Mimli Hamlet Prova Notları
Mimli Hamlet Prova Notları

Yoğun geçen Böyle Buyurdu Zerdüşt provaları ardından çok emek verdiğimiz oyunumuz perdesini açtı. Fakat durmayı sevmeyen bir ekip olarak Uzun zamandır aklımızın bir köşesinde hep yaşayan mim projemiz için kolları sıvadık. Uzunca süren kaynak taraması ve oyun incelemeleri sonucunda tiyatro tarihinin kült eserlerinden biri olan Shakespeare’in Hamlet eserine karar verdik. Hamlet’in anlatacak çok şeyi bizim ise Hamlet’e ruh üfleyecek heyecanımız vardı. Aramıza katılan yeni yüzler ile yepyeni bir yola girdik.

Geleneği bozmadık ve sizinle günlük tadındaki prova notlarımızı paylaşmak istedik.

1 Kasım akşamı tüm ekip Mimi Hamlet için toplandık.

Yönetmenimiz Nevzat Süs oyuncularımız Müge Saut, Mehmet Selin Sağdıç, Selver Çavuş, Öykü Özaydın Avcı ve Esra Kucur

Reji asistanlarımız Sena Yapar ve Goncasen Çoban

Tabi ki önce yola çıkış amacımızı ve Hamlet’i konuştuk. Ne yapmak istiyoruz? Ne düşlüyoruz? Nereden başlayacağız, nereye varacağız…

Yönetmenimiz aklımızda ki tüm soruları tek tek cevaplayarak yol haritamızı çizdi. Gerisi biraz an biraz emek biraz çalışma.

Hamlet cümleleri ile tek başına zorlu bir yol hele ki bunu sözsüz beden ile anlatmak derin bir beyin fırtınasına sebep oldu.

Bunun için önce bedenlerimizi tanımamız, kontrol etmemiz ve eğitmemiz gerekliydi. Bu anlamda bize Esra oldukça yardımcı oldu.

Kalarippayattu eğitimini yurt dışında alan oyuncumuz tüm ekibe bir atölye süreci hazırladı. Hint dövüş sporu tüm ekibi bambaşka bir heyecana sürükledi.

Sonra mı? Sonra hep birlikte çay içtik:

Hadi gelin bu süreci birlikte takip edelim.

7 Kasım akşamı yine tüm ekip birlikteyiz. Önce geleneksel çay sohbet seansımızı yapıp günün stresini ve hayatın koşuşturmasını bir kenara kaldırıp kendimizi sahnenin illüzyonuna bırakıyoruz.

Esra’nın liderliğinde herhangi bir kasımızın zarar görmemesi için ısınmalara başladık. Bu ısınma koşu ile başlayan baş, boyun, kol, bel, bacak, ayak olarak devam eden tüm bedeni kapsayan bir hareket bütünü. Ham vücut ile yapılan tüm hareketler kalıcı hasarlara neden olabilir.

Isınma bittikten sonra ise Kalaripayattu ya ufak bir başlangıç yaptık.

Önce Esra bu derin Hint sporunun hikâyesini anlattı. E ne yaptığımızı bilmeliydik.

Hayvan postürleri ile başlayan süreç sonunda bir bütün halini alıyor. Ne de olsa oyunumuzda bu postürleri kullanma niyetindeyiz.

Kısaca parçadan bütüne.

Ve her prova günü için 3 parça ya karar verildi.

Öyle hayvan postürü diyip geçmeyin her postür en az 2 hareket bütününden oluşuyor.

E bizde Esra’nın aynı zamanda balerin olduğunu unutuvermişiz tabi. Selver’in acı inlemeleri eşliğinde tüm kas sistemimizin bir anda çalışmaya başladığını hissettik.

Sadece kas sistemi değil tabi ki ciddi bir disiplin kalaripayattu tüm dikkat ve denge merkezinizin açık olması gerekiyor.

İlk postürümüz Aslan oldu.

Kol bacak ve nefes uyumu önemli.

Her harekette nefes verişlerinin süresine kadar önemli.

Aslanı önce At sonra Fil izledi. Her hayvan hareket dizisi aynı zamanda bu hayvanların ruhunu içeriyor.

Postürler oluşmaya başladıkça bedeniniz daha kontrollü ve o ruha yakın bir hale geliyor.

Grup olarak ter dökmek daha da keyifli.

Sonra mı? Sonra ağrı kesici içtik! 🙂

11 Kasım akşamından merhaba. Önce sahne temizliği

Sahne kutsaldır tiyatroda. Evdir. O zaman evi temiz tutmalı.

Biz tüm ekip buradayız. Heyecan dorukta. Bakalım şimdi hangi postür geliyor.

E hamlığı da attık artık bugün kesin hazırız hocam.

Özellikle omuriliği rahatlatan ve doğru bir şekilde dizimini sağlayan ısınmamızı gerçekleştirip asıl konumuza döndük.

Bugünümüz balık, yılan ve boğa postürlerini öğrenmek ile geçecek.

İçine girdikçe heyecan artıyor ne garip değil mi? İnsan hep sıkılacağını sanır böyle atölyelerde ama tam tersi kallaripayattu bir okyanus sanki. Görünen kısmı hareket ve beden evet ama görünmeyen yüzü çok derin bir ruh taşıyor.Yılan postürü kıvrak mesela. Tüm bedeniniz süzülüyor sanki havanın içinde.

Balık bir o kadar kaygan ve dingin.

Boğa ise daha öfkeli. Ama bu duyguları siz seçmiyorsunuz. Postür kendi getiriyor.

Yalnız hocam sol kol sağ bacak mıydı?

Hangi parmağımız kalkıyordu ayağımız arkayı gösterirken?

Kaçıncı tekrar yahu bu?

Sevgili yönetmenim bir çay arası versek

Canım aslan ilk gün ne güzeldin oysaki. 🙂

Her prova günü bizim için aynı zamanda kavuşmak aslında. Ekip olmak aile olmaktır tiyatroda. Sevgi her şeyin başı bir de çay. Çay alt kat ailesi için önemli bir unsur. İnsana insanı insanca anlatmak için önce kendimizi ve birbirimizi sevmeliyiz. Bir aile sıcaklığı hayal edin şimdi. Çay kokusu, bisküvi ve sevgi ile gülümseyen insanlar. Hepsinin ayrı ayrı hayalleri ve hayatları var. Ama ortak ve güçlü emekleri.

Bu ekip ne zaman oyuna geçecek demeyin. Biz aslında oyuna geçtik. Bir oyuncu için en önemli şeylerden biridir bedeni.

Kontrol yetisi ve dikkati. Odak noktası kaybolduğunda çabuk toplamak, doğru hamleyi yapmak ve seri düşünmek. Bunların hepsini bu çalışmalarda güçlendiriyoruz işte.

Bedenimizi ısıtıyoruz yine. Fakat püf nokta şu her ısınmada kendi sınırını zorlamak. Zorlanmayan noktada bırakılırsa ilerleme kaydedilmez çünkü. Herkes kendinin freni ve gazıdır. Basacağımız noktayı bedenimiz belirliyor zaten.

Bugün önce diğer günleri tekrarını alıyoruz. Postürler gitgide daha ayrıntılı bir hal alıyor çünkü.

Esra karışık olarak hayvan isimlerini söylüyor ve ekip olarak postürü alıyoruz.

Bu çalışma hem hatırlama hem de supleks gelişimi. Kulak organının duyduğu şeyin beyinde görsele dönüşmesi, bedende kasın uyarılması ve kas hafızasının devreye girmesi. Beyin kası uyarıyor kas da yapıveriyor.

Tabi ki ilk denemelerde doğru olmuyor. Çalışmak her alanda önemli.

Bugün horoz, kedi ve yabandomuzu katılıyor ailemize.

Horoz biraz vakit aldı.

Havada durduk şahitlerimiz var.

Sanırım Sena düştü.

Neyse konumuz bu değil Bi çay?

Önce sarılma ve sohbet sonra disiplin.

Disiplin önemli bir konu. Saatler hatta dakikalar önemli bizim için. Bir amacımız var. Anlatmamız gereken bir metnimiz var çünkü. En önemlisi doğru, hatasız ve eksiksiz anlatmalıyız. Bunca çaba ter tam da bu yüzden işte.

Genel ısınma ve tekrar ardından artık zor postürlerdeyiz.

Köpek, kurt ve tavuskuşu.

Köpek ve kurt aslında bir bütün. E tür itibari ile de öyle zaten.

Mehmet’in deyimi ile tavuskuşu bitmiyor. 5 postüre bedel.

Postürün hareket dizisinin ortalarında Goncasen’i yerde gördük.

Selver sanırım pes etti.

Yok yok oluyor evet yapıyoruz olumlamaları hep Müge’den.

Öykü en inatçımız nefes verin verin nefes bak bi deneyin olacak.

Sena deniyor nefesini. Sığamıyor kendi içine hep isyanda.

Ama başarabilmenin hazzı bambaşka ve tabi Bedeninizi kontrol edebilmenin ayrıcalığı da öyle.

Biz bu hızın içinde boğuşurken bir ses yükseliyor. Evett yönetmenimiz oyunun müziklerini belirlemiş…

Heyecan daha da artıyor şimdi.

Her sahne için ayrı ayrı müzikler. Duyguları ritimleri farklı.

Dinliyoruz hepsini. Kendi dünyalarımızda oynuyoruz her saniyesini. Can veriyoruz her notasına.

İntikamın parodisi diyor Yönetmen…

İntikamın parodisi PARODİSİ…

Verilen aranın ardından birlikteyiz. Ama tatbiki boş durmadık. Metnimiz geldi

Tabi ki Hamlet eserine hepimiz hâkimiz fakat metinden sözlerin çıkartılıp belirli bir düzene konması uzunca bir çalışma gerektiriyor. Dramaturjik anlam bozulmadan yapılan bu çalışmayı okumak ve sindirmek gerekliydi. Bu demlenmenin ardından hep birlikteyiz.

Önce ısınmamızı yapıp kallaripayattu postürlerimizi tekrarladık.

İstanbul Devlet Konservatuarı Pantomim mezunu olan Müge hocamız bizlere ufak bir mim çalışması yaptırdı.

Mim ayrı bir derya deniz tabi ki ama girişimizi gerçekleştirdik.

E artık metinimize dönebiliriz.

İlk sahnemizin okumasını gerçekleştirdik. Oyuncular bu nokta da özgür.

Öncelikle doğaçlama yapılmalı. Neler çıkacağını görmek istedi yönetmeniz. Ve akış başladı.

Artık ne Müge Mügeydi ne de Selver Selverdi. Müziğin de etkisi ile artık başka bir yer de başka insanlarlaydık. Her hareket ayrı ayrı düşünüldü. Anlaşılır olmalıydı. Anlatmak istediğimiz şey asla sapmamalıydı.

Karakterleri yargılamamalıydık.

Yönetmeniz her hareketi ayrı ayrı düşündü ve parlattı.

Gereksiz görülen kısımlar çıkarıldı.

Müziğin her Q’su saniye ve sayı hesabı ile hesaplandı ve hareketler üzerine yerleştirildi.

Ve ilk sahnemiz kaba hareket düzeni ile nefes almaya başladı.

Ne güzel şey yaratmak, ne güzel şey ruh vermek…

Ve canımız hafta sonu provaları bugün başladı. Oyuncularımızın hafta içi çalışma saatleri nedeni ile provalarımız genel olarak akşam saatlerinde yapılıyor. Şimdi bir gündüz provası alıyoruz.

Tabi sahneye girildiği an gece-gündüz zaman dilimi pek kalmıyor bizlerde.

Yönetmenimiz günü bir konuşma ile açtı. Artık daha dikkatli ve hızlı ilerlememiz gerektiğini sahne tarihinin yakınlaştığını söyledi.

Henüz kesin bir tarih vermedi ama Ekipçe daha heyecanlıyız şimdi.

Ortak bir heyecana sahip olmak ne güzel şey insan hayatında.

Yönetmenimiz önce replik okuması yapılmasını istedi.

Sözler oyunumuzda kullanılmasa da tüm hareketler bu sözleri anlatmaya yönelik olacak

Bu yüzden her kelimeyi iyice anlamalı ve analiz etmeliyiz.

Daha sonra karakterlerle ilgili konuştuk.

Her birinin sosyo-psikolojik özelliklerini maddeledik. yürüyüşlerini, duruşlarını, tepkilerini analiz ettik.

Ve çalışılan ilk sahnemizi tekrarını akıttık. Değiştirilmesi gereken noktaları tekrar elden geçirdik.

Hamlet’in olmak ya da olmamak tiradı mim ile anlatılacak oyunumuzda.

Mehmet hazırladığı mim performansını gösteriyor yönetmenimize. Her kelimeye bir hareket yazıldı. Bir anlam bütünü oluşturuldu.

Oyunumuz grotesk. Yabancılaştırma kullanıyor yönetmenimiz. Işıkçı’nın oyuna müdahil olduğu yerleri parlatıyor ve ayrıntı çalıştırıyor.

Şimdi her şey çok ciddi değil mi?

Hah tam o ciddiliğin içinde öyle şeyler oluyor ki kahkahalar yankılanıyor tiyatronun duvarlarında.

Eğlenerek çalışmak çok değerli bizim için.

Bu herkese daha özgür bir yaratma süreci sağlıyor.

Biz eğlenmeyi unutsak yönetmenimiz hemen olaya müdahale edip güldürmeyi başarıyor tüm ekibi.

Ama bezen ara vermeyi unutuyor

Çay içelim mi?

Ortalama 60 dakikalık bir oyun düşünüldüğünden sahnelerin düzenlemesi dakika olarak kısa tutuldu.

Ama bu esnek bir konu yönetmen için. Oyuncuların yaratımına bağlı olarak sahneler uzayıp kısabilir.

Çalışılan sahnelerin tekrarından sonra yeni sahnelerimize geçişimizi yaptık.

Her oturan nokta aklımıza yeni sorular getiriyor tabi ki.

Kostüm, ışık, aksesuar…

Hepsi amaca uygun olmalı…

Yavaş yavaş notlarımızı almaya başladık bugün

Maskeler, eldivenler, mızraklar.

Zihnimizde beliren her fikri konuşarak süzgeçten geçiriyoruz.

Az ve öz olmasına özellikle dikkat ediyoruz.

Shakespeare’nin anlatmak istediği konuyu saptırmadan aktarmak önemli.

Hamlet’in babasının hayaleti ile karşılaştığı sahneyi çalışıyoruz bugün.

Oyuncular mim kullanarak anlatıyor her noktayı.

Her ayrıntı ayrı ayrı çalışıldı bugün.

Örneğin : ‘Hayalet net adımlarla gelir, Hamlet’i aramaktadır.’

  • ‘Hayaletin Hamleti uyarması müzik Q’suna denk gelecek.’

Bunun gibi her ayrıntıyı ayrı ayrı hesaplıyor yönetmenimiz.

Özellikle dikkat ettiği nokta ise oyuncunun kendini rahat hissetmesi.

Zorlama asla yok.

Bizim Hamlet’imiz biraz daha saf biraz daha bizden.

Komiğini çıkarmaya çalışıyoruz her noktanın. Hamlet’e başka noktadan bakılmasını sağlamaya çalışıyor yönetmenimiz. Daha içten bir yerden. Komedi tarih boyu gerçeklerin çıplak anlatımına yardımcı olmuş bir alandır. Hamlet’e bu açıdan bakmak daha sıcak bir hava yaratıyor.

Bu saflığın ve komikliğin içinde onun bir soylu olduğu unutulmamalı uyarısını yapıyor yönetmenimiz. Komik olmaya çabalamamalı durumun komiği çıkarılmalı diyor. Komik olmayı zorlarsak gülünç duruma da düşebiliriz.

Bu konu önemli. Komiği oynamak zorlama kalıyor, durumun komiği ise gerçekçi.

Her insanın olduğu gibi Hamlet’in de zayıf ve eksik yönleri olduğunu hatırlıyoruz.

Tiyatro da devam eden oyunlarımız ve atölyelerimiz nedeni ile prova boşluklarımız oluyor. Fakat etkili prova saatleri ile açığı kapatmayı başarıyoruz. İlk üç sahnemizi oluşturduk.

Bugün oyunun güzeller güzeli Ophelia’ının üstüne yoğunlaşacağız.

Ophelia Polonius sahnesi. Oyunun başında planlanan oyuncuların dışardan gelip sahnede hazırlanma düşüncesi bugün iptal edildi. Oyunumuz hızlı ve enerjik bir oyun. Yönetmenimiz bu girişlerin oyunu yavaşlattığını ve böldüğünü düşünüyor.Her düşünceyi noktasına kadar hayata geçirme kuralımız yok. Gidişata göre çizgimizi belirliyoruz.

Esra ve Öykü replik okumalarını gerçekleştirdi ve kendi cümlelerini analiz edip hareket düzenleri ile ilgili müzik ile bir doğaçlama yaptı. Doğaçlamadan uygun hareketler alındı. Ve bir dans koreografi çıkarıldı. Müziğin Q’ları hesaplandı. Polonius’un daha yaşlı olmasına dikkat çekildi. Babası kızına Hamlet’ten uzak durmasını öğütlüyor bu sahnede.

Daha sonra Ophelia Hamlet sahnesine geçildi. Replik okuması ve analizden sonra Esra ve Mehmet kendi aralarında müziğin ritmine uygun hareket düzenini çalıştı.

Bu sahnenin tavrı Ophelia’nın Hamlet’e eğilimi ve Hamlet’in onu itmesi üzerine düzenlendi.

Diğer Bir sahnenin ise doğaçlaması yapıldı.

Bizim prova düzenimiz şöyle ilerlemekte:

Önce sahnenin aslını okuyor ve kavrıyoruz daha sonra sözsüz olarak bu sahne beden ile nasıl anlatılır doğaçlaması yapılıyor. Uygun hareketler seçiliyor ve tek tek düzene sokuluyor.

Bir prova gününde üç-dört sahnenin doğaçlamasını alıp diğer provada taslağını çıkarabiliyoruz.

Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu…

Oyunumuzda gerçeklik, hayal, komedi ve dram iç içe.  Açık biçim olarak ilerliyor. Işıkçı karakteri tüm bu kaosa dışarıdan dahil olarak komiği üstüne çekiyor. Hamlet’in tiradının ortasında sahneye giriş yapan bu tip üstünde duruyoruz bugün. Dâhil olduğu nokta replik düzeni ve postürü. Yönetmenimiz aklındaki tipi anlatıyor. Fazlalıkları uyarıyor ve törpülüyor. Eslerin nasıl oynanması gerektiğini anlatıyor ve oyuncuyu özgür yaratımına gönderiyor.

Birde sanrılar kısmımız var. Claudius’un kendi ile yüzleşmesi. Kralın Tanrıya yakardığı bu sahneyi biz aklındaki kötülükleri sahneye taşıyarak hayal göstermeci olarak aktarıyoruz.

Etkileyici bir müzik kullanılıyor. Yaptığınız tüm kötülüklerin ve zihninizde canlanan her hain planın size saldırdığını düşünün. Her şeyden kaçabilirsiniz. Peki düşünceleriniz den kaçabilir misiniz?

Tüm bu ürpertici hesaplaşmanın içinden bir anda bambaşka bir atmosfere geçiyoruz. Hamlet’in kralı öldürememesi. Evet evet öldürememesi. Müziğin eğlenceli tınısı içimizi sarıyor bir anda. Hamlet’in o naif ve saf hali bir tebessüm yaratıyor herkeste. Yönetmenimizin istediği etki tam da bu işte. Bu keskin ama bizden geçişler. Hamlet’in her bıçak sallayışı müziğin ritmine oturtuluyor. Kralında kaçış anı tabi ki. Bu eğlenceli kovalama ve ışık.

Böyle eğlenceli bir diğer sahne ise babasının hayaletinin Hamlet’e nasıl öldüğünü anlatmaya çalışması.

Hayaletin zehrin kulağından döküldüğü mim ile atlatmaya çalışması fakat Hamlet’in bunu bir oyun sanması oyuna bambaşka bir bakış açısı ve komiklik unsuru sağlıyor.

Bu mim koreografisi ile ilgili konuşuyor ve kalıp olarak oturtuyoruz.

Bugünlük tamam diyor yönetmenimiz. Eve gidince zihninizde parlatın biraz.

Yaşasın sıcak çay kokusu alıyorum.

 

Naçizane en sevdiğimiz sahnelerden bence. Hamlet – Gertrude sahnesi. Hamlet’in annesi ile olan hesaplaşma anı. Bu sahne parodiden uzak tutuldu özellikle. Bu sahne bir gerçeklik. Mim ile anlatılan kaos, intikam, korku ve hüzün. Bunu yapmak zor. Bu sahnede pantomim ile kapılar inşa ediyor kraliçe oğlundan kaçmak için. Kapıyı kıran Hamlet ve kraliçenin yüzleşme anı: Müzik değişimi ile bambaşka bir hüzne taşıyor insanı.

Müzikleri büyük bir özen ile seçmiş yönetmenimiz. Her sahnenin atmosferine uygun ritimlerde tüm müzik seçimleri. Bu doğru müzik seçimi oyuncuya doğru ritmi ve duyguyu getiriyor doğal olarak. Kraliçenin hareketleri ve asilliği üzerinde duruyoruz. Oğlunu seviyor ve şefkat ile yaklaşıyor olsa da kraliçe olduğu asla unutulmamalı.

Sahnenin sonu ise tam bir tersinleme. Bu kasvetin ve hüznün içinden çıkan Polonius ve ölüm anı tüm ekibi kahkahaya sevk ediyor. Ayrıntı veremiyoruz : ) kaçırmayın diyebilirim.

İlk sahnemiz olan Gertrude-Claudius sahnesinin tekrarını almak istiyor yönetmenimiz. Eğlenceli bir giriş yapıyoruz oyuna bu sahne sayesinde. Oldukça tempolu ve komik.  Kral ve kraliçenin kur yaparak birbirlerine yönelmesi.

Arkadan geçen soytarılar ve gırla eğlence. Tüm bu eğlencenin ardından gelen Hamlet ile kanınız donuyor. Danimarka’nın tüm kokuşmuşluğu ve öfkesini Pantomim ile anlatıyor Hamlet. Annesinin biraz önceki hareketleri ile yüzleşiyor ve öfke kusuyor ona. Nefret ediyor ondan. tabii başarabilirse…

Genel ısınmayı bazı yazıların başına eklemedik diye sakın kafanız karışmasın. Her prova başlangıcında ısınmamızı yapıyoruz. Sahnemizi temizliyor, sohbetimizi ediyor ve ısınıyoruz. Ruhumuzu ve bedenimizi hazırlamadan provaya asla başlamıyoruz. Kafaca burada olmak önemli bir konu. Algımızın açık olması hızlı ve hatasız ilerlemeye sebep olur.

Ama bazen o gün doğru gelen şeyler ertesi provalarda o kadar da doğru gelmeye biliyor. Çalıştığımız sahnelerimizi alırken birçok noktayı değiştirebiliyoruz örneğin.

‘-Çok abartı olmuş, çok sade kalmış ya da buna burada gerek var mı acaba ‘ gibi düşünceler ışığında ekleme, çıkarma, değiştirmeye gidiyor yönetmenimiz. Ama genelde eklemeler yapıyoruz veya sık yapılan hataları temizliyoruz. Reji ekibi yönetmenimizin hep yanında. Yönetmenimiz eksik ya da hatalı noktaları not aldırıyor. Oyuncular oynarken hatırlatma daimi yapılıyor. Eee  Söz uçar yazı kalır. Yorgun oluyoruz birçok şeyi aynı anda düşünüp uyguluyoruz ve doğal olarak o an yapılan şey ertesi provaya bazen unutuluyor. Bu yüzden her nokta not ediliyor.

Tüm bu sahneler çalışılırken ışık ta konuşmaya başlandı tabi ki. Her sahne için istediğimiz atmosferin yaratımına destek olacak olan ışık düzeni tartışılıyor. Renkler, açılar, vuruş şekilleri vs..

E durum böyle olunca alınacak ve yapılacak listesi de kabarıyor. Asistanlar yapılacak listesini hazırlıyor. Birleştirilecek sahne müzikleri, alınacak ampuller, kostüm eksikleri.

Düşüncelerde başlayan bir proje canlı kanlı ele geliyor sanki.

Şekilleniyor, nefes alıyor, konuşuyor bizimle.

Ne heyecan ne mutluluk ne umut…

Havalar iyice soğudu İstanbul’da. Yeni yıl telaşı sarıyor artık her yeri. E tabi ki bizi de. Küçük bir kutlama düzenliyoruz Altkat Sanat ailesi olarak. Eski yeni emeği geçen, gönülden bağlı olduğumuz kim varsa hep birlikte olacağız. Kendi aramız da ufak bir hediye çekilişi de yaptık. Goncasen kendini çektiği için ona baştan çektirmek zorunda kaldık. Kimse kendisine kimin çıktığını söylemeyecek diye tembihliyiz.

Ama yönetmenimiz herkesi sıkıştırıyor kim çıktı diye 🙂 ilk dökülen Goncasen oldu. Yahu hiç de zorlamadık pat diye söyledi. Başka duyum alamadık şimdilik.

Bugün Ophelia’nın delirme sahnesi üzerinde duracağız. Güzel Ophelia’nın delirmesi de güzel olur demeyin bizim ki baya baya deliriyor. Ekipçe çok eğleniyoruz bu sahne de. Kral ve Kraliçe’nin Ophelia’dan kaçışı ise yönetmenimizin verdiği bir hareket ile kahkahalara sebep olmaya yetti. Tekrar tekrar her hamleyi ölçüp tartıyoruz yine. (Sahne sağ tarafa çok mu yaslandı, hocam bir de öbür taraftan mı denesek, Müge sen bir de bu taraftan gel, Server öyle mi yaptık yavrum) gibi fikir dalgalanmaları ile buluyoruz doğru yolu.

Tam bu eğlencenin arasında sahneye giren güzel Leartes. Pardon yakışıklı Leartes.  Ekibin en eğlenceli isimlerindendir Öykü. Yıllar önce Sevdalı Bulut oyunumuzda yer almıştı. Hamile kalınca sezon sonuna kadar karnında bebişiyle çıktı oyunlara. Arel bebek şimdi 2,5  yaşında ve Öykü tekrar bu oyun ile sahneye dönüyor. Hem de ne dönmek yine erkek olarak dönüyor. 🙂 Öykü’nün de şansı bu işte ne yapalım.

ŞUBAT… evet evet ŞUBAT.

Müjde’yi verdi yönetmenimiz Şubat ayında açıyoruz perdelerimizi. Bu ne demek Şubat ayında gözünüz kulağınız biz de olsun demek. Yani hep biz de olsun tabi ki diğer oyunlarımız tüm hızıyla devam ediyor ama yeni bir heyecan ile geliyoruz hem de oldukça eğlenceli bir heyecanla.

Büyük kısmı hallettik gibi. Birçok sahneyi oturttuk. Gerisi her tekrar da parlatmaya kaldı.

Senkronlar arada sırada tekliyor haliyle. Bu noktada devreye çok çalışmak, çok tekrar kalıyor.

Bugün baştan geldiğimiz noktaya kadar tek tek sahne tekrarlarımızı alıyoruz. Yönetmenimiz tespit ettiği hataları not aldırıyor.

Tabi ki hep esnek geçmiyor provalar. Sinirlenilen anlar da yaşanıyor. Bu tiyatronun doğasında var olan bir duygu. Daha iyi olmasını istediğiniz her şey için ciddi bir emek harcarsınız ve kusursuz olmasını istersiniz. Elde olmadan yaşanan aksaklıklar, yorgunluklar her şey iç içedir tiyatroda. Ama önemli olan yaşanılan her şeyin sahnede kalması ve unutulmasıdır. Sonrası yine kahkahalar ve çay sohbetleri. İşte bu yüzden hayatın tam içindendir tiyatro. Bir sağaltımdır. Ekip olabilmekten çok aile olabilmektir. Sevgi bakidir. Bu yüzden tiyatro dışardaki hayata benzemez. Prova sırasında birbirimize kızsak da sarılarak terk ederiz sahneyi. Çünkü en başta bizlerin tiyatroya ihtiyacı var. Bu bilinçle hareket ettiğimizde hiçbir şey yüksündürmez bizleri. Yüreğimizi koyarız ortaya. Bunu anlamak kişinin kendisine kalır. Anlarsan tiyatrocu olursun…

Ophelia’nın intihar sahnesi ne yoğunlaşıyoruz sonra. Bu sahne de kullandığımız bir dekorumuz var Ophelia onun üstünden atlıyor suya. Atlıyor mu sizce? Bilmemmmmm ki sürpriz.

Sahneyi oturttuktan sonra ışık notlarını aldırıyor yönetmenimiz.

Prova bitiminde kostüm deposundan kostüm seçimi yapıyoruz. Uygun olan kostümleri çıkarıp eksikleri belirliyoruz. Yeni prova tarihlerimizi belirleyip bitiriyoruz.

Ayrılma vakti teletabilerin… Pazartesi görüşmek üzere.

Tiyatromuzda yapılması gereken birkaç tadilat işi vardı. Pazartesi erken biteceğini planlamıştık ama ne yazık ki öyle olmadı ve pazartesi provası iptal edildi. Bazen evdeki hesap ustaya uymuyor işte ne yapalım. Yönetmenimizde tuğlaları taşıyacağını düşünmemişti ama onun hesabı da ustaya uymamış gibi gözüküyor. Hemen çay takviyesi yapıyoruz 🙂 Şu çay bildiğiniz antibiyotik yahu.. Neyse gelelim Mimli Hamlet’e .

Bugün Hamlet’i öldürme planı yapacağız. Hain Claudis’un Leartesi ikna sahnesi bu. Hep Mehmet’le karşılıklı oynamak istemişti Öykü oyun da ama şansına Selver düştü. Demiştim ya Öykü’nün şansı işte 🙂 partnerlerin uyumu yakalaması önemli bir konu. Aynı enerji de olmak sahnenin gelişimini hızlandırıyor. Keza öyle de oldu. İlk seferde neredeyse oturdu sahne diyebiliriz. Ayrıntıları temizledi yönetmenimiz. Aklında ki düzene uymayan, oyunun sünmesine sebep olan nokta varsa çıkarıldı ya da değiştirildi. Bu sahne de mim ağırlıklı kullanılıyor. E ikisinin de uzmanlık alanı olunca sahne bir anda parladı.  Ses ve ışık düzeni konuşuldu bu sahne içinde. Birkaç dekor da hala karasızız. Kullanılıp kullanılmaması konusunda ama sanırım pantomim ile devam edeceğiz o noktada da.

Bir gün arayla yine hep birlikteyiz. Tiyatronun tadilatı herkesi yordu bu hafta. Toparlanması düzenlenmesi derken epey yoğunduk. Provalar dışında da birlikteyiz biz. İşi erken biten ya da o gün boşta olan yardıma koşuyor hemen. Kolektif bilinç değerli bu anlamda. Ruhu ile sevmeyen kimsenin yapabileceği bir iş değil tiyatro. Koşulsuz sevgi ve emeğe dayanıyor.

İlk sahne den itibaren tekrar alıyoruz. Her sahneyi. İlmek ilmek işlediğimiz sahneleri. Şimdi bir yapıt var ortada. Oldukça güzelleşiyor, güzelleştikçe heyecanlandırıyor.

Hamlet’in sürgün sahnesine geçiyoruz şimdi. Yönetmenimizin aklında bir iki yol var bu sahne için. Hepsi ayrı ayrı denenmeli bu yüzden. Mehmet’e anlatıyor önce aklındakileri. Birlikte bir ölçüp tartıyorlar fikirleri. Sonra iş denemeye kalıyor.

İki ışık getiriyoruz sahneye ve yerleştiriyoruz. Prova ışıkları alınıyor ve loş bir ışık veriliyor sahneye.Müzik, oyuncu, ışık. Dünya da her şey duruyor o an sanki. Bir sürü farklı insan tek bir amaca odaklanmış. Ne güzel şey tiyatro. Ne güzel şey dâhil olmak.

İki farklı reji de deneniyor. Tüm ekip fikirlerini söylüyor. Yönetmenimiz bu anlamda tek güç saymıyor kendini. Tabi ki oyunun gidişatını ve çizgisini koruyor ama her türlü fikri tüm ekiple tartışıp ölçüp karar veriyor. Herkes her şey bizim tiyatromuzda.

Ve yeni sahnemize geçiş yapıyoruz. Müge hoca ve Nevzat hoca çalışıp gelmişler sahneye. Müziğin ritimlerine uygun bir hareket dizisi çıkarmış Müge hoca. Tüm ekibe olağan bir sabır ve sevgi ile hareketleri gösteriyor. El, ayak ve ritimlerin kullanıldığı bir koreografi bu aynı zamanda sahnenin konusunu da anlatıyor. Alkışlar, vurmalar, zıplamalar her şey var. Tek tek hareketler çalışılıyor ve birleştiriyor.

Maestro ver bakalım müziği bu sahne de hazır. 🙂

Yeni yılın ilk provası.

Son prova notumda seneye görüşürüz esprisini yapmadığımı fark ettim ve bu beni biraz üzdü. Neyse…  Bu yıl hepimize sağlık, huzur, mutluluk ve başarı getirsin.

Yeni yılın dinamik enerjisi ve yaklaşan prömiyer tarihi ile sıvadık kolları hemen. Kullandığımız bir hayal perdemiz var oyunda. Şaşırdınız değil mi? Evet evet hayal perdesi. Nasıl mı kullanıyoruz? E izlerken göreceksiniz onu da.  🙂  Tasvirlerin vidalaması yapılıyor ve deneniyor. Öykü ve Esra oynatacak tasvirleri. Masanın kulisten gelişini ve hazırlanışını tartışıyoruz kendi aramızda. Elbirliği ile çözülmeyecek hiçbir sorun yok tiyatro da. En kötü ışığı alırız 🙂

Emek verdiğiniz, her detayına ellerinizle can verdiğiniz şeyin karşınızda nefes alıyor olması nasıl bir mutluluk anlatamam size.

Şimdi sıra kostümlerde. Tek tek deniyoruz kostümleri. “Bu gömleğin rengi bu pantolona olmadı. – Bide şunu mu denesek, hocam bunu gördünüz mü? “ Hep birlikle hayat veriyoruz karakterlere.Mezarcı sahnemizden bahsetmiştim size. Çapaklarını temizleyeceğiz bugün.  Yönetmenimiz olmasını istediği dizilimi anlatıyor ve fotoğrafı oluşturuyor. Bir tekrar ardından baştan akıtılıyor sahne.

Ver bakalım müziği…

Sürprizzzzz… Yorick’de burada. Evet, evet Yorick. Kralın ölen soytarısı yahu 🙂 dikkatinden kaçanlar için: William Shakespeare Hamlet oyunu sayfa: 197

Uzun bir gün…

Olukça uzun bir günün ardından merhaba. Saat 13.00 da başlayan prova 22.00 itibari ile son buldu.

Güne afişimizin fotoğraf çekimi ile başladık. Fotoğrafçımız Volkan Bey ile güzel bir sohbetin ardından ekipmanları kuruyoruz hep birlikte.  Kocaman ayaklı ışıklar, yansıtıcılar fon perdesi derken herkes havaya giriyor tabi.

Öykü makyajını yapıyor kuliste Müge yanında, Mehmet üzerini değiştiriyor, Selver çirkin esprilerini yapıyor ama henüz bayılan yok, Esra hazır. Yönetmenimiz ise aklındaki pozları ve açılarını tartışıyor Volkan Bey ile. Goncasen ve Sena hazır ve nazırlar.

Ve başlıyor çekim. Herkes bir bir çektiriyor fotoğrafını. Sıra Öykü’de

Öykü nerede?

Makyaj yapıyor… Hala mı? Yahu kız erkek makyajı yapmış. Hadi silip baştan başlamış. Öykü ’nün de şansı işte hep erkek oynuyor 🙂

Pozlar pozlar flaşlar flaşlar bitiriyoruz çekimi.

Maestro yerine geçiyor. Prova ışıkları veriliyor ve başlıyoruz. Yeni bir sahnemiz var bugün çalışılacak. Cenaze sahnesi. Ophelia’nın cenazesi. Bizim cenazemiz pek bildiğiniz cenazelere benzemiyor ama. Gırla şamata var cenazede. Okumasını ve doğaçlamasını alıyoruz önce daha sonra yönetmenimiz aklındaki akışı anlatıyor ve tane tane oturtuyoruz. Birkaç tekrar alıyor ve oyunumuzun en başına dönüyoruz. Işıkların tam konumları belli olmasada deneme yanılma şeklinde ışıklı bir akış deniyoruz. Giriş çıkışları görmek istiyor yönetmenimiz. Havada kalan ve çapaklı görünen yerleri tek tek çalıştırıyor. Her sahne 2 kez tekrar alınıyor… Her şey yolun da gibi. Hava da kalan bir sahnemiz vardı. Hava da kalan yanlış olur belki; yönetmenimizin içine sinmeyen, oyuncularında alışamadığı bir sahne. Ophelia hamlet sahnesi. O sahneye çeviriyoruz yüzümüzü. Müge’nin önderliğinde yeni bir koreografi deneniyor. Duygular üstünde duruyoruz. Duygular doğru oldukça hareketler anlam kazanıyor ve sahne birden oluşuveriyor. Yönetmenimize bitmiş halini sunuyoruz ve onayı alıyoruz.  Denememiz gereken birkaç dekor vardı onları da sahneleri geldikçe deniyoruz. Işıkla uyumuna bakıyoruz ve fiksliyoruz.

Goncasen’i bir ara ışık odasında sandalyenin üstünde ayakta gördük. Sanırım tüm ekipte akünün suyu boşaldı. Paydos verelim mi hocam ne dersiniz? Saat:22.00 olmuştu bile, ne çabuk geçti 🙂

Bir Pazar sabahından herkese merhaba

Bugün provamız 11.00 ‘da.  Dikkatinizden kaçmadı farkındayım. Evet, bir hafta ara vermek zorunda kaldık provalara.

Daha öncede söylemiştim oyuncularımız çalışma programları provalarımıza doğal olarak yansıyor. Bunun yanında tiyatronun içinde yer alan etkinliklerimiz, oyunlarımızda günlerimizi etkiliyor tabi ki. Mehmet’in çalıştığı okuldaki bir sanat projesi nedeni ile ara verdik. Mehmet’in olmadığı sahneler hafta içi boş zamanlarda oyuncular tarafından tekrar edildi.

Bugün de detaylar için buradayız. Mehmet aramızda olamayacak ama biz onsuz sahneleri son haline getireceğiz.

İstanbul’da güzel bir Pazar sabahı karşılıyor bizi.

Öykü’den harika bir boğaz manzarası fotoğrafı ile başlıyoruz güne. Güzel enerjili kadındır Öykü.

En içten neşesi ile güzel bir günaydın mesajı yolluyor gruba. Vapur bekliyor belli.

Güzelllll herkes uyanmış yollara düşmüş.

Goncasen sıcacık poğaçaları ile gelmiş tiyatroya. Çayı koymuş. Her şey tıkırında.

Tam vaktinde başlamalıyız. Akşam oyun var, nefes alacak dinlenecek vakit yaratmak gerekiyor.

Derken Öykü’den bir mesaj daha geldi.  ‘’ben vapuru yanlış yerde bekliyormuşum kaç dakikadır buradayım vapur gelmedi. offff geç kalacağım‘’

Eh Öykü hepimizi sen uyandırdın, yüzümüzü gülümsettin, enerji verdin oldu mu şimdi bu?

Herkes burada. Yönetmenimiz bugün biraz huysuz uyanmış. Hiç gülmüyor.

Nevzat hoca tiyatronun babası gibidir. Yani ailemizin. Ve babalar mutsuz olursa ailede mutsuz olur.

Evin muzır çocuğu durur mu peki bu durum karşısın da? Durmaz tabi.

Goncasen bir açıyor ağzını sustura bilene aşk olsun. Olağan enerjisiyle şakalar, espriler, taklitler.

Nefes al be kızım arada nefes al.

Herkesi alıyor bir neşe.

Şimdi her şey yolunda işte. Isınma başlıyor. Öykü’de koşarak dâhil oluyor ısınmaya.

Maestro yerine geçiyor.

Bugün ayrıntı günü. Yani:

Sahneleri akıtıp hataları saptıyor ve düzeltip tekrar alıyoruz.

Kas hafızasına iyice yerleşmesi için.

Mehmet’in olmadığı tüm sahneleri baştan akıtıyoruz.

Duygular ve mimikler üstünde duruyor yönetmenimiz. Tek tek uyarıyor ve hatırlatıyor her ayrıntıyı.

Baştan, baştan ve baştan…

Emek işi tiyatro. Direnmek tüm engellere. Bu direnişimize ortak olduğunuz için biz sizi alkışlıyoruz.

Ha bu arada küçük bir hatırlatma: İstanbul’a yolu ilk defa düşecek olanlar için sabahın tüm o koşuşturması içinde vapura binmenizi öneririm. Boğazın o eşsiz maviliği, martıların anlattıkları ve rüzgârın şarkısı size derin bir nefes aldıracak niteliktedir. Tabi yolunuz düştüğünde Kadıköy’deki evimize Altkat Sanat’a uğrayıp oyunumuzu izlemeyi sakın unutmayın.

18.00 provası.

Pazartesi sendromu bizi hiç vurmuyor. Biz haftanın her gününü ilk günü gibi yaşayanlardanız çünkü.

Afiş tasarımları hazır. Yönetmenimiz taslakları yolladı. Oldukça eğlenceli bir afiş olmuş. Biz çok beğendik. Umarız sizde beğenirsiniz.

Yüzler gülüyor. Oyunumuz artık şekillendi. Afişimiz hazır. Oyun tarihimiz belirlendi. Ellerimizle hayat verdik.

Önce kostümlerimizi toparlıyoruz. Hepsi kuru temizlemeye gidecek. Büyük bir aksesuar çantası seçiyor ve oyumuzda kullanılan her şeyi içine yerleştiriyoruz.

Sahnemizde birçok oyun oynanıyor. Karışmamalı ve kaybolmamalı.

Bugün akış günü. Evet, hiç kesmeden akıtacağız oyunumuzu. Süre de tutacağız. Akışta yaşanabilecek aksaklıkları görmek istiyor yönetmenimiz.

3,2,1 ışık…

Hiç kesmeden alıyoruz akışımızı. Akış bitiminde yönetmenimiz not aldırdığı hataları, fazlalıkları ve olumlu görüşlerini aktarıyor herkese.

Eksik kaldığını düşündüğü bir sahneden bahsediyor. Tam anlaşılmadığını düşündüğünü söylüyor. Biraz üstünde çalışıp bize bilgi verecek. Ekleme yapacağız sanırım. Heyecanla bekliyoruz

İşte böyledir tiyatro. Parçadan bütüne. Bazen bütünden saptarız eksikleri bazen parçadan.

Perde açıldığında ise ne eksik kalır ne hata…

Emekle yoğurulmuş bir bütün.

Pazar sabahı…

Goncasen İzmir’den geldi. Ve tabi ki gelirken boyoz hamuru getirmiş. Sabah onları pişirmiş taze taze mis gibi boyozlar ile kahvaltı yaptık. Tüm ekip afiyetle yedik ve çaylarımızı içtik.

Bugün önemli bir konuğumuz olacak; Vecihi Ofluoğlu

Müge, Mehmet, Öykü ve Selver’in hocaları.

Oldukça neşeli, esprili ve disiplinli bir insan.

Uzunca bir sohbet ortamı yaşadık Vecihi Hoca ile. Tiyatrodan, dünyadan, insanlardan, boyozdan, İzmir’den… Aklınıza ne geliyorsa her şeyden konuştuk. Bolca kahkaha attık.

Bizim içinde heyecanlı bir gün çünkü ilk defa tam akışımızı izleyen bir seyircimiz olacak.

Tüm dikkatiyle izledi akışı Vecihi Hoca oyunu. Bitimin de ise fikirlerini belirtti. “Bu sahneyi şu şekilde mi yorumladınız”, “böyle mi düşündünüz” gibi sorularla doğru anlayıp anlamadığını teyit etti. Bizde doğru anlatmayı başarıp başaramadığımızı test etmiş olduk. Oldukça güzel eleştirileri oldu Vecihi Hocanın. Olumlu ve olumsuz hepsi yolumuza ışık tuttu.

Eski öğrencileriyle tekrar çalışmanın verdiği mutluluk ile saatlerce her ayrıntının üstünde durarak çalıştı onlarla. Yönetmenimiz ve Vecihi Hoca tüm sahnelerin üstünden tek tek geçtiler.

Oldukça keyifli ve verimli bir prova günü oldu bizler için.

Herkese tekrar merhaba.

Dünden kalan güzel bir enerji ile yine buradayız.

Geçen yazı da size bahsettiğim bir konu vardı

Hani yönetmenimizin hava da kaldığını düşündüğü bir sahneden bahsetmiştim.

Bir yapılandırmaya gidip bize haber verecekti. Evet yapılandırmış.

Yeni sahne yazmış yahu. 🙂

Biz birkaç cümle bekliyorduk hocam. Yepyeni iki sahnemiz oldu. Son sahnemiz ve finalimiz de hazır.

Baya baya bitiş çizgisine geldik yani.

Önce araya eklenecek olan yeni sahneyi okuyoruz. Hakkında konuşuyor ve bağlamayı nasıl yapacağımızı tartışıyor.

Yönetmenimiz tek tek açıklıyor aklındakileri. Eklemelerin sebeplerini ve varacağı noktayı.

Oyuncuların aklında herhangi bir soru kalmasını istemiyor. Rahat hissetmeleri tek arzusu.

Yeni sahnenin kanavasını çıkarıyoruz önce. Sonra işlemeye başlıyoruz ayrıntıları.

Üstüne bir de baştan akıtıyoruz geldiğimiz noktaya kadar. Bütüne bakıyoruz.

Küçük aksaklıklar dışında genel bir sıkıntımız yok.

Artık sona çok yakınız. Afişimiz ve tanıtım yazımız hazır. Broşürler baskıya verildi bile

Bu sonun başlangıcı. Biz geliyoruz hem de bu kez oldukça eğlenceli geliyoruz. 🙂

Bu sonun başlangıcı…

Duyduk duymadık demeyin bugün final çalışıyoruz. Dıddırıdıtttttttttttt

Oyunumuzun sosyal medya duyurusu yapıldı. Gördünüz değil mi?

Görmediyseniz hemen görünüz bence.

22 Şubat Prömiyer günü.

Daha iyi bir planınız yoktur diye düşünüyorum yanılıyor muyum?

Şurada kaç aydır birlikte mesai harcıyoruz sizinle (!) Tabi ki 22 Şubat’ta da birlikte olacağız bende ki de soru yani şimdi. 🙂

Heyecanımı maruz görün. Biz çok emek verdik bu oyuna.

Müge elleriyle tane tane işledi maskelerimizin aynalarını

Öykü tek bir sahne için saatlerce ter döktü

Mehmet boyun fıtığına rağmen canı acısa da devam etti provalara.

Esra kaç kez uykusuz geldiği provalarda tüm enerjisi ile saatlerce koşturdu.

Ve evin acil durum kiti Selver. Emeği asla yadsınamaz.

Yönetmenimiz Nevzat

Asistanlar Goncasen ve Sena…

Biz güzel bir aileyiz. Çok emek verdik. Şimdi çok yakınız sizlerle buluşmaya.

Final sahnesi okunuyor başlıyoruz çalışmaya…

Bu özel bir sahne. Öykü ve Mehmet’in en büyük isteği karşılıklı bir sahnelerinin olmasıydı.

Hah işte o sahne bu sahne. Düello sahnesi.

Kılıçlar çekiliyor ve düello başlıyor.

Sonra mı? sonrası sessizlik..

Ya da çaycı. Çaycı mı? Çaycı tabi. Çaycı kim? söylemem.

22 ŞUBAT. 😊

İstanbul’da bir hafta başı daha. Biz artık bildiğiniz gibi tam kadro tiyatrodayız. Verdiğim bilgiler ışığında hepimizi tanıdığınızı düşünüyorum artık.

Tabi ki önce çayımızı demledik, sohbetimizi ettik, enerjimizi topladık…

Selver ve Goncasen dün gece oyundan sonra sahneye geldiler. Oyunumuzun ışık tasarımı hazırdı. Ve bu tasarımı kâğıttan hayata geçirmek için kolları sıvadık. Geceden tüm ışıklar hazırlandı, yerlerine asıldı ve filtreleri takıldı.

Çünkü bugün ışık provası günü.

Sahneleri İtalyan akıtıp ışık ve müzik geçişlerine bakacağız.

Önce tek tek sahnelerin ışıklarına bakıyoruz yönetmenimizle. Tek tek ışıkların derecelerini ayarlatıyor. İstediği atmosferi yakalamak için hiçbir ayrıntıyı atlamıyor, tek bir ışık huzmesini bile.

Işık derecelerini ve tonlarını ayarlayıp kesinleşince kayıt ediyoruz ışıkları.

Goncasen ışık kumandasında olacak. Aslında oyuncu ama bu oyunda işin mutfak kısmında yer aldı.

Mehmet’in deyimi ile o bizim yedinci oyuncumuz.

Onun ilk ışık deneyimi. Terimlere, sisteme ve kumandalara aşina olsa da pratiği yok.

Yönetmenimiz heyecanlanmaması ve rahat etmesi için elinden geleni yapıyor. İşini Kolaylaştırmak için her yolu deniyoruz. Çünkü aile olmak bunu gerektiriyor.

Kayıtlar bitince başlıyoruz sahneleri akıtmaya.

-‘ Goncasen şimdi 12’yi kaldır 14 ü indir. Aynı an da. Işık ve müzik aynı anda girecek. Yukarıdan da 3’ü ver.’

404 NOT FOUND

Tamam, baştan deneyelim. Baştan ver.

VEREMEDİ.

Basıyoruz kahkahayı tabi.  Yapar, yapar, hallederiz hep birlikte.

Tüm sahnelerin ışık geçişlerini çalışıyor ve not ediyoruz. Diğer provalarda da pekiştireceğiz.

Yönetmenimiz aklına gelen eksikleri ve bundan sonraki yol haritamızı da anlatıyor ve bitiriyoruz.

-Goncasen iyi misin?

-İyiyim hocam blackout  🙂

Şubat geldi çatı işte. Son düzlüğe girdik artık.

Havalar iyice soğudu İstanbul’da. Tüm ekip birlikteyiz.

Hazırlıklarımızı yapıyoruz. Amacımız iki akış almak bugün.

Ve başlıyoruz. Goncasen’in ikinci ışık denemesi.

Çabuk öğreniyor. İki playerın karışması ve aynı anda 2 müzik çalması dışında herhangi bir sorun yaşanmadı. 🙂

İlk akışı tamamlıyoruz. Yönetmenimiz enerjinin düşük olduğunu ve ayrıntıların parlatılmadığı düşündüğünü söylüyor.

Ufak bir ara veriyoruz. Ve tekrar başlıyoruz. Konuşma işe yaramış.

Yüksek bir enerji ile başlıyor oyun. Her şey yolunda.

Hamlet in İngiltere’ye gönderildiği sahnede Hamlet’e maskeli haydutlar tarafından zorbalık yapılıyor.

Oyunun enerjisi, hız, ters ışık derken Esra’nın yumruğu Mehmet’in burnuna oturu veriliyor.

Hamlet nakavt.Buz uyguluyoruz. Esra yerlerde tabi. Özür dilemekten helak oldu kız. Önemli bir şey yok; Mehmet’in daha önce aynı yerden yumruk yemiş olması dışında.

Yahu yine aynı yerden yedi. Biraz dinlenip devam ediyor ve kazasız noktalıyoruz provayı.

Büyük sorunlar ve aksaklıklar yok. Mutlu ve memnun ayrılıyoruz tiyatrodan.

Soğuk bir İstanbul gününden hepinize Merhaba. Ciddi bir fırtına ve yağmur var.

Fakat biz tüm aile sıcacık birlikteyiz. Çayımızı demledik, sohbetimizi ettik. Buz gibi sahne kahkahalarımızla sıcacık oluverdi biranda.

Bugün önemli bir gün. Neden mi? Çünkü kostümlerimiz geldiiiii.

Evet! Hazırlandılar kuru temizlemeye gittiler ve bugün kostümlü prova günü.

Yönetmenimiz için önemi büyük. Oyuncuların kostüm değişiklikleri var. Ve oyun oldukça tempolu ilerliyor. Sahne geçişlerindeki kısa zamanda değişim yapılmalı. Bugün bunu deneyimleyeceğiz.

Eğer yetişilemeyen bir durum olursa ışık ve müzik süreleri ile ayarlama yapacağız.

 

Herkes heyecanlı. Kostümlerini giyiyorlar. Karakterin önce ayakkabısını giyin derler tiyatroda nasıl yürüdüğünü anlarsanız o kalıba girersiniz. Kostümler ile ruha daha da yaklaşıyorlar.

Ve başlıyoruz…

Her şey sorunsuz ilerliyor. Büyük aksaklıklar yok. Zamanlamalar yetişiyor.

Hamlet – Ophelia sahnesinde sıra. Bu sahnede ruhsal tutsaklığı anlatmak için kullandığımız bir zincirimiz var. Oyun akarken bir kaza yaşanıyor ve zincir Esra’nın gözüne çarpıyor.

Hemen buz koyuyoruz. Korkulacak bir şey yok merak etmeyin. 15 dk ara verip toparlanıyoruz. E Selver durur mu Mehmet’in intikamı diye basıyor kahkahayı.

Hatırlarsınız bir önceki prova da yumruk burnuna denk gelmişti Mehmet’in.

Herkesi alıyor bir kahkaha. Esra’nın bundan sonraki bölüm ‘Esra’nın yolu’ demesiyle iyice katılıyoruz. Kaldığımız yerden akıtıp bitiriyoruz provamızı.

İlk kostümlü provamız gayet başarılı geçti.

Biz sizler için hazırız. Ya siz?

Bir pazartesi provası daha…

Merhaba herkese. Bugün fotoğraf çekimi günü. Tanıtım yazımız hazır, kadro listemiz ve fotoğrafları hazır.

Geriye kalıyor oyunumuzun ilk çekimi.

Selver ve Goncasen erkenden tiyatrodaydılar.

Sahnemiz de birçok oyun sergilendiği için ışıklarımızın yer ve açıları değişiyor. Onlar erken gelip ışıkları yapmaya başladılar.  Işıklar yerlerini aldı, açıları ayarlandı ve gerekli renkler için filtreler takıldı.

Yönetmenimiz de erken gelenler arasındaydı. Eksik gördüğü ışık düzeni hakkında konuştuk. Birkaç ışık daha eklendi ve bazı filtre renkleri değiştirildi.

Oyunumuzda dekor çok az kullanılıyor. Beden’in her işlevi gördüğü bir oyun bu. Fakat arka fon için özel olarak tasarlanmış ve değerli bir ressamın kumaş üstüne çizdiği kocaman bir arka fonumuz var. Kocaman derken ciddiyim 3-5 metre. Ve taşınırken katlandığı için oldukça buruşmuş.

Yani? Ütülememiz gerekecek.

Fotoğraflarımızı çekecek Volkan abide bizimle. Esra ve Müge’nin de aramıza katılması ile kolları sıvıyoruz.Kumaş oldukça büyük ve hassas. Altına kumaş koymalıyız sahne zarar görebilir. Ama sığmıyor. Parça parça ütüleyeceğiz. Yere yayıyoruz kumaşı. Goncasen aşağıdan geriyor Müge su serpiyor Esra ütülüyor.

Selver bir ütü daha almak için depoya gitti.

Gidiş o gidiş tabi.

O geldiğinde yarısından çoğu bitmiş haldeydi. Bir de ceviz almış gelmiş oturdu yedi.

Şimdi sıra makyajlarda…

Ekip yavaş yavaş toplandı.

İnce ince uğraşılarak yapıldı makyajlar. Kostümler giyildi ve son hazırlıklar yapıldı.

Bu arada saat 21.30 oldu.

Ama neyse ki eksiksiz hazırız.

Maestro yerini aldı ve play tuşuna bastı. Oyunumuz oldukça tempolu bir oyun bu yüzden sahne sahne durarak ilerledi çekim. Ufak bir ara verildi ve 23.30 sularında Goncasen’in durun diye bağırıp kendini yere atıp son pozu vermesi ile paydos verildi.

Hadi hemen tıklayın fotoğraflarımızı. http://www.altkatsanat.com/mimli-hamlet/

+ 1 Kasım

Yoğun geçen Böyle Buyurdu Zerdüşt provaları ardından çok emek verdiğimiz oyunumuz perdesini açtı. Fakat durmayı sevmeyen bir ekip olarak Uzun zamandır aklımızın bir köşesinde hep yaşayan mim projemiz için kolları sıvadık. Uzunca süren kaynak taraması ve oyun incelemeleri sonucunda tiyatro tarihinin kült eserlerinden biri olan Shakespeare’in Hamlet eserine karar verdik. Hamlet’in anlatacak çok şeyi bizim ise Hamlet’e ruh üfleyecek heyecanımız vardı. Aramıza katılan yeni yüzler ile yepyeni bir yola girdik.

Geleneği bozmadık ve sizinle günlük tadındaki prova notlarımızı paylaşmak istedik.

1 Kasım akşamı tüm ekip Mimi Hamlet için toplandık.

Yönetmenimiz Nevzat Süs oyuncularımız Müge Saut, Mehmet Selin Sağdıç, Selver Çavuş, Öykü Özaydın Avcı ve Esra Kucur

Reji asistanlarımız Sena Yapar ve Goncasen Çoban

Tabi ki önce yola çıkış amacımızı ve Hamlet’i konuştuk. Ne yapmak istiyoruz? Ne düşlüyoruz? Nereden başlayacağız, nereye varacağız…

Yönetmenimiz aklımızda ki tüm soruları tek tek cevaplayarak yol haritamızı çizdi. Gerisi biraz an biraz emek biraz çalışma.

Hamlet cümleleri ile tek başına zorlu bir yol hele ki bunu sözsüz beden ile anlatmak derin bir beyin fırtınasına sebep oldu.

Bunun için önce bedenlerimizi tanımamız, kontrol etmemiz ve eğitmemiz gerekliydi. Bu anlamda bize Esra oldukça yardımcı oldu.

Kalarippayattu eğitimini yurt dışında alan oyuncumuz tüm ekibe bir atölye süreci hazırladı. Hint dövüş sporu tüm ekibi bambaşka bir heyecana sürükledi.

Sonra mı? Sonra hep birlikte çay içtik:

Hadi gelin bu süreci birlikte takip edelim.

+ 7 Kasım

7 Kasım akşamı yine tüm ekip birlikteyiz. Önce geleneksel çay sohbet seansımızı yapıp günün stresini ve hayatın koşuşturmasını bir kenara kaldırıp kendimizi sahnenin illüzyonuna bırakıyoruz.

Esra’nın liderliğinde herhangi bir kasımızın zarar görmemesi için ısınmalara başladık. Bu ısınma koşu ile başlayan baş, boyun, kol, bel, bacak, ayak olarak devam eden tüm bedeni kapsayan bir hareket bütünü. Ham vücut ile yapılan tüm hareketler kalıcı hasarlara neden olabilir.

Isınma bittikten sonra ise Kalaripayattu ya ufak bir başlangıç yaptık.

Önce Esra bu derin Hint sporunun hikâyesini anlattı. E ne yaptığımızı bilmeliydik.

Hayvan postürleri ile başlayan süreç sonunda bir bütün halini alıyor. Ne de olsa oyunumuzda bu postürleri kullanma niyetindeyiz.

Kısaca parçadan bütüne.

Ve her prova günü için 3 parça ya karar verildi.

Öyle hayvan postürü diyip geçmeyin her postür en az 2 hareket bütününden oluşuyor.

E bizde Esra’nın aynı zamanda balerin olduğunu unutuvermişiz tabi. Selver’in acı inlemeleri eşliğinde tüm kas sistemimizin bir anda çalışmaya başladığını hissettik.

Sadece kas sistemi değil tabi ki ciddi bir disiplin kalaripayattu tüm dikkat ve denge merkezinizin açık olması gerekiyor.

İlk postürümüz Aslan oldu.

Kol bacak ve nefes uyumu önemli.

Her harekette nefes verişlerinin süresine kadar önemli.

Aslanı önce At sonra Fil izledi. Her hayvan hareket dizisi aynı zamanda bu hayvanların ruhunu içeriyor.

Postürler oluşmaya başladıkça bedeniniz daha kontrollü ve o ruha yakın bir hale geliyor.

Grup olarak ter dökmek daha da keyifli.

Sonra mı? Sonra ağrı kesici içtik! 🙂

+ 11 Kasım

11 Kasım akşamından merhaba. Önce sahne temizliği

Sahne kutsaldır tiyatroda. Evdir. O zaman evi temiz tutmalı.

Biz tüm ekip buradayız. Heyecan dorukta. Bakalım şimdi hangi postür geliyor.

E hamlığı da attık artık bugün kesin hazırız hocam.

Özellikle omuriliği rahatlatan ve doğru bir şekilde dizimini sağlayan ısınmamızı gerçekleştirip asıl konumuza döndük.

Bugünümüz balık, yılan ve boğa postürlerini öğrenmek ile geçecek.

İçine girdikçe heyecan artıyor ne garip değil mi? İnsan hep sıkılacağını sanır böyle atölyelerde ama tam tersi kallaripayattu bir okyanus sanki. Görünen kısmı hareket ve beden evet ama görünmeyen yüzü çok derin bir ruh taşıyor.Yılan postürü kıvrak mesela. Tüm bedeniniz süzülüyor sanki havanın içinde.

Balık bir o kadar kaygan ve dingin.

Boğa ise daha öfkeli. Ama bu duyguları siz seçmiyorsunuz. Postür kendi getiriyor.

Yalnız hocam sol kol sağ bacak mıydı?

Hangi parmağımız kalkıyordu ayağımız arkayı gösterirken?

Kaçıncı tekrar yahu bu?

Sevgili yönetmenim bir çay arası versek

Canım aslan ilk gün ne güzeldin oysaki. 🙂

+ 15 Kasım

Her prova günü bizim için aynı zamanda kavuşmak aslında. Ekip olmak aile olmaktır tiyatroda. Sevgi her şeyin başı bir de çay. Çay alt kat ailesi için önemli bir unsur. İnsana insanı insanca anlatmak için önce kendimizi ve birbirimizi sevmeliyiz. Bir aile sıcaklığı hayal edin şimdi. Çay kokusu, bisküvi ve sevgi ile gülümseyen insanlar. Hepsinin ayrı ayrı hayalleri ve hayatları var. Ama ortak ve güçlü emekleri.

Bu ekip ne zaman oyuna geçecek demeyin. Biz aslında oyuna geçtik. Bir oyuncu için en önemli şeylerden biridir bedeni.

Kontrol yetisi ve dikkati. Odak noktası kaybolduğunda çabuk toplamak, doğru hamleyi yapmak ve seri düşünmek. Bunların hepsini bu çalışmalarda güçlendiriyoruz işte.

Bedenimizi ısıtıyoruz yine. Fakat püf nokta şu her ısınmada kendi sınırını zorlamak. Zorlanmayan noktada bırakılırsa ilerleme kaydedilmez çünkü. Herkes kendinin freni ve gazıdır. Basacağımız noktayı bedenimiz belirliyor zaten.

Bugün önce diğer günleri tekrarını alıyoruz. Postürler gitgide daha ayrıntılı bir hal alıyor çünkü.

Esra karışık olarak hayvan isimlerini söylüyor ve ekip olarak postürü alıyoruz.

Bu çalışma hem hatırlama hem de supleks gelişimi. Kulak organının duyduğu şeyin beyinde görsele dönüşmesi, bedende kasın uyarılması ve kas hafızasının devreye girmesi. Beyin kası uyarıyor kas da yapıveriyor.

Tabi ki ilk denemelerde doğru olmuyor. Çalışmak her alanda önemli.

Bugün horoz, kedi ve yabandomuzu katılıyor ailemize.

Horoz biraz vakit aldı.

Havada durduk şahitlerimiz var.

Sanırım Sena düştü.

Neyse konumuz bu değil Bi çay?

+ 18 Kasım

Önce sarılma ve sohbet sonra disiplin.

Disiplin önemli bir konu. Saatler hatta dakikalar önemli bizim için. Bir amacımız var. Anlatmamız gereken bir metnimiz var çünkü. En önemlisi doğru, hatasız ve eksiksiz anlatmalıyız. Bunca çaba ter tam da bu yüzden işte.

Genel ısınma ve tekrar ardından artık zor postürlerdeyiz.

Köpek, kurt ve tavuskuşu.

Köpek ve kurt aslında bir bütün. E tür itibari ile de öyle zaten.

Mehmet’in deyimi ile tavuskuşu bitmiyor. 5 postüre bedel.

Postürün hareket dizisinin ortalarında Goncasen’i yerde gördük.

Selver sanırım pes etti.

Yok yok oluyor evet yapıyoruz olumlamaları hep Müge’den.

Öykü en inatçımız nefes verin verin nefes bak bi deneyin olacak.

Sena deniyor nefesini. Sığamıyor kendi içine hep isyanda.

Ama başarabilmenin hazzı bambaşka ve tabi Bedeninizi kontrol edebilmenin ayrıcalığı da öyle.

Biz bu hızın içinde boğuşurken bir ses yükseliyor. Evett yönetmenimiz oyunun müziklerini belirlemiş…

Heyecan daha da artıyor şimdi.

Her sahne için ayrı ayrı müzikler. Duyguları ritimleri farklı.

Dinliyoruz hepsini. Kendi dünyalarımızda oynuyoruz her saniyesini. Can veriyoruz her notasına.

İntikamın parodisi diyor Yönetmen…

İntikamın parodisi PARODİSİ…

+ 25 Kasım

Verilen aranın ardından birlikteyiz. Ama tatbiki boş durmadık. Metnimiz geldi

Tabi ki Hamlet eserine hepimiz hâkimiz fakat metinden sözlerin çıkartılıp belirli bir düzene konması uzunca bir çalışma gerektiriyor. Dramaturjik anlam bozulmadan yapılan bu çalışmayı okumak ve sindirmek gerekliydi. Bu demlenmenin ardından hep birlikteyiz.

Önce ısınmamızı yapıp kallaripayattu postürlerimizi tekrarladık.

İstanbul Devlet Konservatuarı Pantomim mezunu olan Müge hocamız bizlere ufak bir mim çalışması yaptırdı.

Mim ayrı bir derya deniz tabi ki ama girişimizi gerçekleştirdik.

E artık metinimize dönebiliriz.

İlk sahnemizin okumasını gerçekleştirdik. Oyuncular bu nokta da özgür.

Öncelikle doğaçlama yapılmalı. Neler çıkacağını görmek istedi yönetmeniz. Ve akış başladı.

Artık ne Müge Mügeydi ne de Selver Selverdi. Müziğin de etkisi ile artık başka bir yer de başka insanlarlaydık. Her hareket ayrı ayrı düşünüldü. Anlaşılır olmalıydı. Anlatmak istediğimiz şey asla sapmamalıydı.

Karakterleri yargılamamalıydık.

Yönetmeniz her hareketi ayrı ayrı düşündü ve parlattı.

Gereksiz görülen kısımlar çıkarıldı.

Müziğin her Q’su saniye ve sayı hesabı ile hesaplandı ve hareketler üzerine yerleştirildi.

Ve ilk sahnemiz kaba hareket düzeni ile nefes almaya başladı.

Ne güzel şey yaratmak, ne güzel şey ruh vermek…

+ 1 Aralık

Ve canımız hafta sonu provaları bugün başladı. Oyuncularımızın hafta içi çalışma saatleri nedeni ile provalarımız genel olarak akşam saatlerinde yapılıyor. Şimdi bir gündüz provası alıyoruz.

Tabi sahneye girildiği an gece-gündüz zaman dilimi pek kalmıyor bizlerde.

Yönetmenimiz günü bir konuşma ile açtı. Artık daha dikkatli ve hızlı ilerlememiz gerektiğini sahne tarihinin yakınlaştığını söyledi.

Henüz kesin bir tarih vermedi ama Ekipçe daha heyecanlıyız şimdi.

Ortak bir heyecana sahip olmak ne güzel şey insan hayatında.

Yönetmenimiz önce replik okuması yapılmasını istedi.

Sözler oyunumuzda kullanılmasa da tüm hareketler bu sözleri anlatmaya yönelik olacak

Bu yüzden her kelimeyi iyice anlamalı ve analiz etmeliyiz.

Daha sonra karakterlerle ilgili konuştuk.

Her birinin sosyo-psikolojik özelliklerini maddeledik. yürüyüşlerini, duruşlarını, tepkilerini analiz ettik.

Ve çalışılan ilk sahnemizi tekrarını akıttık. Değiştirilmesi gereken noktaları tekrar elden geçirdik.

Hamlet’in olmak ya da olmamak tiradı mim ile anlatılacak oyunumuzda.

Mehmet hazırladığı mim performansını gösteriyor yönetmenimize. Her kelimeye bir hareket yazıldı. Bir anlam bütünü oluşturuldu.

Oyunumuz grotesk. Yabancılaştırma kullanıyor yönetmenimiz. Işıkçı’nın oyuna müdahil olduğu yerleri parlatıyor ve ayrıntı çalıştırıyor.

Şimdi her şey çok ciddi değil mi?

Hah tam o ciddiliğin içinde öyle şeyler oluyor ki kahkahalar yankılanıyor tiyatronun duvarlarında.

Eğlenerek çalışmak çok değerli bizim için.

Bu herkese daha özgür bir yaratma süreci sağlıyor.

Biz eğlenmeyi unutsak yönetmenimiz hemen olaya müdahale edip güldürmeyi başarıyor tüm ekibi.

Ama bezen ara vermeyi unutuyor

Çay içelim mi?

+ 8 Aralık

Ortalama 60 dakikalık bir oyun düşünüldüğünden sahnelerin düzenlemesi dakika olarak kısa tutuldu.

Ama bu esnek bir konu yönetmen için. Oyuncuların yaratımına bağlı olarak sahneler uzayıp kısabilir.

Çalışılan sahnelerin tekrarından sonra yeni sahnelerimize geçişimizi yaptık.

Her oturan nokta aklımıza yeni sorular getiriyor tabi ki.

Kostüm, ışık, aksesuar…

Hepsi amaca uygun olmalı…

Yavaş yavaş notlarımızı almaya başladık bugün

Maskeler, eldivenler, mızraklar.

Zihnimizde beliren her fikri konuşarak süzgeçten geçiriyoruz.

Az ve öz olmasına özellikle dikkat ediyoruz.

Shakespeare’nin anlatmak istediği konuyu saptırmadan aktarmak önemli.

Hamlet’in babasının hayaleti ile karşılaştığı sahneyi çalışıyoruz bugün.

Oyuncular mim kullanarak anlatıyor her noktayı.

Her ayrıntı ayrı ayrı çalışıldı bugün.

Örneğin : ‘Hayalet net adımlarla gelir, Hamlet’i aramaktadır.’

  • ‘Hayaletin Hamleti uyarması müzik Q’suna denk gelecek.’

Bunun gibi her ayrıntıyı ayrı ayrı hesaplıyor yönetmenimiz.

Özellikle dikkat ettiği nokta ise oyuncunun kendini rahat hissetmesi.

Zorlama asla yok.

Bizim Hamlet’imiz biraz daha saf biraz daha bizden.

Komiğini çıkarmaya çalışıyoruz her noktanın. Hamlet’e başka noktadan bakılmasını sağlamaya çalışıyor yönetmenimiz. Daha içten bir yerden. Komedi tarih boyu gerçeklerin çıplak anlatımına yardımcı olmuş bir alandır. Hamlet’e bu açıdan bakmak daha sıcak bir hava yaratıyor.

Bu saflığın ve komikliğin içinde onun bir soylu olduğu unutulmamalı uyarısını yapıyor yönetmenimiz. Komik olmaya çabalamamalı durumun komiği çıkarılmalı diyor. Komik olmayı zorlarsak gülünç duruma da düşebiliriz.

Bu konu önemli. Komiği oynamak zorlama kalıyor, durumun komiği ise gerçekçi.

Her insanın olduğu gibi Hamlet’in de zayıf ve eksik yönleri olduğunu hatırlıyoruz.

+ 11 Aralık

Tiyatro da devam eden oyunlarımız ve atölyelerimiz nedeni ile prova boşluklarımız oluyor. Fakat etkili prova saatleri ile açığı kapatmayı başarıyoruz. İlk üç sahnemizi oluşturduk.

Bugün oyunun güzeller güzeli Ophelia’ının üstüne yoğunlaşacağız.

Ophelia Polonius sahnesi. Oyunun başında planlanan oyuncuların dışardan gelip sahnede hazırlanma düşüncesi bugün iptal edildi. Oyunumuz hızlı ve enerjik bir oyun. Yönetmenimiz bu girişlerin oyunu yavaşlattığını ve böldüğünü düşünüyor.Her düşünceyi noktasına kadar hayata geçirme kuralımız yok. Gidişata göre çizgimizi belirliyoruz.

Esra ve Öykü replik okumalarını gerçekleştirdi ve kendi cümlelerini analiz edip hareket düzenleri ile ilgili müzik ile bir doğaçlama yaptı. Doğaçlamadan uygun hareketler alındı. Ve bir dans koreografi çıkarıldı. Müziğin Q’ları hesaplandı. Polonius’un daha yaşlı olmasına dikkat çekildi. Babası kızına Hamlet’ten uzak durmasını öğütlüyor bu sahnede.

Daha sonra Ophelia Hamlet sahnesine geçildi. Replik okuması ve analizden sonra Esra ve Mehmet kendi aralarında müziğin ritmine uygun hareket düzenini çalıştı.

Bu sahnenin tavrı Ophelia’nın Hamlet’e eğilimi ve Hamlet’in onu itmesi üzerine düzenlendi.

Diğer Bir sahnenin ise doğaçlaması yapıldı.

Bizim prova düzenimiz şöyle ilerlemekte:

Önce sahnenin aslını okuyor ve kavrıyoruz daha sonra sözsüz olarak bu sahne beden ile nasıl anlatılır doğaçlaması yapılıyor. Uygun hareketler seçiliyor ve tek tek düzene sokuluyor.

Bir prova gününde üç-dört sahnenin doğaçlamasını alıp diğer provada taslağını çıkarabiliyoruz.

+ 12 Aralık

Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu…

Oyunumuzda gerçeklik, hayal, komedi ve dram iç içe.  Açık biçim olarak ilerliyor. Işıkçı karakteri tüm bu kaosa dışarıdan dahil olarak komiği üstüne çekiyor. Hamlet’in tiradının ortasında sahneye giriş yapan bu tip üstünde duruyoruz bugün. Dâhil olduğu nokta replik düzeni ve postürü. Yönetmenimiz aklındaki tipi anlatıyor. Fazlalıkları uyarıyor ve törpülüyor. Eslerin nasıl oynanması gerektiğini anlatıyor ve oyuncuyu özgür yaratımına gönderiyor.

Birde sanrılar kısmımız var. Claudius’un kendi ile yüzleşmesi. Kralın Tanrıya yakardığı bu sahneyi biz aklındaki kötülükleri sahneye taşıyarak hayal göstermeci olarak aktarıyoruz.

Etkileyici bir müzik kullanılıyor. Yaptığınız tüm kötülüklerin ve zihninizde canlanan her hain planın size saldırdığını düşünün. Her şeyden kaçabilirsiniz. Peki düşünceleriniz den kaçabilir misiniz?

Tüm bu ürpertici hesaplaşmanın içinden bir anda bambaşka bir atmosfere geçiyoruz. Hamlet’in kralı öldürememesi. Evet evet öldürememesi. Müziğin eğlenceli tınısı içimizi sarıyor bir anda. Hamlet’in o naif ve saf hali bir tebessüm yaratıyor herkeste. Yönetmenimizin istediği etki tam da bu işte. Bu keskin ama bizden geçişler. Hamlet’in her bıçak sallayışı müziğin ritmine oturtuluyor. Kralında kaçış anı tabi ki. Bu eğlenceli kovalama ve ışık.

Böyle eğlenceli bir diğer sahne ise babasının hayaletinin Hamlet’e nasıl öldüğünü anlatmaya çalışması.

Hayaletin zehrin kulağından döküldüğü mim ile atlatmaya çalışması fakat Hamlet’in bunu bir oyun sanması oyuna bambaşka bir bakış açısı ve komiklik unsuru sağlıyor.

Bu mim koreografisi ile ilgili konuşuyor ve kalıp olarak oturtuyoruz.

Bugünlük tamam diyor yönetmenimiz. Eve gidince zihninizde parlatın biraz.

Yaşasın sıcak çay kokusu alıyorum.

 

+ 14 Aralık

Naçizane en sevdiğimiz sahnelerden bence. Hamlet – Gertrude sahnesi. Hamlet’in annesi ile olan hesaplaşma anı. Bu sahne parodiden uzak tutuldu özellikle. Bu sahne bir gerçeklik. Mim ile anlatılan kaos, intikam, korku ve hüzün. Bunu yapmak zor. Bu sahnede pantomim ile kapılar inşa ediyor kraliçe oğlundan kaçmak için. Kapıyı kıran Hamlet ve kraliçenin yüzleşme anı: Müzik değişimi ile bambaşka bir hüzne taşıyor insanı.

Müzikleri büyük bir özen ile seçmiş yönetmenimiz. Her sahnenin atmosferine uygun ritimlerde tüm müzik seçimleri. Bu doğru müzik seçimi oyuncuya doğru ritmi ve duyguyu getiriyor doğal olarak. Kraliçenin hareketleri ve asilliği üzerinde duruyoruz. Oğlunu seviyor ve şefkat ile yaklaşıyor olsa da kraliçe olduğu asla unutulmamalı.

Sahnenin sonu ise tam bir tersinleme. Bu kasvetin ve hüznün içinden çıkan Polonius ve ölüm anı tüm ekibi kahkahaya sevk ediyor. Ayrıntı veremiyoruz : ) kaçırmayın diyebilirim.

İlk sahnemiz olan Gertrude-Claudius sahnesinin tekrarını almak istiyor yönetmenimiz. Eğlenceli bir giriş yapıyoruz oyuna bu sahne sayesinde. Oldukça tempolu ve komik.  Kral ve kraliçenin kur yaparak birbirlerine yönelmesi.

Arkadan geçen soytarılar ve gırla eğlence. Tüm bu eğlencenin ardından gelen Hamlet ile kanınız donuyor. Danimarka’nın tüm kokuşmuşluğu ve öfkesini Pantomim ile anlatıyor Hamlet. Annesinin biraz önceki hareketleri ile yüzleşiyor ve öfke kusuyor ona. Nefret ediyor ondan. tabii başarabilirse…

+ 16 Aralık

Genel ısınmayı bazı yazıların başına eklemedik diye sakın kafanız karışmasın. Her prova başlangıcında ısınmamızı yapıyoruz. Sahnemizi temizliyor, sohbetimizi ediyor ve ısınıyoruz. Ruhumuzu ve bedenimizi hazırlamadan provaya asla başlamıyoruz. Kafaca burada olmak önemli bir konu. Algımızın açık olması hızlı ve hatasız ilerlemeye sebep olur.

Ama bazen o gün doğru gelen şeyler ertesi provalarda o kadar da doğru gelmeye biliyor. Çalıştığımız sahnelerimizi alırken birçok noktayı değiştirebiliyoruz örneğin.

‘-Çok abartı olmuş, çok sade kalmış ya da buna burada gerek var mı acaba ‘ gibi düşünceler ışığında ekleme, çıkarma, değiştirmeye gidiyor yönetmenimiz. Ama genelde eklemeler yapıyoruz veya sık yapılan hataları temizliyoruz. Reji ekibi yönetmenimizin hep yanında. Yönetmenimiz eksik ya da hatalı noktaları not aldırıyor. Oyuncular oynarken hatırlatma daimi yapılıyor. Eee  Söz uçar yazı kalır. Yorgun oluyoruz birçok şeyi aynı anda düşünüp uyguluyoruz ve doğal olarak o an yapılan şey ertesi provaya bazen unutuluyor. Bu yüzden her nokta not ediliyor.

Tüm bu sahneler çalışılırken ışık ta konuşmaya başlandı tabi ki. Her sahne için istediğimiz atmosferin yaratımına destek olacak olan ışık düzeni tartışılıyor. Renkler, açılar, vuruş şekilleri vs..

E durum böyle olunca alınacak ve yapılacak listesi de kabarıyor. Asistanlar yapılacak listesini hazırlıyor. Birleştirilecek sahne müzikleri, alınacak ampuller, kostüm eksikleri.

Düşüncelerde başlayan bir proje canlı kanlı ele geliyor sanki.

Şekilleniyor, nefes alıyor, konuşuyor bizimle.

Ne heyecan ne mutluluk ne umut…

+ 19 Aralık

Havalar iyice soğudu İstanbul’da. Yeni yıl telaşı sarıyor artık her yeri. E tabi ki bizi de. Küçük bir kutlama düzenliyoruz Altkat Sanat ailesi olarak. Eski yeni emeği geçen, gönülden bağlı olduğumuz kim varsa hep birlikte olacağız. Kendi aramız da ufak bir hediye çekilişi de yaptık. Goncasen kendini çektiği için ona baştan çektirmek zorunda kaldık. Kimse kendisine kimin çıktığını söylemeyecek diye tembihliyiz.

Ama yönetmenimiz herkesi sıkıştırıyor kim çıktı diye 🙂 ilk dökülen Goncasen oldu. Yahu hiç de zorlamadık pat diye söyledi. Başka duyum alamadık şimdilik.

Bugün Ophelia’nın delirme sahnesi üzerinde duracağız. Güzel Ophelia’nın delirmesi de güzel olur demeyin bizim ki baya baya deliriyor. Ekipçe çok eğleniyoruz bu sahne de. Kral ve Kraliçe’nin Ophelia’dan kaçışı ise yönetmenimizin verdiği bir hareket ile kahkahalara sebep olmaya yetti. Tekrar tekrar her hamleyi ölçüp tartıyoruz yine. (Sahne sağ tarafa çok mu yaslandı, hocam bir de öbür taraftan mı denesek, Müge sen bir de bu taraftan gel, Server öyle mi yaptık yavrum) gibi fikir dalgalanmaları ile buluyoruz doğru yolu.

Tam bu eğlencenin arasında sahneye giren güzel Leartes. Pardon yakışıklı Leartes.  Ekibin en eğlenceli isimlerindendir Öykü. Yıllar önce Sevdalı Bulut oyunumuzda yer almıştı. Hamile kalınca sezon sonuna kadar karnında bebişiyle çıktı oyunlara. Arel bebek şimdi 2,5  yaşında ve Öykü tekrar bu oyun ile sahneye dönüyor. Hem de ne dönmek yine erkek olarak dönüyor. 🙂 Öykü’nün de şansı bu işte ne yapalım.

+ 21 Aralık

ŞUBAT… evet evet ŞUBAT.

Müjde’yi verdi yönetmenimiz Şubat ayında açıyoruz perdelerimizi. Bu ne demek Şubat ayında gözünüz kulağınız biz de olsun demek. Yani hep biz de olsun tabi ki diğer oyunlarımız tüm hızıyla devam ediyor ama yeni bir heyecan ile geliyoruz hem de oldukça eğlenceli bir heyecanla.

Büyük kısmı hallettik gibi. Birçok sahneyi oturttuk. Gerisi her tekrar da parlatmaya kaldı.

Senkronlar arada sırada tekliyor haliyle. Bu noktada devreye çok çalışmak, çok tekrar kalıyor.

Bugün baştan geldiğimiz noktaya kadar tek tek sahne tekrarlarımızı alıyoruz. Yönetmenimiz tespit ettiği hataları not aldırıyor.

Tabi ki hep esnek geçmiyor provalar. Sinirlenilen anlar da yaşanıyor. Bu tiyatronun doğasında var olan bir duygu. Daha iyi olmasını istediğiniz her şey için ciddi bir emek harcarsınız ve kusursuz olmasını istersiniz. Elde olmadan yaşanan aksaklıklar, yorgunluklar her şey iç içedir tiyatroda. Ama önemli olan yaşanılan her şeyin sahnede kalması ve unutulmasıdır. Sonrası yine kahkahalar ve çay sohbetleri. İşte bu yüzden hayatın tam içindendir tiyatro. Bir sağaltımdır. Ekip olabilmekten çok aile olabilmektir. Sevgi bakidir. Bu yüzden tiyatro dışardaki hayata benzemez. Prova sırasında birbirimize kızsak da sarılarak terk ederiz sahneyi. Çünkü en başta bizlerin tiyatroya ihtiyacı var. Bu bilinçle hareket ettiğimizde hiçbir şey yüksündürmez bizleri. Yüreğimizi koyarız ortaya. Bunu anlamak kişinin kendisine kalır. Anlarsan tiyatrocu olursun…

Ophelia’nın intihar sahnesi ne yoğunlaşıyoruz sonra. Bu sahne de kullandığımız bir dekorumuz var Ophelia onun üstünden atlıyor suya. Atlıyor mu sizce? Bilmemmmmm ki sürpriz.

Sahneyi oturttuktan sonra ışık notlarını aldırıyor yönetmenimiz.

Prova bitiminde kostüm deposundan kostüm seçimi yapıyoruz. Uygun olan kostümleri çıkarıp eksikleri belirliyoruz. Yeni prova tarihlerimizi belirleyip bitiriyoruz.

Ayrılma vakti teletabilerin… Pazartesi görüşmek üzere.

+ 26 Aralık

Tiyatromuzda yapılması gereken birkaç tadilat işi vardı. Pazartesi erken biteceğini planlamıştık ama ne yazık ki öyle olmadı ve pazartesi provası iptal edildi. Bazen evdeki hesap ustaya uymuyor işte ne yapalım. Yönetmenimizde tuğlaları taşıyacağını düşünmemişti ama onun hesabı da ustaya uymamış gibi gözüküyor. Hemen çay takviyesi yapıyoruz 🙂 Şu çay bildiğiniz antibiyotik yahu.. Neyse gelelim Mimli Hamlet’e .

Bugün Hamlet’i öldürme planı yapacağız. Hain Claudis’un Leartesi ikna sahnesi bu. Hep Mehmet’le karşılıklı oynamak istemişti Öykü oyun da ama şansına Selver düştü. Demiştim ya Öykü’nün şansı işte 🙂 partnerlerin uyumu yakalaması önemli bir konu. Aynı enerji de olmak sahnenin gelişimini hızlandırıyor. Keza öyle de oldu. İlk seferde neredeyse oturdu sahne diyebiliriz. Ayrıntıları temizledi yönetmenimiz. Aklında ki düzene uymayan, oyunun sünmesine sebep olan nokta varsa çıkarıldı ya da değiştirildi. Bu sahne de mim ağırlıklı kullanılıyor. E ikisinin de uzmanlık alanı olunca sahne bir anda parladı.  Ses ve ışık düzeni konuşuldu bu sahne içinde. Birkaç dekor da hala karasızız. Kullanılıp kullanılmaması konusunda ama sanırım pantomim ile devam edeceğiz o noktada da.

+ 27 Aralık

Bir gün arayla yine hep birlikteyiz. Tiyatronun tadilatı herkesi yordu bu hafta. Toparlanması düzenlenmesi derken epey yoğunduk. Provalar dışında da birlikteyiz biz. İşi erken biten ya da o gün boşta olan yardıma koşuyor hemen. Kolektif bilinç değerli bu anlamda. Ruhu ile sevmeyen kimsenin yapabileceği bir iş değil tiyatro. Koşulsuz sevgi ve emeğe dayanıyor.

İlk sahne den itibaren tekrar alıyoruz. Her sahneyi. İlmek ilmek işlediğimiz sahneleri. Şimdi bir yapıt var ortada. Oldukça güzelleşiyor, güzelleştikçe heyecanlandırıyor.

Hamlet’in sürgün sahnesine geçiyoruz şimdi. Yönetmenimizin aklında bir iki yol var bu sahne için. Hepsi ayrı ayrı denenmeli bu yüzden. Mehmet’e anlatıyor önce aklındakileri. Birlikte bir ölçüp tartıyorlar fikirleri. Sonra iş denemeye kalıyor.

İki ışık getiriyoruz sahneye ve yerleştiriyoruz. Prova ışıkları alınıyor ve loş bir ışık veriliyor sahneye.Müzik, oyuncu, ışık. Dünya da her şey duruyor o an sanki. Bir sürü farklı insan tek bir amaca odaklanmış. Ne güzel şey tiyatro. Ne güzel şey dâhil olmak.

İki farklı reji de deneniyor. Tüm ekip fikirlerini söylüyor. Yönetmenimiz bu anlamda tek güç saymıyor kendini. Tabi ki oyunun gidişatını ve çizgisini koruyor ama her türlü fikri tüm ekiple tartışıp ölçüp karar veriyor. Herkes her şey bizim tiyatromuzda.

Ve yeni sahnemize geçiş yapıyoruz. Müge hoca ve Nevzat hoca çalışıp gelmişler sahneye. Müziğin ritimlerine uygun bir hareket dizisi çıkarmış Müge hoca. Tüm ekibe olağan bir sabır ve sevgi ile hareketleri gösteriyor. El, ayak ve ritimlerin kullanıldığı bir koreografi bu aynı zamanda sahnenin konusunu da anlatıyor. Alkışlar, vurmalar, zıplamalar her şey var. Tek tek hareketler çalışılıyor ve birleştiriyor.

Maestro ver bakalım müziği bu sahne de hazır. 🙂

+ 2 Ocak

Yeni yılın ilk provası.

Son prova notumda seneye görüşürüz esprisini yapmadığımı fark ettim ve bu beni biraz üzdü. Neyse…  Bu yıl hepimize sağlık, huzur, mutluluk ve başarı getirsin.

Yeni yılın dinamik enerjisi ve yaklaşan prömiyer tarihi ile sıvadık kolları hemen. Kullandığımız bir hayal perdemiz var oyunda. Şaşırdınız değil mi? Evet evet hayal perdesi. Nasıl mı kullanıyoruz? E izlerken göreceksiniz onu da.  🙂  Tasvirlerin vidalaması yapılıyor ve deneniyor. Öykü ve Esra oynatacak tasvirleri. Masanın kulisten gelişini ve hazırlanışını tartışıyoruz kendi aramızda. Elbirliği ile çözülmeyecek hiçbir sorun yok tiyatro da. En kötü ışığı alırız 🙂

Emek verdiğiniz, her detayına ellerinizle can verdiğiniz şeyin karşınızda nefes alıyor olması nasıl bir mutluluk anlatamam size.

Şimdi sıra kostümlerde. Tek tek deniyoruz kostümleri. “Bu gömleğin rengi bu pantolona olmadı. – Bide şunu mu denesek, hocam bunu gördünüz mü? “ Hep birlikle hayat veriyoruz karakterlere.Mezarcı sahnemizden bahsetmiştim size. Çapaklarını temizleyeceğiz bugün.  Yönetmenimiz olmasını istediği dizilimi anlatıyor ve fotoğrafı oluşturuyor. Bir tekrar ardından baştan akıtılıyor sahne.

Ver bakalım müziği…

Sürprizzzzz… Yorick’de burada. Evet, evet Yorick. Kralın ölen soytarısı yahu 🙂 dikkatinden kaçanlar için: William Shakespeare Hamlet oyunu sayfa: 197

+ 4 Ocak

Uzun bir gün…

Olukça uzun bir günün ardından merhaba. Saat 13.00 da başlayan prova 22.00 itibari ile son buldu.

Güne afişimizin fotoğraf çekimi ile başladık. Fotoğrafçımız Volkan Bey ile güzel bir sohbetin ardından ekipmanları kuruyoruz hep birlikte.  Kocaman ayaklı ışıklar, yansıtıcılar fon perdesi derken herkes havaya giriyor tabi.

Öykü makyajını yapıyor kuliste Müge yanında, Mehmet üzerini değiştiriyor, Selver çirkin esprilerini yapıyor ama henüz bayılan yok, Esra hazır. Yönetmenimiz ise aklındaki pozları ve açılarını tartışıyor Volkan Bey ile. Goncasen ve Sena hazır ve nazırlar.

Ve başlıyor çekim. Herkes bir bir çektiriyor fotoğrafını. Sıra Öykü’de

Öykü nerede?

Makyaj yapıyor… Hala mı? Yahu kız erkek makyajı yapmış. Hadi silip baştan başlamış. Öykü ’nün de şansı işte hep erkek oynuyor 🙂

Pozlar pozlar flaşlar flaşlar bitiriyoruz çekimi.

Maestro yerine geçiyor. Prova ışıkları veriliyor ve başlıyoruz. Yeni bir sahnemiz var bugün çalışılacak. Cenaze sahnesi. Ophelia’nın cenazesi. Bizim cenazemiz pek bildiğiniz cenazelere benzemiyor ama. Gırla şamata var cenazede. Okumasını ve doğaçlamasını alıyoruz önce daha sonra yönetmenimiz aklındaki akışı anlatıyor ve tane tane oturtuyoruz. Birkaç tekrar alıyor ve oyunumuzun en başına dönüyoruz. Işıkların tam konumları belli olmasada deneme yanılma şeklinde ışıklı bir akış deniyoruz. Giriş çıkışları görmek istiyor yönetmenimiz. Havada kalan ve çapaklı görünen yerleri tek tek çalıştırıyor. Her sahne 2 kez tekrar alınıyor… Her şey yolun da gibi. Hava da kalan bir sahnemiz vardı. Hava da kalan yanlış olur belki; yönetmenimizin içine sinmeyen, oyuncularında alışamadığı bir sahne. Ophelia hamlet sahnesi. O sahneye çeviriyoruz yüzümüzü. Müge’nin önderliğinde yeni bir koreografi deneniyor. Duygular üstünde duruyoruz. Duygular doğru oldukça hareketler anlam kazanıyor ve sahne birden oluşuveriyor. Yönetmenimize bitmiş halini sunuyoruz ve onayı alıyoruz.  Denememiz gereken birkaç dekor vardı onları da sahneleri geldikçe deniyoruz. Işıkla uyumuna bakıyoruz ve fiksliyoruz.

Goncasen’i bir ara ışık odasında sandalyenin üstünde ayakta gördük. Sanırım tüm ekipte akünün suyu boşaldı. Paydos verelim mi hocam ne dersiniz? Saat:22.00 olmuştu bile, ne çabuk geçti 🙂

+ 12 Ocak

Bir Pazar sabahından herkese merhaba

Bugün provamız 11.00 ‘da.  Dikkatinizden kaçmadı farkındayım. Evet, bir hafta ara vermek zorunda kaldık provalara.

Daha öncede söylemiştim oyuncularımız çalışma programları provalarımıza doğal olarak yansıyor. Bunun yanında tiyatronun içinde yer alan etkinliklerimiz, oyunlarımızda günlerimizi etkiliyor tabi ki. Mehmet’in çalıştığı okuldaki bir sanat projesi nedeni ile ara verdik. Mehmet’in olmadığı sahneler hafta içi boş zamanlarda oyuncular tarafından tekrar edildi.

Bugün de detaylar için buradayız. Mehmet aramızda olamayacak ama biz onsuz sahneleri son haline getireceğiz.

İstanbul’da güzel bir Pazar sabahı karşılıyor bizi.

Öykü’den harika bir boğaz manzarası fotoğrafı ile başlıyoruz güne. Güzel enerjili kadındır Öykü.

En içten neşesi ile güzel bir günaydın mesajı yolluyor gruba. Vapur bekliyor belli.

Güzelllll herkes uyanmış yollara düşmüş.

Goncasen sıcacık poğaçaları ile gelmiş tiyatroya. Çayı koymuş. Her şey tıkırında.

Tam vaktinde başlamalıyız. Akşam oyun var, nefes alacak dinlenecek vakit yaratmak gerekiyor.

Derken Öykü’den bir mesaj daha geldi.  ‘’ben vapuru yanlış yerde bekliyormuşum kaç dakikadır buradayım vapur gelmedi. offff geç kalacağım‘’

Eh Öykü hepimizi sen uyandırdın, yüzümüzü gülümsettin, enerji verdin oldu mu şimdi bu?

Herkes burada. Yönetmenimiz bugün biraz huysuz uyanmış. Hiç gülmüyor.

Nevzat hoca tiyatronun babası gibidir. Yani ailemizin. Ve babalar mutsuz olursa ailede mutsuz olur.

Evin muzır çocuğu durur mu peki bu durum karşısın da? Durmaz tabi.

Goncasen bir açıyor ağzını sustura bilene aşk olsun. Olağan enerjisiyle şakalar, espriler, taklitler.

Nefes al be kızım arada nefes al.

Herkesi alıyor bir neşe.

Şimdi her şey yolunda işte. Isınma başlıyor. Öykü’de koşarak dâhil oluyor ısınmaya.

Maestro yerine geçiyor.

Bugün ayrıntı günü. Yani:

Sahneleri akıtıp hataları saptıyor ve düzeltip tekrar alıyoruz.

Kas hafızasına iyice yerleşmesi için.

Mehmet’in olmadığı tüm sahneleri baştan akıtıyoruz.

Duygular ve mimikler üstünde duruyor yönetmenimiz. Tek tek uyarıyor ve hatırlatıyor her ayrıntıyı.

Baştan, baştan ve baştan…

Emek işi tiyatro. Direnmek tüm engellere. Bu direnişimize ortak olduğunuz için biz sizi alkışlıyoruz.

Ha bu arada küçük bir hatırlatma: İstanbul’a yolu ilk defa düşecek olanlar için sabahın tüm o koşuşturması içinde vapura binmenizi öneririm. Boğazın o eşsiz maviliği, martıların anlattıkları ve rüzgârın şarkısı size derin bir nefes aldıracak niteliktedir. Tabi yolunuz düştüğünde Kadıköy’deki evimize Altkat Sanat’a uğrayıp oyunumuzu izlemeyi sakın unutmayın.

+ 13 Ocak

18.00 provası.

Pazartesi sendromu bizi hiç vurmuyor. Biz haftanın her gününü ilk günü gibi yaşayanlardanız çünkü.

Afiş tasarımları hazır. Yönetmenimiz taslakları yolladı. Oldukça eğlenceli bir afiş olmuş. Biz çok beğendik. Umarız sizde beğenirsiniz.

Yüzler gülüyor. Oyunumuz artık şekillendi. Afişimiz hazır. Oyun tarihimiz belirlendi. Ellerimizle hayat verdik.

Önce kostümlerimizi toparlıyoruz. Hepsi kuru temizlemeye gidecek. Büyük bir aksesuar çantası seçiyor ve oyumuzda kullanılan her şeyi içine yerleştiriyoruz.

Sahnemizde birçok oyun oynanıyor. Karışmamalı ve kaybolmamalı.

Bugün akış günü. Evet, hiç kesmeden akıtacağız oyunumuzu. Süre de tutacağız. Akışta yaşanabilecek aksaklıkları görmek istiyor yönetmenimiz.

3,2,1 ışık…

Hiç kesmeden alıyoruz akışımızı. Akış bitiminde yönetmenimiz not aldırdığı hataları, fazlalıkları ve olumlu görüşlerini aktarıyor herkese.

Eksik kaldığını düşündüğü bir sahneden bahsediyor. Tam anlaşılmadığını düşündüğünü söylüyor. Biraz üstünde çalışıp bize bilgi verecek. Ekleme yapacağız sanırım. Heyecanla bekliyoruz

İşte böyledir tiyatro. Parçadan bütüne. Bazen bütünden saptarız eksikleri bazen parçadan.

Perde açıldığında ise ne eksik kalır ne hata…

Emekle yoğurulmuş bir bütün.

+ 19 Ocak

Pazar sabahı…

Goncasen İzmir’den geldi. Ve tabi ki gelirken boyoz hamuru getirmiş. Sabah onları pişirmiş taze taze mis gibi boyozlar ile kahvaltı yaptık. Tüm ekip afiyetle yedik ve çaylarımızı içtik.

Bugün önemli bir konuğumuz olacak; Vecihi Ofluoğlu

Müge, Mehmet, Öykü ve Selver’in hocaları.

Oldukça neşeli, esprili ve disiplinli bir insan.

Uzunca bir sohbet ortamı yaşadık Vecihi Hoca ile. Tiyatrodan, dünyadan, insanlardan, boyozdan, İzmir’den… Aklınıza ne geliyorsa her şeyden konuştuk. Bolca kahkaha attık.

Bizim içinde heyecanlı bir gün çünkü ilk defa tam akışımızı izleyen bir seyircimiz olacak.

Tüm dikkatiyle izledi akışı Vecihi Hoca oyunu. Bitimin de ise fikirlerini belirtti. “Bu sahneyi şu şekilde mi yorumladınız”, “böyle mi düşündünüz” gibi sorularla doğru anlayıp anlamadığını teyit etti. Bizde doğru anlatmayı başarıp başaramadığımızı test etmiş olduk. Oldukça güzel eleştirileri oldu Vecihi Hocanın. Olumlu ve olumsuz hepsi yolumuza ışık tuttu.

Eski öğrencileriyle tekrar çalışmanın verdiği mutluluk ile saatlerce her ayrıntının üstünde durarak çalıştı onlarla. Yönetmenimiz ve Vecihi Hoca tüm sahnelerin üstünden tek tek geçtiler.

Oldukça keyifli ve verimli bir prova günü oldu bizler için.

+ 20 Ocak

Herkese tekrar merhaba.

Dünden kalan güzel bir enerji ile yine buradayız.

Geçen yazı da size bahsettiğim bir konu vardı

Hani yönetmenimizin hava da kaldığını düşündüğü bir sahneden bahsetmiştim.

Bir yapılandırmaya gidip bize haber verecekti. Evet yapılandırmış.

Yeni sahne yazmış yahu. 🙂

Biz birkaç cümle bekliyorduk hocam. Yepyeni iki sahnemiz oldu. Son sahnemiz ve finalimiz de hazır.

Baya baya bitiş çizgisine geldik yani.

Önce araya eklenecek olan yeni sahneyi okuyoruz. Hakkında konuşuyor ve bağlamayı nasıl yapacağımızı tartışıyor.

Yönetmenimiz tek tek açıklıyor aklındakileri. Eklemelerin sebeplerini ve varacağı noktayı.

Oyuncuların aklında herhangi bir soru kalmasını istemiyor. Rahat hissetmeleri tek arzusu.

Yeni sahnenin kanavasını çıkarıyoruz önce. Sonra işlemeye başlıyoruz ayrıntıları.

Üstüne bir de baştan akıtıyoruz geldiğimiz noktaya kadar. Bütüne bakıyoruz.

Küçük aksaklıklar dışında genel bir sıkıntımız yok.

Artık sona çok yakınız. Afişimiz ve tanıtım yazımız hazır. Broşürler baskıya verildi bile

Bu sonun başlangıcı. Biz geliyoruz hem de bu kez oldukça eğlenceli geliyoruz. 🙂

+ 23 Ocak

Bu sonun başlangıcı…

Duyduk duymadık demeyin bugün final çalışıyoruz. Dıddırıdıtttttttttttt

Oyunumuzun sosyal medya duyurusu yapıldı. Gördünüz değil mi?

Görmediyseniz hemen görünüz bence.

22 Şubat Prömiyer günü.

Daha iyi bir planınız yoktur diye düşünüyorum yanılıyor muyum?

Şurada kaç aydır birlikte mesai harcıyoruz sizinle (!) Tabi ki 22 Şubat’ta da birlikte olacağız bende ki de soru yani şimdi. 🙂

Heyecanımı maruz görün. Biz çok emek verdik bu oyuna.

Müge elleriyle tane tane işledi maskelerimizin aynalarını

Öykü tek bir sahne için saatlerce ter döktü

Mehmet boyun fıtığına rağmen canı acısa da devam etti provalara.

Esra kaç kez uykusuz geldiği provalarda tüm enerjisi ile saatlerce koşturdu.

Ve evin acil durum kiti Selver. Emeği asla yadsınamaz.

Yönetmenimiz Nevzat

Asistanlar Goncasen ve Sena…

Biz güzel bir aileyiz. Çok emek verdik. Şimdi çok yakınız sizlerle buluşmaya.

Final sahnesi okunuyor başlıyoruz çalışmaya…

Bu özel bir sahne. Öykü ve Mehmet’in en büyük isteği karşılıklı bir sahnelerinin olmasıydı.

Hah işte o sahne bu sahne. Düello sahnesi.

Kılıçlar çekiliyor ve düello başlıyor.

Sonra mı? sonrası sessizlik..

Ya da çaycı. Çaycı mı? Çaycı tabi. Çaycı kim? söylemem.

22 ŞUBAT. 😊

+ 27 Ocak

İstanbul’da bir hafta başı daha. Biz artık bildiğiniz gibi tam kadro tiyatrodayız. Verdiğim bilgiler ışığında hepimizi tanıdığınızı düşünüyorum artık.

Tabi ki önce çayımızı demledik, sohbetimizi ettik, enerjimizi topladık…

Selver ve Goncasen dün gece oyundan sonra sahneye geldiler. Oyunumuzun ışık tasarımı hazırdı. Ve bu tasarımı kâğıttan hayata geçirmek için kolları sıvadık. Geceden tüm ışıklar hazırlandı, yerlerine asıldı ve filtreleri takıldı.

Çünkü bugün ışık provası günü.

Sahneleri İtalyan akıtıp ışık ve müzik geçişlerine bakacağız.

Önce tek tek sahnelerin ışıklarına bakıyoruz yönetmenimizle. Tek tek ışıkların derecelerini ayarlatıyor. İstediği atmosferi yakalamak için hiçbir ayrıntıyı atlamıyor, tek bir ışık huzmesini bile.

Işık derecelerini ve tonlarını ayarlayıp kesinleşince kayıt ediyoruz ışıkları.

Goncasen ışık kumandasında olacak. Aslında oyuncu ama bu oyunda işin mutfak kısmında yer aldı.

Mehmet’in deyimi ile o bizim yedinci oyuncumuz.

Onun ilk ışık deneyimi. Terimlere, sisteme ve kumandalara aşina olsa da pratiği yok.

Yönetmenimiz heyecanlanmaması ve rahat etmesi için elinden geleni yapıyor. İşini Kolaylaştırmak için her yolu deniyoruz. Çünkü aile olmak bunu gerektiriyor.

Kayıtlar bitince başlıyoruz sahneleri akıtmaya.

-‘ Goncasen şimdi 12’yi kaldır 14 ü indir. Aynı an da. Işık ve müzik aynı anda girecek. Yukarıdan da 3’ü ver.’

404 NOT FOUND

Tamam, baştan deneyelim. Baştan ver.

VEREMEDİ.

Basıyoruz kahkahayı tabi.  Yapar, yapar, hallederiz hep birlikte.

Tüm sahnelerin ışık geçişlerini çalışıyor ve not ediyoruz. Diğer provalarda da pekiştireceğiz.

Yönetmenimiz aklına gelen eksikleri ve bundan sonraki yol haritamızı da anlatıyor ve bitiriyoruz.

-Goncasen iyi misin?

-İyiyim hocam blackout  🙂

+ 3 Şubat

Şubat geldi çatı işte. Son düzlüğe girdik artık.

Havalar iyice soğudu İstanbul’da. Tüm ekip birlikteyiz.

Hazırlıklarımızı yapıyoruz. Amacımız iki akış almak bugün.

Ve başlıyoruz. Goncasen’in ikinci ışık denemesi.

Çabuk öğreniyor. İki playerın karışması ve aynı anda 2 müzik çalması dışında herhangi bir sorun yaşanmadı. 🙂

İlk akışı tamamlıyoruz. Yönetmenimiz enerjinin düşük olduğunu ve ayrıntıların parlatılmadığı düşündüğünü söylüyor.

Ufak bir ara veriyoruz. Ve tekrar başlıyoruz. Konuşma işe yaramış.

Yüksek bir enerji ile başlıyor oyun. Her şey yolunda.

Hamlet in İngiltere’ye gönderildiği sahnede Hamlet’e maskeli haydutlar tarafından zorbalık yapılıyor.

Oyunun enerjisi, hız, ters ışık derken Esra’nın yumruğu Mehmet’in burnuna oturu veriliyor.

Hamlet nakavt.Buz uyguluyoruz. Esra yerlerde tabi. Özür dilemekten helak oldu kız. Önemli bir şey yok; Mehmet’in daha önce aynı yerden yumruk yemiş olması dışında.

Yahu yine aynı yerden yedi. Biraz dinlenip devam ediyor ve kazasız noktalıyoruz provayı.

Büyük sorunlar ve aksaklıklar yok. Mutlu ve memnun ayrılıyoruz tiyatrodan.

+ 6 Şubat

Soğuk bir İstanbul gününden hepinize Merhaba. Ciddi bir fırtına ve yağmur var.

Fakat biz tüm aile sıcacık birlikteyiz. Çayımızı demledik, sohbetimizi ettik. Buz gibi sahne kahkahalarımızla sıcacık oluverdi biranda.

Bugün önemli bir gün. Neden mi? Çünkü kostümlerimiz geldiiiii.

Evet! Hazırlandılar kuru temizlemeye gittiler ve bugün kostümlü prova günü.

Yönetmenimiz için önemi büyük. Oyuncuların kostüm değişiklikleri var. Ve oyun oldukça tempolu ilerliyor. Sahne geçişlerindeki kısa zamanda değişim yapılmalı. Bugün bunu deneyimleyeceğiz.

Eğer yetişilemeyen bir durum olursa ışık ve müzik süreleri ile ayarlama yapacağız.

 

Herkes heyecanlı. Kostümlerini giyiyorlar. Karakterin önce ayakkabısını giyin derler tiyatroda nasıl yürüdüğünü anlarsanız o kalıba girersiniz. Kostümler ile ruha daha da yaklaşıyorlar.

Ve başlıyoruz…

Her şey sorunsuz ilerliyor. Büyük aksaklıklar yok. Zamanlamalar yetişiyor.

Hamlet – Ophelia sahnesinde sıra. Bu sahnede ruhsal tutsaklığı anlatmak için kullandığımız bir zincirimiz var. Oyun akarken bir kaza yaşanıyor ve zincir Esra’nın gözüne çarpıyor.

Hemen buz koyuyoruz. Korkulacak bir şey yok merak etmeyin. 15 dk ara verip toparlanıyoruz. E Selver durur mu Mehmet’in intikamı diye basıyor kahkahayı.

Hatırlarsınız bir önceki prova da yumruk burnuna denk gelmişti Mehmet’in.

Herkesi alıyor bir kahkaha. Esra’nın bundan sonraki bölüm ‘Esra’nın yolu’ demesiyle iyice katılıyoruz. Kaldığımız yerden akıtıp bitiriyoruz provamızı.

İlk kostümlü provamız gayet başarılı geçti.

Biz sizler için hazırız. Ya siz?

+ 10 Şubat

Bir pazartesi provası daha…

Merhaba herkese. Bugün fotoğraf çekimi günü. Tanıtım yazımız hazır, kadro listemiz ve fotoğrafları hazır.

Geriye kalıyor oyunumuzun ilk çekimi.

Selver ve Goncasen erkenden tiyatrodaydılar.

Sahnemiz de birçok oyun sergilendiği için ışıklarımızın yer ve açıları değişiyor. Onlar erken gelip ışıkları yapmaya başladılar.  Işıklar yerlerini aldı, açıları ayarlandı ve gerekli renkler için filtreler takıldı.

Yönetmenimiz de erken gelenler arasındaydı. Eksik gördüğü ışık düzeni hakkında konuştuk. Birkaç ışık daha eklendi ve bazı filtre renkleri değiştirildi.

Oyunumuzda dekor çok az kullanılıyor. Beden’in her işlevi gördüğü bir oyun bu. Fakat arka fon için özel olarak tasarlanmış ve değerli bir ressamın kumaş üstüne çizdiği kocaman bir arka fonumuz var. Kocaman derken ciddiyim 3-5 metre. Ve taşınırken katlandığı için oldukça buruşmuş.

Yani? Ütülememiz gerekecek.

Fotoğraflarımızı çekecek Volkan abide bizimle. Esra ve Müge’nin de aramıza katılması ile kolları sıvıyoruz.Kumaş oldukça büyük ve hassas. Altına kumaş koymalıyız sahne zarar görebilir. Ama sığmıyor. Parça parça ütüleyeceğiz. Yere yayıyoruz kumaşı. Goncasen aşağıdan geriyor Müge su serpiyor Esra ütülüyor.

Selver bir ütü daha almak için depoya gitti.

Gidiş o gidiş tabi.

O geldiğinde yarısından çoğu bitmiş haldeydi. Bir de ceviz almış gelmiş oturdu yedi.

Şimdi sıra makyajlarda…

Ekip yavaş yavaş toplandı.

İnce ince uğraşılarak yapıldı makyajlar. Kostümler giyildi ve son hazırlıklar yapıldı.

Bu arada saat 21.30 oldu.

Ama neyse ki eksiksiz hazırız.

Maestro yerini aldı ve play tuşuna bastı. Oyunumuz oldukça tempolu bir oyun bu yüzden sahne sahne durarak ilerledi çekim. Ufak bir ara verildi ve 23.30 sularında Goncasen’in durun diye bağırıp kendini yere atıp son pozu vermesi ile paydos verildi.

Hadi hemen tıklayın fotoğraflarımızı. http://www.altkatsanat.com/mimli-hamlet/

Son Yazılar