir atmosfere taşıyıp, sınırlar zorlandı. Doğaçlamalarda Nevzat’ın ikna kabiliyeti de oldukça etkiliydi. Ezgi’nin tüm direnişine rağmen 🙂

Bu doğaçlamalardan çıkan bazı hareketleri Müge parlatarak karakterlerin fiziksel formlarını oluşturdu.

Artık fiziksel yapıda ilk adımlar atılmaya başlanmıştı. Önlerindeki uzun yolu nasıl yürüyeceğini anlamış bir ekip daha güvenli adımlar atmak için bir diğer provayı beklemeye başladı.

Duvara Karşı

Bugün toplandığımızda ilk iş yine bedenleri ısıtıp doğaçlamaya hazır olmaktı. Herkes ısındıktan sonra doğaçlama çalışmalarına başladık.

Önce ki provaları hatırlayarak ilerlendi. Üstüne düşünüldü ve önce ki doğaçlamaları geliştirmek, karakterlerin beden hareketlerini netleştirme adına çalışmalar yapıldı. Bugün ki doğaçlamalarda Müge, oyun karakterlerinin davranışları, günümüz insanı ve sapkın bedenler üzerine çıkarımlar yaparak farklı bir bakış açısı yaratmak nasıl sağlanır üzerine gitti. Biriktirdiğimiz kimi sonuçları sesleri de katarak yol aldık.

Sıra doğaçlamalarda yorgun düşen bedenlerde diri kalan ses tellerini çalıştırmaya gelmişti. Alışılmışın dışına çıkarak, seste ve bedende nasıl zorluklar yaratırız sürecini araştırdık.

Herkes duvara dönüp duvara karşı konuşmaya, duvarlara hayat vermeye başladı. Duvar bu durumda ne hissetti bilemiyoruz. 🙂

Heykeltıraş ve Hareket Tiyatrosu üzerine çalışmaları olan Leyla Okan’da bugün çalışmamızda bizimle birlikteydi. Bazı hareket çalışmalarından yaptığımız doğaçlamalar üzerinden kendi deneyimlerini bizimle paylaştı. Akıl açıcı bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Bireysel çalışmaların akabinde birlikte hareket etmek üzerine kolektif doğaçlamalarla herkes karşısındakinin bedeni tanıdı, ağırlıkları keşfetti. Kimi zaman iki bedende tek bir kişi gibi nasıl hareket edilir denendi. Bu doğaçlamalarda beden kontrolü üzerine gelişim kaydedildi. Birde cansız bedenin ağırlığını hafifleten sanal iple tanıştık. 🙂

*Üst üste oyunlar ve turne, tiyatroyu yoğun bir hafta bekliyor. 27 Mayıs’a kadar küçük bir aranın ardından çalışmalara devam edeceğiz.

Yaklaşık 1 haftalık aranın ardından ekip olarak tekrar toplandık. Sahneye geçildiğinde gözler Esra’nın üzerindeydi. Esra uzun bir aranın ardından hamlayan vücutları ısındırarak doğaçlamalara uygun bir hale getirdi. Beden tanıma üzerine yarım kalan doğaçlamalar tamamlandı. Bu doğaçlamalardan bizim için değerli olan iki durum oyunda kullanılmak üzere not edildi. Doğaçlamaların bu denli oyuna hizmet etmesi sevindiriciydi.

Başka bir doğaçlamada ise ses, duygu ve beden kombinasyonu çalışılarak söylemin izleyicilere nasıl ulaştırılacağı da araştırıldı.

Bugün oyunda oldukça önemli yeri olan bir aksesuarla doğaçlamalara somutluk katılarak insan – paylaşım – statü üzerine aramalar yapıldı.

Karakterleri anlamada oldukça yorucu, düşündürücü ve keyifli bir provanın ardından günü sonlandırmış olduk. Bir daha ki provada görüşmek üzere.

Düşünceden Bedene

Bugün provada önceki doğaçlamaların ne kadar önem arz ettiğini somut bir şekilde gördük.

Müge verdiği doğaçlamalardan faydalanarak insanların monoton sistem içerisindeki duruşunu ve bu duruştaki rutinini şekillendirdi.

Metnin bize verdiği insan olamama durumunu yansıtan (beden – jest – mimiklerle) hareket bütünlüğü çalışıldı.

Cem Yarkın tarafından bestelenen müzikler dikkatle dinlendi ve hareketlerle uyumu sağlandı.

Sürü olarak kodlanan insan topluluğunun sapkın beden hareketleri hepimizi ürküttüğü gibi oyunun gidişatı hakkında da fikir vermiş oldu.

Müge, Zerdüşt’ ün topluma değişini Nevzat ile konuştuktan sonra, Nevzat Zerdüşt üzerine bulgularını oyuna adapte etti.

Her bir kelimenin, bakışın, hareketin bir hayli önemli olduğu Böyle Buyurdu Zerdüşt için zorlu süreç devam ederken reji notları tutuldu ve yarın ki prova için hazırlıklar başladı.

İyi Bayramlar

Bayramın ilk günü prova olur mu demeyin baya baya oluyor, gayet de güzel oluyor, oldukça da keyifli oluyor. Emel’in getirdiği çikolatalar serotonin hormonlarımıza gayet iyi geldi 🙂 Neden bir daha olmasın? 🙂

Sahneye gelindiğinde bir güzel bayramlaşma seremonisi yaptıktan sonra provaya girmeden önce neler yaptığımızı hatırladık. Müge bugün bizlere sürünün iç hesaplaşmalarıyla ilgili düşüncelerini aktardı.

Ritm çalışmalarıyla provaya daha yoğunlaşmış bir hale geldik. Ardından harekete dayalı provamız başladığında sürü psikolojisi göz önüne alınarak mim tekniğiyle geliştirmeler yapıldı.

Sürü psikolojisinin insanda bıraktığı izler bir bir harekete dökülerek içinde yasadığımız dünyaya göndermeler yapıldı.

Bireyin toplum baskısı altında kendi olamayışı, aslında hepimizin birer robotik yapıda yaşadığımızı anlatmak için bulgular ortaya çıktı.

Nietzsche’nin bakış açısıyla Zerdüşt’ün topluma bakışı işlendi.

Toplumu oluşturan bireylerin bu döngüden çıkmak istedikçe batışı çaresizliği gösterildi. Bencil bünyelerin, beraber yol aldığı kişilere karşı kıskançlığı, hırsı işlendi. Ezgi’nin hırsı herkesi hırslandırdı 🙂

Kısa bir aranın ardından Zerdüşt ve ihtiyar sahnesi çalışıldı. Bu iki kişilik sahnede hangi ifadeler, nasıl söylenmeli ve kullanılan materyallerin neler olacağına karar verildi.

Bu duygu birikimlerini sahnede harekete döktüren Müge’nin amacı anlatım dilini geliştirmek ve kaybedilen insani duyguları hatırlatmaktı. Tabi bu çalışmalar uğrunda oldukça fazla ter döküldü. Bayrama ıslak t-shirt ile giren ekibimiz biraz kurumak için 5 günlük bir tatili hak etmedi değil 😉

Genelden Detaya Yolculuk

Beş günlük tatilin ardından ilk işimiz sahneyi parçalara ayırmak oldu. Sahneye neyin nerede olduğunu belli eden marke çizgileri çekildi, böylece sanal bir dekor oluşturuldu.

Oyunun müziklerini yapan Cem Yarkın provayı başlatan isim oldu. Müge ile kısa bir toplantı yaptıktan sonra oyunda çalıştığımız yerleri izledi ve bazı rötuşlarla ritim konusunda önümüzü aydınlattı.

Kısa bir aranın ardından tekrar prova başladı. Bu kez Müge oyun için düşündüğü detayları oyuncularla paylaştı. Bu detaylar bir hayli oyuna ruh kazandırmıştı.

Hareket düzeninde senkronize hareketler çalışıldı. Ani dönüşler, duruşlar bakışlar derken Selver’in iki parçaya ayrılmasına az kalmıştı. 🙂

Bu zor çalışma bize dünyadaki sistemi anlattığı gibi Zerdüşt’ün sürüye olan temasını da gösteren önemli anları da ortaya çıkarttı.

Provanın devamında Zerdüşt’ün toplumla olan teması işlendi. Nevzat Zerdüşt için form bulguladı ve toplumla arasındaki farkı hem beden hem duygu olarak yansıttı. Tabi ki daha üstüne konulacak çok fikir olan bir süreçteyiz. Ancak güzel olan şu ki provadan mutlu ayrılındı. Galiba en tatmin edici yanı bu olsa gerek.

Bugün ki çalışmamız da, önceki provamızda ki sahneler gözden geçirilerek hatırlandı. Hareket düzenin de kareografinin iyice oturması ve pekişmesi adına ince detaylar üzerinde durularak pekiştirmeler yapıldı.

Hareket düzenin de sağlanan ritim ile metnin bizi götürdüğü yollara bakıp diyaloglar üzerine çalışmalar yapıldı. Oyuncular bir kaç farklı yönelimler göstererek arayışlarına devam etti.

Bulgulanan formlar yavaş yavaş oyuncular tarafından benimsenerek içselleştirilmeye doğru evrildi.

Aranın ardından Nevzat’ın bulguladığı Zerdüşt üzerine çalışıldı ve sürü ile arasında ki dinamikler yavaş yavaş şekillenmeye başlandı.

Bu adımlar daha emekleme aşamasında olsa da Müge’nin çizdiği yolu bitirecek bir görüntüye kavuşması için umut vericiydi.

Bu meşakkatli yolların sonu Babil’in asma bahçelerine çıkacak umuduyla bir daha ki provda buluşulmak üzere ayrılındı. 🙂

5 günlük tatilin ardından tekrar toplanan ekip provaya farklı bir başlangıç için hazırdı. Bu farklılığın sebebi ise aurası ve pozitif enerjisiyle Gülay Ertekin’di.

Gülay Ertekin provamıza gelerek 3 saatlik bir Tai chi öğretisiyle hepimize içgörü ve denge üzerine çalışmalar yaptırdı. Bu çalışmalar insan vücudunun nasıl daha verimli kullanılacağı ve doğru nefesin bize nasıl imkanlar sunduğunu göstermekle beraber denge ve konsantrasyon konusunda zenginlik kazandırdı.

Oyunumuzla paralel bir çalışma sunan Gülay Ertekin bize hem zihin hem beden kontrolü üzerine paha biçilmez püf noktalara değindi. Her ne kadar oyun odaklı bir çalışma desek de anladık ki her insanın bu öğretileri kazanması gerek. Başka bir prova da çalışmalara devam etmek üzere Tai chi çalışmamızı bitirdik ve kısa bir aranın ardından tekrar provaya geçildi.

Ufak bir hatırlama provasından sonra önceden belirlenen hareket düzeninde detaylara inildi. An an değerlendirmeler yapıldı. Her bakış, form ve tonlama üzerine Müge detaylarını oyunculara iletti. Bu bizim için güzel bir ilerleme olmuştu.

Bir yandan da sahne geçişlerinin organik olması ve anlam kazanması adına çalışmalar yapıldı.

Uzun süren bir provayı daha geride bırakmış olduk.

YENİ SAHNEYE İLK BAKIŞ

Ritmi mutlu şarkılar açılarak ısınma hareketleri yapılmaya başlandı. Isınmanın ardından ritmi düşündürücü oyun müziklerine geçildi. Bu iki farklı müzik her ne kadar birbirine zıt olsa da aslında hayatta nasıl yalancı motivasyonlara sahip olduğumuzu gösteren somut bir örnek oldu. 🙂

Provaya, oyunun ilk sahnesinden, çalışılan yerlere kadar akış alınarak başlandı. Bu kısa akış içinde notlar alındı. Sonrasında, form, beden, hareket, ses üzerine detaylara inildi. Bu detaylar sayesinde hareketler hareket gibi değil, yaşamın doğal akışı içindeymiş gibi gözükmeye başladı. Müge’nin de tam istediği buydu.Kafada soru işareti olan sahneler elden geçirildi, içselleştirildi ve bu soru işaretleri cevaplarını buldu. Yaşlı adam sahnesi – Zerdüşt’ün tanrının öldüğünü dosta düşmana haykırdığı sahne yeniden ayrıntılarına bakıldı artık ete kemiğe bürünmeye başladı.

Ara verildi, el emeği sandviçler yenildi ve merakla beklenen daha önce çalışmadığımız yeni sahneye geçildi.Yeni sahnenin hiç zorlanmadan oyuna entegre olması, oyuncuların hızlıca içselleştirmesiyle, sahnenin ilk trafiği kabaca belirlenmiş oldu. Yeni sahnenin bu denli hızlıca ilerlemesinin en önemli sebebi artık oyunun anlaşılması, karakterlerin oyunculara oturmasıydı. Çünkü nasıl bakacağını, nasıl tepki vereceğini bilen bir topluluk vardı artık sahnede.

Elbette bu sahne için de detaylara yolculuğumuz olacak ama iyi başlangıçlar her zaman önemlidir 🙂

Bugün Gülay Ertekin tekrar bizlerle beraberdi. Böyle ara ara provalarımıza gelip bize insan bedeni ve ruhu arasındaki püf noktaları göstererek, yürüdüğümüz yolda ki engelleri aşmamızı sağladı.

Gülay Ertekin Tai Chi tekniklerinde bakma ve görme üzerine bir dizi alıştırma yaptı bizlerle. Gömenin başka bir boyutunu deneyimlemiş olduk.

Yeri geldi tek bir kalemi gözün uzak odağını kullanarak iki kaleme çıkarttık, yani öyle gördük. Bazen yakın odak kullanarak bir nesnenin ne kadar güzel detayları olduğunu fark ettik.

Bazen burnumuzun ucuna sanal bir fırça takıp birbirimizi resmettik. O kadar keyifli oldu ki bitsin istemedik ve çalışmalar boyunca gülüşmeler eksik olmadı. Bu keyifli çalışma ve bize kattıkları için kendisine çok teşekkür ediyoruz.Gülay Ertekin’i yolcu ettikten sonra, normal prova düzenimize dönüp, bir önceki provada yeni başlayıp temellerini attığımız sahneyi geliştirmek için çalışmalar yaptık. Ardından bir başka sahnemiz olan Yaşlı ile Zerdüşt için detaylar arandı.

Bu sahneler hakkında çalışmalar olduktan sonra Müge oyunculara karakterleri üzerine yeni bir şeyler eklemeleri için önermeler verdi.

Yoğun geçen bu çalışmalardan sonra, oyunda gelinen yere kadar kısa bir akış alındı. Bütünlüğü bozan yerler varsa not alındı oyunculara aktarıldı ve ertesi gün devam etmek üzere prova sonlandı. Yarın görüşmek üzere.

Bugün ki prova da hiç hız kesmeden, önce ki provalarda yaptıklarımızı hatırlayarak başladık. Kısa heyecan verici bir akış aldık.

Bu akış sırasında Müge gözlemlediği yerleri not alarak, akış sonun da notları oyunculara aktardı. Amaç detayları kaybetmemekti. Biliyoruz ki bu oyun detaylarla var olan bir oyun. Bütün ekip bunun farkında olduğu için genel kanavanın haricinde oyuna içsellik katma adına kendi karakterleri için arayışlara devam ediyorlar.

Çalışılan yere kadar yapılan akıştan sonra verilen kısa aranın ardından, daha önce sadece okuyup dramaturgi çalışmasını yaptığımız yeni sahneye geçtik.

Bu sahne hepimizin heyecanla beklediği bir sahneydi. Oyuncular dengenin bir hayli önemli olduğu, fiziksel performansın ön plana çıktığı, bu sahne için araştırmalar, denemeler yaptılar.

Ara verdiğimiz zamanlar da dahi Ezgi üstünde yürümesi gereken demir parçası ile çalışmalar yapıp, denge unsuru konusunda ilerleme kaydediyordu, zor bir sahne olacağını biliyoruz.

Bu çalışmaların ardından provamızı bugünlük bitirdik yarın görüşmek üzere.

Bugün prova saatimiz olan 12.00 de toplandık. Esra önderliğinde ısınma haretleri yapıp provaya geçtik.

İlk olarak dün çalışılması için not aldığımız iki sahneyi çalışarak düzeltmeler yapıldı.

Ardından Zerdüşt ve ihtiyar sahnesine baktık. Bu sahne de görmeye başladık ki Nevzat, Zerdüşt karaterini içselleştirmiş ve her provada arayışına devam ederek Zerdüşt gibi zor bir karaktere yaklaşmaya başlamıştı. Her bölümü ayrı zor olan Zerdüşt karakteri için, Nevzat her prova da denemeler yaparak Zerdüşt rolünü şekillendirmeye başladı.

Müge Zerdüşt ile ilgili detayları, sürü ile olan bağını ve durumun analizini Nevzat ile paylaştı. Nevzat’ın adım adım Zerdüşt’e dönüşmesi oyunu istenilen yerlere taşımaya başlamıştı. Bu rol içinde uzun bir yol var diyebiliriz.

Bu sahnelere bakıldıktan sonra tekrar geldiğimiz yere kadar bir akış yaptık. Bu akış bize sahne geçişlerinde ki boşlukları gösterdiği gibi efektlerin düzenlenmesi konusunda da fikir verdi. Bu düzeltmeleri Selcan ile paylaşıp gerekli düzeltmeler yapıldı.Dün başladığımız ip cambazı sahnesi için ilk kanavayı bulup bunu geliştirmek üzere çalışmalar yapıldı. Selver ve Ezgi bir boru üzerinde denge de kalıp fiziksel dengenin yanı sıra, kendi yolunu tercih eden bir adamın öyküsünü ve bu öyküde mutlu sonu engelleyen, sistem de güç sahibi olan Ezgi’nin  karşılaşmasını izliyoruz. Bu sahne de oldukça fazla adranalin olacak gibi.

Yine yorulduk, terledik ve bu provanın da sonuna geldik. 🙂

Bugün dünkü provada söylenenler üzerine düşünen ekip, alacağımız kısa akış provası öncesi fikirlerini Müge ile paylaştı.

Müge oyuncuların araştırmasına, denemesine olanak vererek hem oyuncuların, hem de oyunun şekillenmesinde geniş bir yelpazeden yararlanıyor. Bu durum oyuncuların karakterlerine kattıkları tavırları daha görünür hale getiriyor. Bu sayede oyunun gelişiminin yani sıra oyunculuk için de gelişim süreci desteklenmiş oluyor.

Akışa geçmeden önce sahne ışıkları kapandı, yoğunlaşıldı ve ışıkla beraber kısa, yorucu akışımız başladı.

Bu akışlar bize oyunun görüntüsü hakkında fikir verdiği gibi oyuncuların atmosfere ayak uydurması, konsantrasyon devamlılığı gibi konularda gelişime yardımcı oluyordu.

Akis sırasında göze çarpan yerler not alınarak oyuncularla paylaşılıp sonraki prova için daha net ve temiz bir hale getiriliyordu.

Bu çalışmaların ardından özel olarak bakılması gereken yerlere bakılıyor, oyuna entegre edilmesi için tekrar tekrar çalışılıyordu.

Bugün provaya geldiğimiz bölüme kadar tekrarla başladı. Oyunun henüz başları da olsa, kısa akışlar sayesinde organik durmayan yerler üzerine eğilerek oyuna hizmet etmeyen durumlar düzeltildi.

Daha organik sahne geçişleri ve oyunculuk üzerine akışta dikkat çeken yerler üzerine çalışmalar yapıldı.

Yeni eklenen sahne henüz emekle aşamasında olduğu için bu sahneye özel bir çalışma yapıldı.

Bu çalışmada materyal kullanımı üzerine duruldu. Oyunda kullanılan materyaller oyunun bir parçası olduğu için oyuncuların kendi karakterlerini içselleştirdiği gibi bu parçaları da içselleştirmeleri için çalışmalar yapıldı.

Özellikle fiziksel olarak denge unsurunun ön plana çıktığı ip cambazı sahnesinde bedensel performans üzerine çalışıldı.

Müge Sahneyi Anlatıyor

Bu çalışmanın akabinde, Zerdüşt’ün tekli sahnelerine bakıldı. Reji üzerine çalışmalar yapılarak bu sahne hakkında iyileştirmeler gerçekleştirildi.

Kısa bir aranın ardından toplu sahnelerde olan senkronizasyon durumları gözden geçirilerek hareket başlangıçlarına Q’lar eklendi, böylece toplu sahneler daha net ve temiz hale getirilmiş oldu.

İki günlük tatil öncesi bir hayli verimli geçen provamızı bitirdik. Cumartesi günü görüşmek üzere diyoruz.

İki günlük tatilin ardından tekrar toplanan ekip provaya hazırdı.

Öncelikle Müge bu iki günlük aradan sonra kısa bir hatırlatma olarak son yaptığımız provada ki durumu değerlendirdi. Bunun akabinde provaya başlandı.

Prova akış şeklinde başladı ve kesilerek devam etti. Bu kesilmelerde Müge yönelim detayları üzerinde durdu.

Oyunda sürü toplumuna farklı bir boyut kazandıran Zerdüşt karakteri incelendi. Sürü ile Zerdüşt’ün sahneleri gözden geçirilerek grift bir yapıya dönüşmesi için çalışmalar yapıldı.

Zerdüşt ve sürünün farklı boyutları belirginleştirilerek, Nietzsche’nin üst insan kavramı belirginleştirildi.

Zor bir metin, zor bir işti Zerdüşt anlatmak.

Zerdüşt’ün toplum (sürü) ile arasında ki farkı verilirken bir yandan da insanda bulunan en temel özellikleri de aynı nokta da birleştirmek gerekliydi. Aydınlanmayı anlatmak zordu üstelik bunu görmek istemeyen bir topluma.

Oyunun dengesini bu bağlamda kurmaya çalışan Müge, sık sık alt metin örnekleri vererek oyuncuların heybelerini doldurmaya, karakterlerini içselleştirmeye yardımcı oluyordu.

Felsefesi olan bir oyunda önce o felsefeyi benimsetmekti amaç. Çünkü bu felsefe benimsenip oyun karakteri gibi düşününce oyun kendiliğinden doğruyu bulabiliyordu.

Dün yapılan çalışmaların ardından bugün öncelikle yeni eklenen detayları görmek adına akış yapıldı.

Akış sonrası gördük ki oyuncular hareket ve durum bağlamında gelişmeler göstermişti. Prova bunun için vardı zaten. Gelişim göstermek ve üzerine koyarak ilerlemek.

Müge yeni bir sahneye geçmek yerine bu güne kadar çalışılan yerlerin tekrar edilmesi üzerine bir prova düzeni oluşturmuştu.

Bu tekrar provaları aslında, tekrar etmek değil, rol, hareket, oyun ve karakter içselleşmesi için yapılan bir çalışmaydı.

Oyun doğru başlarsa doğru gidecek ve doğru oturtulan karakterler yeni sahne geldiğinde kendi yönelimlerini hemen çıkartacaklardı.

Akis sonrasında notlar alındı ufak ayrıntılar üzerine bile uzun uzun konuşuldu. Bu ufak dediğimiz ayrıntılar oyunun anlaşılabilirliğini arttıran, tat veren ve sağlam adım atmayı sağlayan detaylardı. Tüm ekip bunun farkında ve bilincinde dikkatle dinleyip bu detayları oyunda kullanıyordu.

Daha sonrasında oyunda önemli bir yere sahip olan hareket düzeni hakkında çalışma yapıldı. Bu çalışmalar hareket trafiğindeki marke problemlerini çözdü. Akabinde senkron hareketlerde ki uyum üzerine konuşuldu ve saliselerin önemli olduğu senkronizasyonlar gayet iyi gözüktü.

Moraller yüksek bir şekilde yarın görüşmek üzere dedik.

Not: Yarın sürprizlere açık bir gün olacak. 🙂

Yeni ayın ilk günü ekip olarak toplandık. Normal prova düzenimizi aldık. Prova öncesi ısınma hareketi yapıldı.

Sahne provası için antredeki yerlerimizi aldık. Işıkları alındı oyun müziklerini verdik, sanki gerçekten oyuna başlarcasına provaya start verdik. Hiç kesmemeye özen gösterdik reji izledi notlar aldı, oyuncular oynadı keyif verdi, misafir gelen arkadaşlar dikkatle oyuna kaptırdı kendilerini. Bu şekilde çalışılan yere kadar olan bölümün akışını tamamladık.

Sonra sahne ortasında bir daire oluşturup oturduk reji notlarını okumaya başladık, göze çarpan yerler oyuncularla paylaşılmaya başlandı.

Tam bu sıra da dışardan sesler geldi, birden atmosfer değişti bunun sebebi ise üstünde mumlar olan bir pastaydı. Gülüşmeler, alkışlarla beraber tebrikler edildi.

Evet bugün Müge ve Selcan’ın doğum günüydü. En güzel prova aralarından birini vermiş olduk. İyi ki doğdular. 🙂Pastalar yenirken prova notlarına geri döndük ve kaldığımız yerden devam ettik. Tatlı yedik tatlı konuştuk denebilir.

Daha sonra çalışılması gereken iki sahne üzerine çalışmalar yaptık. Özellikle ip cambazı sahnesi üzerinde oldukça durduk ve sonrasında keyifli gecen provayı bitirdik yarın görüşmek üzere. 🙂

Bugün provaya ilk sahneden itibaren birinci akış alınarak başlandı.  Bu akış içinde notlar alındı, müzik ve ışık düzenlemeleri yapıldı.

İhtiyar ve Zerdüşt sahnesinde detaylar tekrar gözden geçirildi, önemli noktalar vurgulandı.

Ceket sahnesi canlandırıldı ve bu sahne üzerine akış sonunda konuşmak üzere notlar alındı.

İp cambazı sahnesindeki eksiklikler ve önemli detaylar yakalanarak tartışıldı ve sahnenin taşıdığı anlam üzerine konuşuldu.

Birinci akışın sonunda oyuncular ve Müge arasında not alınan kısımlar için fikir alış-verişi yapıldı. Sahnelerin bütünlüğünün sağlanması için oyuncular fikir alış-verişine devam ettiler. Daha sonra ara verildi.

Aradan sonra ikinci akışa başlandı ve neredeyse kesintisiz bir şekilde devam etti. Bu esnada Öykü provanın kaydını almakla meşguldü. Kayıt sırasında bazı küçük aksaklıklar olsa da bu oyuncularımızın çalışma azmine engel olamadı.

Kayıtla birlikte ikinci akış bittikten sonra giriş sahnesinden gelinen kısma kadar harcanan süreye bakıldı ve bu konu hakkında düzenlemeler konuşuldu. En sonunda Müge tekrar detayların üzerinden geçti ve böylece bugünkü provamız sona erdi. Ekipçe eğlenceli fotoğraflar çekildi.

Böyle Buyurdu Zerdüşt oyunumuzun birinci etap provaları bugün sona erdi. Şimdi bir tatil ve ezber arası. Bu arada dekor yapımları sürecek. 27 Temmuz’da yeniden provalar başlayacak, o zamana kadar herkese iyi tatiller.

3 haftalık uzun mu uzun bir aradan sonra ekipçe tekrar bir araya geldik, herkes birbirini çok özlemiş olmalı ki sarılmalar kucaklaşmalar havada uçuştu.

Daha sonra oyuncularımız ilk günkü heyecanla provaya başlamak için hazırlanmaya başladı.

Bugünkü provaya ilk olarak Aynalı Çocuk sahnesiyle başladık,  herkesin üzerinde yeni bir sahneyi ortaya koyuyor olmanın heyecanı vardı.

Bahsi geçen sahne için önce doğaçlamalarla sahne beslendi, detaylar pekiştirildi.  Zerdüşt ve aynalı çocuğun kısmı üzerinde özellikle çalışıldı, dans hareketleri Müge’nin rehberliğinde ortaya çıktı. Esra’yı dans ederken izlemek hepimize ayrı bir keyif verdi.

Ardından aynı sahne üzerinde Maskeliler ve Zerdüşt kısmına odaklanıldı, maskelilerin girişi vs. üzerine Müge’nin fikirleri doğrultusunda farklı perspektifler denendi.

Sonrasında araya girdik ve bugün yine ekibimizden birinin doğum günüydü! Arada hep birlikte Ezgi’nin pastasını keserek ekipçe bu güzel anın keyfini çıkardık. İyi ki doğmuşsun Ezgi! 🙂

Aradan sonra Aynalı Çocuk sahnesi tekrar alındı, bu tekrar üzerinde yeniden bazı düzeltmelere gidildi. Bu sahne için müzik ve efektler dinlendi, bunların üzerinde konuşularak düzenlemeler yapıldı.

Aynalı Çocuk sahnesinin ardından kadınla erkeğin dans sahnesine geçtik, burada Esra ve Selver doğaçlamalar yaparak dans hareketleri üzerinde fikir alışverişinde bulundular, sahnenin devamı da aynı şekilde doğaçlamalarla pekiştirildi.  Müge de elbette bu fikir alışverişinin içindeydi.

Kısa bir aranın ardından yeni sahneler baştan alınarak rejinin notları üzerinde duruldu, ölü kadın sahnesine giriş yapıldı ve detayları konuşuldu.

En sonunda tüm ekip toplanarak Erdinç’in de aldığı notlarla birlikte oyuncular da fikir alışverişinde bulunduktan sonra bugünkü provamız oldukça tatlı bir şekilde sona ermiş oldu. Yarın görüşmek üzere. 🙂

Ekipçe toplandıktan sonra provamıza öncelikle Aynalı Çocuk sahnesinin tekrarını alarak başlandı, yer yer Müge’nin yönlendirmeleriyle birlikte sahne beslenerek daha da pekiştirildi.

Aynalı Çocuk sahnesinde duyguların nasıl daha etkili verilebileceği üzerine oyuncular ve Müge arasında fikir alış-verişinde bulunuldu.

Aynalı Çocuk sahnesinden sonra Maskeliler ve Zerdüşt arasındaki sahnesine geçildi. Sahnenin detayları üzerine konuşuldu ve sahnedeki duyguyu nasıl daha iyi verilebilir diye konuşuldu.

Küçük bir aranın ardından provamıza kaldığı yerden bu defa kadın ve erkeğin dans sahnesi ile devam ettik. Selver, Esra ve Müge dans hareketleri üzerinde durdu, yer yer doğaçlamalarla birlikte dans hareketlerini belirlemeye çalıştılar.

Dans sahnesini Ölü Kadın sahnesi takip etti, dün giriş yapılan sahnenin üzerine bugün daha detaylı konuşuldu, neler eklenebilir vb sahne nasıl beslenebilir bunun üzerine tartışıldı.

Daha sonra Aynalı Çocuktan Ölü Kadın sahnesine kadar bir akış alındıktan sonra bugünkü provanın sonuna gelmiş olduk. Prova sonunda rejinin notları gözden geçirildi, eksiler ve artılardan bahsedildi ve böylece bugünü bitirdik.

Dün çalışılan yeni sahnelerden sonra bugün bu sahnelerin kaba trafiği üzerine durduk. Yeni sahneler heyecan verici olduğu kadar biçimlenmesi gereken parçalardı.

Müge kabaca genel hatlarını oturttuğu sahnelerin detayları için oyunculara yönelimlerini gösterdi.

Provanın ilk bölümünde aynalı çocuk üzerinde duruldu. Sahnenin temposu, hızı konusunda çalışmalar yapıldı. Bir diğer yandan dramaturgisinde çözümlediğimiz karakterleri eylemde nasıl gösteririz üzerine geliştirmeler yapıldı. Bu gelişmelere Zerdüşt rolünde olan Nevzat’ ın kattığı içselleştirme sahne atmosferine gereken enerjiyi verdiği gibi aynalı çocuk rolündeki Esra da aynı performansla cevap verince sahnenin ileride nasıl bir etki yaratacağı konusunda fikirler netleşmeye başladı.

Esra’nın sahne üzerinde ki estetiği oyunculuğuyla birleşince görmek istediğimiz fantastik karakteri bize vermeye başladı.

Bu bağlamda tekrar tekrar aldığımız sahne sonrası. İpli sahneye geçildi. Burada Zerdüşt’ün Maskeliler tarafından kontrol edilmeye çalışıldıkça, Zerdüşt ‘ ün sistemi kuranlara karsı isyanı  on plana çıktı. Bir yandan da Nevzat’ın alnından akan terler dikkat çekiyordu. 🙂

Bu sahnelerimiz henüz yeni ve yine üzerine çalışacağımız birçok bölümü var. Sonra ki provalarda ne yapacağımızı bilerek bugünü sonlandırdık.

Yarın görüşmek üzere.

Bugün provamıza notları gözden geçirerek başlandı, yeni sahneler üzerindeki değişiklikleri gözden geçirildi.

Bundan sonra Aynalı Çocuk sahnesiyle provanın asıl kısmına başlandı, sahnedeki yeni düzenlemeler üzerinden ilerlendi.  Sahneyi nasıl daha fazla besleyebiliriz bunun üzerine denemeler gerçekleştirdik.

Aynı şekilde dans sahnesine devam edildi, bu defa yeni sahneler oyuncularımız tarafından daha organize oynandı. Oyunun verdiği havayı daha fazla sezmek mümkündü. Yeni sahneler tekrar edildikten sonra kısa bir ara verildi ve aranın ardından en baştan gelinen yere kadar bir akış alındı, akışla birlikte oyunun tam da istediğimiz havayı ve dinginliği verdiğini görmek hepimizi çok mutlu etti ve keyfimizi epey yerine getirdi. 🙂

Ekipçe herkeste küçük bir alkış tufanı kopmasına engel olmak mümkün değildi,  galiba kendimizi tutamayıp seyircilerin de provasını aldık.

Alkış tufanı biter bitmez ekipçe toplanıp reji notlarını dinlendi, eksikleri ve iyi olan yönleri konuştuktan sonra bu akış oyuncularımızı bir miktar kan ter içinde bıraktığından küçük bir araya daha hayır demek imkânsızdı.

İkinci aramızdan sonra sıra tekrar yeni sahnelerden birisi olan Ölü Kadın sahnesindeydi. Müge, Nevzat ve Esra bu sahne üzerine epeyce çalıştı, sahne üzerinde yeni fikirler denendi. İyice oturması adına birkaç kere bu sahnenin tekrarı alındıktan sonra bugünkü provamız da böylece son bulmuş oldu, provadan sonra ekipçe biraz sohbet edip cumartesi tekrar görüşmek üzere sözleştik. 🙂

2 günlük bir aranın ardından ekip tekrar buluştuğunda, provamıza Rüya sahnesinden başlandı.

Bu sahnenin yeni detaylarının iyice oturtulduğundan emin olunduktan sonra akış hızı üzerine biraz daha hızlı olunmasının oyun için daha iyi gözükeceğinde oyuncularımız ve reji ekibi hemfikirdi.

Maskeliler sahnesi için eklenmiş olan yeni hareketlerde oyuncularımızın tekniğinin iyi olduğu görüldü fakat duygular üzerine çalışılması gerektiğinden bu sahneye biraz daha odaklanıldı.Ölü Kadın sahnesine gelindiğinde oyuncular ve Müge sahneye yeni detaylar eklenerek duygusal açıdan beslenmesi konusunda hemfikirdi, bu yüzden yeni detaylar üzerine uzunca çalışıldı.

Seyirciye günümüz toplumunun durumu bu sahnelerde nasıl daha vurucu bir şekilde yansıtılabileceği üzerine Müge ve oyuncularımız fikirlerini birbirleriyle paylaştı.

Kısa bir aradan sonra sıra Rüya sahnesinin finalindeydi, yeni bir sahne olduğu için her zamanki heyecanı hissedebildik.

Öncelikle Elleri Kesik sahnesinin ışık, ses ve efekt düzenlemelerini ayarladıktan sonra Zerdüşt’ün tiradının vermesi gereken duygu belirlendi. Bu çizgiden devam ederken diğer yandan Elleri Kesiğin yansıtması gereken dehşet ve acı duygusunun üzerine gidildi. Bunlar belirlendikten sonra bu sahne konuşulanlar da göz önüne alınarak tekrar baştan alındı.

Daha sonra Ezgi, Müge ve Selver  bendirleri alarak söz konusu sahnenin devamı için ritim çalışmasına başladılar. Bir süre ritmin nasıl olması gerektiği üzerine denemeler yapıldı, ardından sahne bendirler de işin içine katılarak baştan sona tekrar edildi.

Sahnenin devamındaki olaylar için ışık ve efekt düzenlemesi yapıldı, ne de olsa efektler ve ışık oyunun olmazsa olmazlarından biri.

Son kez Rüya sahnesinin final kısmı baştan sonra tekrar prova edildikten sonra bugünkü provanın sonuna gelindi.  Yarın görüşmek üzere! 🙂

Provamızın ilk kısmı maskeliler sahnesiyle başladı, amaç hem sahneyi hatırlamak hem de duygularla tekniği pekiştirerek sahneyi tamamen oturtmaktı.

Sahneyi tekrar ederken hareketlerde küçük aksaklıklar yaşanmış olsa da, oyuncularımızın birbirine yardımcı olması sayesinde bu aksaklıklar çabucak çözüldü. Oyunun en çok efor sarf edilen sahnelerinden birisi bu olduğu için oyuncularımızın kan ter içinde kalmasına ne yazık ki engel olamadık.

Sahne tekrar baştan alındıktan sonra oyuncularımızın dinlenmesi adına küçük bir ara verildi.Aranın ardından dans sahnesindeki pürüzlerin giderilmesi için Müge, Selver, Ezgi ve Esra ayrıntı çalışmaya başladı. Hareketlerin senkronizasyonu konusunda bir sorun olmamasına karşın duyguların üzerine gidilmesi gerekiyordu.

Bu yüzden bu sahne detaylı bir şekilde bazı değişikliklerle prova edildi. Kıskançlık, tutku gibi duyguların hareketlere yansıması için büyük ölçüde özen gösterildi. Bir süre bunlar üzerine çalışıldıktan sonra yeni değişiklerle birlikte sahne baştan alındı.

İkinci bir aranın ardından Rüya sahnesi baştan sona kadar tekrar oynandı, bu esnada elbette hareketler ve duygular üzerine öneriler yapıldı, eksikler giderilmeye çalışıldı ve sahneyi besleyecek öğeler eklendi.

Bugün programımızda yine yeni bir sahne vardı, öncelikle sahnenin efektleri dinlendi böylece oyuncuların ve reji ekibinin kulağındaki yabancılık giderilmiş oldu.

Ardından Ezgi, Selver, Esra ve Müge yeni sahne için doğaçlamalar kullanarak çalışmaya başladı. Gücün getirdiği çirkinlik seyirciye hareketlerle nasıl yansıtılabilir Müge’nin yönlendirmeleri eşliğinde oyuncularımız kendi izlenimlerini de katarak sahneyi şekillendirmeye devam ettiler.

Yeni sahnenin doğaçlama çalışmalarından sonra sahne önünden sahne arkasına geçildi ve tüm ekip elele vererek yeni gelen dekorları boyadı. Günün en eğlenceli kısmının burası olduğu söylenebilirdi, herkes bir fırça kapmanın peşine düşmüştü.

Fırçalar havada uçuşurken ekip ruhunu hissetmemek elde değildi. Kimse üstünün başının boyaya bulanmasına aldırmış gibi durmuyordu, dekor boyama işi de bittikten sonra herkes dinlenmek üzere evlerine dağıldı. Yarın görüşmek üzere! 🙂

Bugün ekipçe küçük sohbetimizin ardından oyuncularımızın ısınmalarıyla başladı. Isınmanın ardından provamıza Rüya sahnesinin baştan sona akışıyla başlanmaya karar verilmişti.

Sahnenin akışını alınırken bugün ışık tasarımcısı Alev Topal bizimle birlikteydi, onunla birlikte rüya sahnesinin ışık düzenlemeleri tekrar gözden geçirilip gerekli değişiklikler yapıldı. Elbette bu değişiklikler yalnızca ışıkla sınırlı değildi.

Sahne yeni ses efektleriyle, bazı eklemeler ve çıkartmalarla yeniden şekillenirken tabii ki sahneyi duygusal açıdan gözden geçirme ve besleme de unutulmadı. Ne de olsa tiyatro bir duygu işi.

Rüya sahnesinin ardından küçük bir ara verildi. Arada da hem bu sahne hakkında hem de yeni sahne hakkında ekipçe ara ara sohbetler ve fikir alışverişleri de sürüyordu.

Aradan hemen sonra sıra yeni sahneye gelmişti bile. O tanıdık heyecanı oyuncularımızda gözlemlemek mümkündü.

İşe önce sahnenin teması ve sahnenin yansıttığı duygu üzerine konuşularak başlandı, böylece doğaçlama yaparken karakterlere nasıl bir şekil verilmesi gerektiği daha kolay kavranabilirdi.

Bu konuşmanın ardından doğaçlamalara geçildi. Önce Ezgi’nin karakteriyle başlandı, Müge ve Ezgi Ceketlinin sürü içindeki rolü üzerine konuşup buna uygun hareketler bulmaya çalıştı.

Ceketlinin temsil ettiği yükselme hırsı, baskılama biçimi ve gücün getirdiği çirkinlik yalnızca mimik, jest ve kahkaha tonlamalarıyla ortaya çıkartılmaya çalışıldı.

Ezgi ve Müge’nin ardından sıra Selver’in karakterindeydi. Yine karakterin duyguları üzerine fikir yürütüldü, verilmek istenen duygu doğrultusunda çeşitli hareketler ortaya çıkartılıyordu.

Selver’in ardından Gizem ve Esra’nın karakterlerinin duyguları, düşünceleri ve bu doğrultuda sürü içinde nasıl hareket etmeleri gerektiği, baskılanmışlık ve itaat duygusunun hareketlerine nasıl yansıyabileceği üzerine doğaçlamalar yapıldı.

Tüm bunların ardından sahne hep birlikte baştan sona tekrar alındı. Bu defa duyguların yanı sıra tekniğe de dikkat edildi. Tekrarın ardından oldukça yorulan oyuncularımız küçük bir arada dinlendikten sonra sahne bir kez daha tekrar edildi ve bundan sonra oldukça yoğun geçen gün sona ermiş oldu. Yorgun savaşçılarımız evlerine dağılırken yine de yarınki prova için motivelerdi. 🙂

Bugün provaya Aynalı Çocuk sahnesiyle başlandı, sahne dikkatle takip edilerek duygusal ve teknik açıdan var olan eksiler ve artılar gözlemlendi.

Aynalı Çocuk’un ardından rüya sahnesinin dün çalışan yeni kısmıyla önceki kısmı bağlanarak çalışıldı. Böylece bütünsel bir açıdan imge, duygular üzerinde durulma imkanı yakalanmış oldu. Ayrıca oyuncularımız da dün çalışılan yeni sahnenin detaylarını hatırlamış oldular.

Daha sonra yeni sahneye devam edildi, Zerdüşt ve Sürü 1’in konuşması, sahnenin geneline nasıl bağlanır, hangi duygular ön plana çıkmalı, nasıl bir teknik izlenmeli bunun üzerine düşünülüp çalışıldı.

Oyuncularımızın ve reji ekibimizin dinlenmesi için ara verildi, arada çay ve kahve eşliğinde sahne ve oyunun geneli üzerine konuşmalar bir an bile durmadı. Gerek dekor gerek kostüm her konu ele alındı.

Daha sonra sahnenin bütününü görmek adına baştan sona tekrar bir akış alındı. Bu akış sahnenin iyice oturması adına iki kez tekrar edildi. Ne de olsa yeni bir sahneyi oynamak hiç kolay değil, ne kadar çok tekrar o kadar iyi 🙂

Yeni sahnenin tekrarları alındıktan sonra bu defa oturmuş olduğu düşünülen sahnelerden birisi olan İp Cambazı’na dönüldü ve buradan gelinen yere kadar bir akış alınarak duygu, teknik ve tema bütünlüğü, eksikler artılar gözlemlendi ve tartışıldı. Gerek oyuncularımız gerek reji ekibimiz tarafından yeni eklemeler önerildi.

Bu fikir alışverişinin ardından bugünkü prova da sona ermiş oldu. Yarınki provanın ilerleyişi de belirlendikten sonra ekibimiz evlerine dağıldı. 🙂

Her zamanki saatte ekip yavaş yavaş toplandı bugün, güne öncelikle birbirimizle sohbet ederek ve oyun hakkında biraz konuşarak başladık.

Daha sonra oyuncularımız ısınmak için yerlerine geçti, reji ekibimiz de hazırlıklarını yapmak için bir araya geldi.

Provamıza ilk olarak birkaç gündür üzerinde çalıştığımız yeni sahneyi tekrar ederek başladık, böylece hem oyuncular sahneyi tekrar hatırlama fırsatı buldu hem de Müge sahneyi besleyecek yeni eklemelerde bulundu.

Bu sahnede özellikle kahkahalar üzerine Ezgi ile Müge bir çalışma yaptı, ilginç ve seyircinin kesinlikle ilgisini çekecek bir sahne olacağına dair en ufak bir şüphemiz bile yok. 🙂 Ara vermeden hemen önce Esra, Selver ve Gizem’in de bu sahnedeki hareketleri üzerindeki eksikler giderildi ve daha iyi yansıtılması gereken noktalar belirlendi.Aradan hemen sonra yeni sahnenin henüz prova etmediğimiz kısmına geçiş yaptık. Müge oyuncularımıza bu sahnenin yansıtması gereken duyguyu, hırslarla birlikte bilinmezliğin çatışmasını anlattı. Sürünün ve Zerdüşt’ün arasındaki çatışma, toplumun günümüzde geldiği halin yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Sahnenin duygusu ve teması üzerine konuştuktan sonra mizansene geçerek hareketlere, tekniğe giriş yaptık. Bunlar üzerinde çeşitli varyasyonlar deneyerek sahneyi daha etkili kılmayı amaçladık.

Uzun süre yeni sahnenin bu kısmı üzerine durduktan sonra bugünkü provamızın sonuna gelmiş olduk.  Yorucu fakat kesinlikle verimli bir gündü, hepimizin üzerinden yeni oyunumuzun heyecanı eksilmeden evlere dağıldık.

Bugün arife, bayram tatili öncesi son provamız. Çay, kahve hazırlanmış ekip toplanmıştı. Bugünün ilk muhabbeti bayram tatilinde kim nereye gidiyoru konuşmak oldu.

Boş kalmış, trafik derdi olmayan İstanbul’un keyfini çıkartacaklarda vardı, iki günde olsa ufak bir tatil planı olanlarda.

Ekip olarak uzun bir tatil istenmedi. İki günlük bir tatil yeterli olur diye karar verildi.

Bu konuşmaların ardından provaya geçildi. Provamız yine bir akış görülerek başlandı. Oyunun artık netleşen sahnelerini pekiştirmek amaçtı.

Bu akışlar artık kesilmeye ihtiyaç duymadan akan provalarımızdı. Tıpkı oyun havasında geçiyordu denebilir.

Göze çarpan önemli bir sorunun olmaması sevindiriciydi. Sadece sahne geçişlerindeki teknik aksaklıklar üzerine konuşulan bir akış oldu.

Akışın ardından kısa bir mola verildi. Bu ara sırasında kostümler üzerine Müge bize düşüncelerini aktardı. Bir kaç parça örnek ile denemeler yapıldı.

Tekrar provaya girdiğimizde yeni sahneye bakıldı. Bu sahne oyunun kırılma anlarından olduğu için diğer sahneler gibi detaylar arandı. Bu bulgulanan durumlar kullanılarak daha işlevsel bir hal alması sağlandı. Atmosfer olarak gerçeklik ve soyutluk üzerine durduruldu. Oyunda bu ayrımın verilmesi için detaylar arandı.

Bu sahneden sonra bir diğer sahnemiz ip cambazına bakıldı. Burada Nietzsche’nin kendi iradesiyle karar veren, erdemli insanların önemi hakkında vurgular yapılarak sahne parlatıldı.

Provanın sonuna gelindiğinde herkes bayramlaştı ve iki gün sonra prova da görüşmek üzere dendi 🙂

İki günlük bayram tatilimiz sonrasında toplandık. Bayramda kim neler yapmış öğrendikten sonra prova geçtik.

Müge bugün ek dramaturgi çalışması yaparak karakterlerin yönelimlerini hatırlatarak başladı provaya. Yaklaşık bir buçuk saat boyunca karakter analizi, oyunun Nietzsche’ nin bakış açısıyla paralel durumları ele alınarak dramaturgi tazemesin yapıldı.

Bu çalışma önemliydi çünkü karakterlerin değişimlerini görmeye başladığımız sahnelere gelmiştik. Bu değişimler her bir karakterde farklı yansıyacağı için bu hatırlatma oyuncuların yaratım surecinde nasıl yol alacaklarına ışık tutmuş oldu.

Oyuncular karakterleri hakkında düşüncelerini dile getirip fikir alışverişinde bulundu.

Kısa bir aranın ardından bu söylenenler eşliğinde akis yapıldı. Prova yer yer kesilerek konuşulan detaylar yönelimler parlatıldı, bazı fazla bulunan yerler ise azaltılarak karakter dengeleri sağlanmış oldu.

Akış sonrası yeni sahnelerimizden olan rüya sahnesi üzerine çalışmalar yapıldı. Zerdüşt’ ün iç dünyasındaki korkuları ile yüzleşmesi üzerinde durulduğu gibi sistemin çarklarının nasıl çalıştığı hakkında bilgi veren bu sahnede Zerdüşt’ün düzene karşı itirafları ortaya çıkartıldı.

Farklı materyallerin kullanıldığı sahnede, bu materyallerin sahneye uygun ve işlevsel hale gelmesi için hareket detayları bulguladı.

Yorucu gecen bir provanın daha sonuna gelinmişti bir sonraki provada görüşmek üzere.

Bugün toplandığımızda tüm ekip dün konuşulan karakter ve oyun analizi üzerine düşünüp karakterlerini zenginleştirmek için durum ve söylemlerini Müge ile paylaştı. Oyuncuların prova da bunları denemesine karar verildi.

Akışta da görüldü ki oyuncular karakterlerindeki değişimleri daha iyi anlamış ve fark etmişlerdi. Bu durum sevindiriciydi.Akış içerisinde çapaklı görülen bazı bölümleri tekrar ele almak isteyen Müge, öncelikle bu sahnelere ağırlık vererek emin adımlarla yeni sahnelere geçmek istedi.

Bu çapaklı dediğimiz sahneler düzeltilirken herkes bu durumdan memnundu. Böylece oyun daha iyi sahne geçişlerine ve daha vurgulu durumlara kavuşmuş oldu.

Kafadaki soru işareti olan sahneler düzeltildikten sonra yeni dediğimiz ama kabaca çalışılmış sahnemize tekrar bakma fırsatı oluştu.

Oyuncuların kendilerinin arayıp bulmasını önemseyen Müge, yapılan doğaçlamaları geliştirerek yeni sahnenin yönünü çizmiş oldu.

Kısa bir aranın ardından yeni sahne detayları tekrar gözden geçirilerek önceki sahnelere bağlantısı yapıldı.

Bugün prova saatimiz olan 14.00’da toplandık fakat bizden önce Ezgi, Selver ve Müge ip cambazı sahnesini biraz daha geliştirmek adına çoktan tiyatroya gelmişti bile.

Ezgi ve Selver’in bu sahneyi olabildiğince iyi çıkarmak için kendilerini adadıklarını görmemek imkansız, takım çalışması diye buna denir. 🙂

Ekip tamamen toplandıktan sonra genel provaya başlamak adına harekete geçildi, önce yeni eklenen sahnelerle birlikte genel bir akış alınarak başlandı, böylece düzeltilmesi gereken noktaları belirlemiş olduk.

Ne yazık ki bugün ekipçe enerjimiz düşüktü, bu durum elbette kimsenin hoşuna gitmemişti ve herkes de durumun farkındaydı. Akıştan sonra reji ekibinin ve Müge’nin notları paylaşıldı, yapıcı eleştirilerde bulunuldu. Daha sonra ara verildi fakat itiraf etmeliyiz ki modumuz bir nebze düşüktü.

Aradan sonra rüya sahnesini en başından finaline dek tekrar edildi, Müge ve reji ekibi bu sahnenin içinde bazı düzenlemeler ve değişiklikler yaptı.

Ayrıca sahnenin ışık ve efekt ayarlaması hakkında da fikir alış-verişinde bulunuldu. Sahnenin gerçekliğini arttırmak ve geçişlerin belirgin olmasını sağlamak buradaki asıl amaçtı.

Böylece Müge ve Selver hariç ekip bugünlük paydos vermiş oldu. Müge ve Selver ise ne yapıyordu derseniz, yepyeni bir sahnenin temellerini atıyorlardı tabii ki.

Bugün Ezgi ve Selver yine cambaz sahnesini tekrar etmek adına ekipten bir saat daha erken bir araya gelmişti. Denge çalışmalarıyla birlikte sahnenin oyun etkisi beslendi, bu zor sahne elbette Ezgi ve Selver’in üstesinden gelemeyeceği bir şey değil.

Ardından saat 14’de ekip toplanırken, Ezgi ve Selver’de biraz olsun nefeslenecek fırsatı buldular. Isınma hareketleri yapıldıktan sonra gelinen yere kadar bir akış alındı ve açıkçası bu akışta ekip ruhunu ve oyunun havasını somut bir şekilde hissedebilmek hepimizi çok sevindirdi.

Akışın ardından rüya sahnesi içindeki toplumun hırsları uğruna harcanışını ve elinden hiçbir şey gelmemesini ortaya koyan bir kısım üzerinde hareketlerle bu durum daha gerçekçi nasıl yansıtılabilir çeşitli denemelerde bulunuldu.

Burada Gizem ve Nevzat’ın rolü büyüktü, özellikle Gizem’in acıyı ve Zerdüşt’ten yardım isterken yüzündeki çaresizliği daha iyi görebildik. Zerdüşt’ün ise duyduğu korkunun ardından topluma uzatmaya çalıştığı yardım eli ve bu yardımın kaçıp gidişini yansıtılmaya çalışıldı.

Küçük bir ara verdikten hemen sonra Selcan, Müge ve reji ekibi yeni müzikleri dinledi, önceki müziklerin zamanlaması üzerine yeni düzenlemeler yaptı. Müzik ve sahne bütünlüğü daha sağlam bir temel üzerine oturtulmuş oldu.

Bunun ardından kahkahaların kol gezdiği sahne tekrar edildi, eksikler giderildi ve değişiklikler yapıldı. Bu sahnenin de efekt ve müzik zamanlaması belirlenmiş oldu. Ardından dün Müge ve Selver’in giriş yaptığı yeni sahneye geçtik, hepimiz bu sahneyi görmek için heyecanlıydık ki heyecanımıza da değmediğini söylersek yalan olur. 🙂

Daha sonra bugünün ikinci yeni sahnesine geçtik, bu sahnenin de epey zor olduğunu söylemeden geçmeyelim. Öncelikle doğaçlamalar yaparak başlandı; Esra ve Ezgi öncelikle ikili olarak hareketler, duygular ve mizansen üzerine yeni şeyler yaratmaya çalıştı. Doğaçlamalarla geçen bu yeni sahneye bugünlük ara verildi.

Şimdi sıra işin eğlenceli kısmı olan dekor hazırlamaya gelmişti. Geçen defa olduğu gibi yine herkes bir işin ucundan tutmak adına son derece istekliydi, anlayacağınız ekipçe yorgunluk nedir bilmiyoruz. 🙂

Dekorlarla uğraşırken gülüşmeler de eksik olmadı tabii ki, yine de bunda da iyi iş çıkardığımızı söylemeden geçmeyelim, bugün evlerimize dağılırken herkes halinden memnundu.

Ekipçe toplandıktan ilk olarak Esra’nın liderliğinde toplu bir ısınmayla provaya adım atmış olduk.

Isınmanın ardından yeni sahneler de eklenerek genel bir akış alındı, açıkçası dün olduğu gibi bugünkü akış da hepimizi çok memnun etti. Oyuncuların arasındaki sinerjiyi hissedebildik.

Ayrıca oyunun yeni sahneler eklendikçe ve akış alındıkça daha da piştiğini görmemek imkânsızdı. Akışın ardından reji notlarını dinledik, eksik yönler konuşulduğu kadar iyi olan noktalarda da oyuncularımızı takdir etmeyi tabi ki unutmadık.

Oyuncularımız yer yer özeleştirilerde de bulundu, artık küçük pürüzlerin giderilmesi adına önerilerde bulunuluyordu böylece oyunun seyirciye daha etkili geçmesi sağlanacaktı.

Akıştan sonra küçük bir ara verdik, çay ve kahve eşliğinde oyun üzerine konuşuldu. Yer yer önceki oyunlardan bahsedildi, tatlı bir sohbet havası ekibi sarmıştı.

Aranın ardından önceki sahnelerin biri tekrar edilerek reji notlarına göre yeniden düzenlendi, açıkçası bu sahnenin notlar eşliğinde yeniden şekle sokulmasıyla daha iyi bir hale geldiği konusunda reji ekibi, Müge ve oyuncularımız hemfikirdi.

Bu kadar efor ekibi acıktırınca yeni sahne için enerji toplamak adına bir yemek molası vermek şarttı artık. 🙂 Aranın ardından dün şekillendirmeye başladığımız yeni sahne üzerine bugün uzun bir süre çalışıldı. Öncelike Müge, Esra ve Ezgi’nin dün çalıştığı hareketleri izledi ve daha iyi nasıl beslenebilir, itaatkârlığın getirdiği çürümüşlük ve sapkınlığın insanda nasıl ortaya çıktığı üzerine konuşuldu ve bu doğrultuda farklı denemelerle sahne tekrarlandı.

Bu yeni sahnede Esra’nın gösterdiği performansı takdir ediyoruz, zira izlerken biz bile zorlu dakikalar geçirmedik diyemeyiz. Elbette bu seyircilerimiz için bir sır. 🙂

Sahneye daha sonra Nevzat da dâhil oldu, Zerdüşt’ün itaatkarlığın getirdiği sapkınlığa, çürümüşlüğe, yükselme hırsı adına insanların yaptıklarına isyan edişi yansıtılmaya çalışıldı. Sürünün sorgulamaya başlaması, arada kalınmışlık hissi ve korkusu hareketlerle ve söylemle pekiştirildi.

Bu sahne ile işimiz elbette daha bitmedi fakat bugünlük bu kadar yeter diyerek paydos etme kararı aldık, yarın görüşmek üzere. 🙂

Bugün prova saatinde toplanan ekip, ilk olarak Esra’nın liderliğinde ısındıktan sonra akışa geçmek üzere hazırlanamaya koyuldu. Bugünkü ısınma turumuza reji ekibi de dâhil olmuştu.

İlk olarak yeni eklenen sahneleri de ekleyerek baştan sonra bir akış alındı, bu akışta ne yazık ki bazı teknik açıdan oluşan aksaklıklarla birlikte oyuncularımızın da motivasyonunun düşmesine sebep oldu.

Akış bittikten sonra oyunun genel havası üzerinde duruldu, bu esnada dekor üzerinde de bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğine dair ortak bir karara varıldı.

Ayrıca bazı sahnelerin düzeltilmesi gereken pürüzleri de yine akışta çok daha iyi görüldü.

Reji ekibi kadar oyuncularımız da sinerjinin düşük olduğunun farkındaydı, reji notları okunurken kendilerine dair özeleştirilerde bulunarak reji ekibimizle birlikte karşılıklı bir fikir alış-verişi yaşandı. Ara sıra ortaya çıkan bu durum nasıl en aza indirgenir bunun üzerine konuşuldu.

Reji notlarının ardından hem dinlenmek hem de kendimize gelmek için küçük bir çay molası vermek gerekliydi.

Aranın ardından dün çalıştığımız yeni sahne üzerinde birkaç tekrar alındı, sonrasında bu yeni sahnenin işlenmeyen kısımları üzerinde duruldu.

Müge karakterlerin seyirciye vermesi gereken mesajı oyuncularımıza anlattıktan sonra sıra doğaçlamalara geldi.

Bir süre doğaçlamalar üzerinden gidildi, böylece bu kısımların oyunla bir bütünlük kurması ve seyirciye aktarılması için tam alarak ne yapılması gerektiği, sahnenin yansıtması gereken duygu, tema nasıl işlenmeli daha iyi şekillendirilmiş oldu.

Sahne bir kez daha baştan alınarak tekrar edildikten sonra bugün oldukça yorulan ekip paydos yapmaya karar verdi. Yarın görüşmek üzere. 🙂

Tiyatroya gelen tüm ekibin ortak konusu yağan şiddetli yağmurlar olmuştu. Sağanağa yakalanan, yakalanmayan, şemsiyesi olan, olmayan bir şekilde prova saatinden önce tiyatro da olmayı başarmıştı.

Provamıza ilk olarak yeni eklenen ilk sahnemizin hatırlamasıyla başladık. Bu başlangıç gecen provada neler üzerine durduğumuz konusunda hatırlatmalar ile geçti. Bu sahnenin yönelimi ve anlatmak istediği üzerine konuşuldu. Daha sonrasında reji olarak sahne trafiğine bakıldı. Sahnenin genel hatlarının oturduğu üzerine hem fikir olunduktan sonra kısa bir ara verdik.Aranın ardından oyun genelini görmek isteyen Müge baştan geldiğimiz yere kadar akis provası yaptı. Bu akışa yeni sahneyi de kabaca oyuna ekleyerek oyun gidişatı hakkında notlarını almaya başladı.

Akis sonunda oldukça yorulan oyuncular ile prova notları paylaşıldı.

Yeni eklenen sahne üzerindeki aklında bulunanları oyuncularla paylasan Müge bir sonraki provamızda bu sahnenin detaylarına bakacağımızı söyledi.

İki günlük tatilin ardından zihnen ve bedenen dinlenen ekip provaya hazır bir şekilde tiyatroda buluştu.

Gecen provada konuşulduğu üzere yeni sahnenin detaylarına bakarak provaya başladık.

Bu iki günlük arada yönetmenimiz Müge de bu sahne üzerinde geliştirmeler düşünmüş ve bu düşüncelerini oyunculara aktarmıştı. Böylece sahne hakkında ki detaylar ortaya çıkmaya başladı.Kısa bir aranın ardından gelinen yere kadar bir akis daha alındı. Bu akışın diğerlerinden farkı ise süre tutulması oldu. Oyunun kaç dakika süreceği hakkında ön bilgi almak isteyen Müge, ona göre bazı değişiklikler yapabileceğinden bahsetti.

Akışta yine notlar alındı. Bu notlar akış sonrasında oyuncularla paylaşıldı ve provamız yarın devam etmek üzere bitirildi.

Yarın görüşmek üzere 🙂

Provamıza bugün yeni sahnelerimizin detaylarına bakarak başladık. Her detayın nedenini, oyuna katkısını ve karakterlerin yapısına göre yönelimlerini anlatan Müge, oyuncularında, hem fikir olmasıyla bu sahnelerin şekil almasında önemli bir yol alindi.

Provamızın ikici bölümüne geçtiğimizde ise. Her gün üzerine fazlaca düşünüp gelen Nevzat, Zerdüşt karakterinin değişimlerini, oyun içerisindeki kırılma anlarını çözümledikten sonra bunu Müge ile paylaşarak, Müge’nin düşüncesinin paralelinde daha iyi islenmiş bir Zerdüşt’ün inşasını görmek sevindiriciydi.

Bu sahnenin de ardından kısa bir aranın ardından, oyunun somut ve soyut bölümlerinin farklılığı üzerinde duruldu. Sahneler soyut anlara geçtiğinde, Zerdüşt’ün ve sanrılarının yönelimleri bulgulandı, çapaklı bulunan yerler sadeleştirildi ve yarın kaldığımız yerden devam etmek üzere provamız bitmiş oldu 🙂

Bugün öncelikle dun çalıştığımız sahnelerin üzerine konuşuldu. Akılda kalan sorular Müge tarafından cevaplanarak soru işaretleri ortadan kalkmış oldu.

Öncelikle dün çalıştığımız sahneleri bugün akışın içinde görülmesi adına akışa başlandı. Akış içerisinde ilk kez gireceğimiz yeni sahnelerin ayrı bir heyecanı vardı.

Henüz ezber olarak tam hazır olmayan bu sahnelerin akış içerisinde hikâye bütünlüğünde nasıl durduğu irdelendi.

Zor bir hikâye anlatıyoruz bu oyunda. Her karakterin farklı yönelimlerini ortaya çıkartmaya çalışan Müge. Tıpkı bugünkü toplumda görülen sürü kavramının aslında bireylere bakıldığında farklılık gösterdiğini ortaya çıkartmaktı amaç.

İnsanlar aynılaştırılarak tek bir amaca yönelik yetiştirilse de, bireyin özüne bakıldığında ortaya çok farklı renklerin çıktığını görüyoruz.

Geçmişini unutan bireylere, Nietzsche’nin felsefesinden gidilerek üst insan olma yolundaki aydınlık sureci ortaya çıkartıldı.

Bu oyun çalışıldıkça ekip olarak normal hayatlarımızı da sorguladığımız olmuyor desek yalan olur. 🙂

Akış bittikten sonra oyunun tempo olarak bize sunduklarını parlatmak üzere bir kaç not alındı. Böylece birbirini izleyen sahnelerin daha iyi bir şekilde tırmanmasını sağlamak amaçlandı.

Gerek teknik gerek oyunculuk üzerine alınan bu notlar ekibe aktarılarak yarın ki provamızda bunların sahnede görülmesi üzerine konuşuldu.

Bu konuşmanın ardından provamızı bitirdik. Yarın görüşmek üzere. 🙂

Bugün ekip olarak toplandığımızda yeni sahnelerin kaldığımız yerden detaylarına bakarak başlandı.

Bu yeni sahnelerin replikleri üzerine tekrar metin hakkında çözümlemeler yapıldı. Nietzsche, dil olarak da, anlatım olarak da zor bir felsefi kitap bırakmıştı bizlere. Bu bağlamda Nietzsche’nin anlatımından uzaklaşmadan sağlam bir uyarlama metin yazmak hiç de kolay bir iş değildi. Müge bu anlamda büyük emek veriyor ve zoru başarıyordu.

Oyuncularda zor bir metni çözümlediklerinin farkındaydı. Bu sebepten dolayı dramaturgi molaları verilerek, metnin dilin, anlatımının üzerine sağlamalar yapılarak, metin çözümlemesi devam ediyordu provalarda.

Bu metin çalışmasının ardından sahne üzerindeki eylemler, hareketler çalışıldı. Oldukça detay çalışılan bu prova da, yeni olan iki sahne adım adım çalışıldı.

Kısa bir aranın ardından. Oyunda Cem Yarkın’ın bestelediği parçalar dinlendi ve parça okuması çalışıldı.

Bu çalışmanın ardından provamızı bitirdik. Bir daha ki provada görüşmek üzere.

Bugün öncelikle şarkı çalışmasıyla başlandı. Esra’nın sahnede canlı olarak seslendirdiği parça üzerine çalışma yapıldı. Aynı zamanda bu parçanın koreografisinde oluşturuldu.

Bu çalışmanın ardından geçen provadan düzeltilmesi gereken yerlere bakıldı. Gerekli rötuşlar yapıldı ve akis için hazırlıklar başladı.

Akış öncesinde ses efekt düzenlemeleri yapıldı. Sahne geçişleri, oyunun içeriğine uygun fon müzikleri denendi. Oyuna efektler oldukça etkili bir hava katılıyordu, bunun için her sahnenin efektlerine tek tek bakılarak düzeltmeler yapıldı.

Bugün akışta ayni zaman da süre tutuldu ve istenilen sürelerde bir akis olması için heyecanla beklendi.

Akis başladı tıpkı oyundaymış gibi hiç kesmeden gelinen yere kadar akis alindi, hatta bu akışta yeni çalışılan şarkıda yerini almıştı. Bu sevindirici ve güzel geçen akışın ardından tutulan süre de istenilen düzeyde olunca keyifler iyice arttı.

Yarın ki provamıza daha özgüvenli geleceğimiz kesinleşmiş oldu. Yarın görüşmek üzere.

Bugün ayrı bir heyecan vardı çünkü uzun zamandır beklenen kostümler aramıza katılmıştı.

Prova kostümler denenerek başladı. Olan olamayan yerler düzeltmeye gitmesi için not edildi. Genel anlamda çok büyük sorunların olmaması sevindiriciydi.

Kostümlerin ve aksesuarların tamamlanıyor olması bizim daha net adımlar atıp önümüzü görmemiz için oldukça önemliydi.

Oyunda bulunan kostüm değişimlerini deneme şansımız olacaktı. Hem genel hatlarıyla oyunu hatırlamak hem de kostüm değişiminde sorun olup olmadığını görmek adına provaya başlandı.

Artık güzel akışlar izlemenin yani sıra kostümlerin etkisiyle güzel bir atmosferinde oluşması sevindiriciydi.

Akış sonrası kostümlerin detayları üzerine konuşuldu. Aksesuar eklemeleri ve düzeltmelerle ilgili oyunculara Müge bilgi verdi.

Akış sonrasında çok fazla olmamakla beraber bazı sahnelerin eksikleri konuşuldu.

Kısa bir aradan sonra düzeltme gerektiren yerlere tekrar bakılarak provamızı bitirdik.

İki günlük bir tatil hak edilmişti bir daha ki provada görüşmek üzere.

Son Yazılar